Bursa’yı gezerken çok bilinçli olmak gerekir. Her an muhteşem bir tarihi eserle karşı karşıya kalabilirsiniz. Tüm kadirbilmezliklere direnip bize kadar ulaşmış ecdat yadigârı eserlerle yüzleşebilirsiniz. Adeta “Ben buradayım, neden bana dikkat etmiyorsun?” dercesine kendini göstermeye çalışır, medeniyetimizin mührü olan eserler.
Mâna erleri ile ise bir başkadır Bursa.
Ulu Cami ayrı bir yerde tutulmalı. Yapılış hikâyesi, hat sanatının nadide eserleri, mihrabındaki sanatsal ve içerik açısından insanı maveraya sürükleyen anlam yüklü ifadeleri, kündekarî usul ile yapılmış minberindeki güneş sistemi ve üzerine eserler yazılmış halen yazılan Ulu Cami ayrı değerlendirilmeli.
“Ey ulu Cami! Ey büyüklerin toplandığı cami! Ne mutlu gece gündüz seni ziyaret edip (ibadet edenlere)” anlamındaki Hz. Üftade’nin beyti Bursa Ulu Cami’yi özetleyen bir anlam taşır.
Tophanesi, Sur içi, Tahta Kale’si (Taht-ı Kal’a yani Kale Altı) Hanlar Bölgesi, Çekirge’si, Muradiye’si, Hüdavendigar’ı, Irgandı Köprüsü, Emir Sultan’ı, Yıldırım’ı ile bambaşka bir tarihtir Bursa. Pınarbaşı, Maksem, Beyaz Köşk, Teleferik, Molla Arap, Kayhan, Abdal Fırını, Kızık köyleri, Uludağ’ı, Uluabat’ı, kaplıcaları, kaynak suları ile velhasıl say say bitmez güzelliği Bursa’nın.
Altı Osmanlı padişahı, hüzünlü hayat hikâyeleri ile ebedi istirahatgâhlarındaki şehzadeleri, eşleri, çocukları ile Muradiye Külliyesi ayrı bir mekân. İsmail Hakkı Bursavî, Emir Sultan, Üftade Hazretleri, Molla Hüsrev, Molla Fenari, Süleyman Çelebi vb. gibi isimlerini tek tek zikredemediğim yüzlercesi Bursa’da medfun veya makamları mevcuttur. Güncel bilgi için değerli hocalarım Prof. Dr. Osman Çetin’in “Bursa Gezileri: Bursa’daki Tarih, Tarihteki Bursa” isimli eseri ile Prof. Dr. Mustafa Kara’nın “Mustafa Kara İle Yollara Düşmek” isimli geziye katılan öğrencilerinin bir araya getirdikleri bilgilerden oluşan kitaplara bakılabilir.
Esasen, bu yazıya neden olan, Yeşil Külliyesi’ne bağlı olarak Çelebi Mehmet tarafından 1419 yılında yapılan Yeşil Medrese’yi ziyaret etmemdir. Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak faaliyet gösteren müzeyi 1980 öncesi de ziyaret etmiştim. Aradan yıllar geçti; bir daha ziyaret etmek, oradan Yeşil Cami’de namaz kılıp Yeşil Türbe’yi ziyaret ederek BİHMED’deki ilmî bir oturuma katılmaktı. Gerçekleştirdim, elhamdülillah.
Müzeye girmek için yaklaştığımda görevliler karşıma çıktılar. Altmış beş yaş üstü olduğumu öğrenince ücretsiz geçebileceğimi ifade ettiler. Çok güzel ilgilendiler. Teşekkür ederim. İçeri girdim. Bildiğimiz avlusu içeride, tabiatla iç içe olmayı sağlayan mimari yapı ve küçük odalardan oluşan bir külliye. Tabi medrese iken öğrencilerin kaldığı odalarda şimdilerde tarihe ışık tutan eserler yer almakta.
Hat sanatı ve ebru, tezhip örnekleri, bunların hokkaları, kalemleri, maktaları, makasları, mıstarlarının sergilendiği odalar. Çok güzel hat örnekleri duvarları süslüyor... Halı örnekleri, ıstar, kirkit vb. malzemeler... Lambalar, avizeler, kahve takımları, bakır ve gümüş kaplar, porselen tabaklar hâsılı çok güzel eserler sergileniyor. Ancak, önceki ziyaretimde gördüğüm geyik derisine yazılmış devasa el yazması Kur’an-ı Kerim’in İstanbul’daki müzeye götürüldüğü bilgisini aldım.
Civardaki mezarları ziyaret edemedim. Bizim mezar taşlarımızda da sanatın zirvesi sergilenir.
Yeşil Cami’nin giriş kapısındaki mermer işçiliğinin zarafeti büyüleyici. Sanki peynir yumuşaklığındaymış gibi yazılmış yazılar, ince ince halı gibi dokunmuş sanırsınız. Mihrabındaki büyüleyicilik insanı mest ediyor. Ters T şeklindeki mimarisi ile bilinen camilerimizin önemli örneklerindendir. Çinisi, akustiği ile apayrı bir eser. Buranın anlatımını da ehline bırakalım.
Yeşil Türbe artık Yeşil Bursa’ya uyum sağlamış çok kıymetli bir makber. Burayı defalarca ziyaret ettim. Maalesef girişte sağ ikinci pencerenin üzerindeki çinilere işlenmiş hadis, ehil olmayan kişiler tarafından yerleştirildiğinden karmakarışık olmuş hali halen duruyor. Aradan on sene geçmesine rağmen... Şahsen tüm ilgili birimlere hatırlatmama rağmen halen değişmemiş. Üzüldüm.
BİHMED (Bursa İmam-Hatip Lisesi Mezunları Derneği) oturumuna katıldım. Doyurucu bir tefsir dersi yapıyordu Suriyeli Dr. Talip Üstaz. Bu ilmi toplantıdan sonra naht sanatı hakkında bilgi almak üzere emekli öğretmen Ahmet Bayar Bey ile yola revan olduk. Şible Caminin önünden Emir Sultan Camisi’nin avlusundan Zeyniler Camisi’ne geçtik. Namazı orada eda edip çevreye şöyle bir göz attım.
Aman Yarabbi! Kimler burada yaşamış, şaşırıp kaldım. Molla Hüsrev’in dahi bu civarda medfun olduğunu öğrendim. İsmi geçen, geçmeyen tüm ecdada rahmet olsun.
Oradan yine bir emekli öğretmen naht sanatçısı Avni İnci Bey ile buluşup kısa bilgi alıp bir adet tirfil yapmayı öğretti ve döndüm geldim evime.
***
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar