Sık sık sorulan bir soru ile karşılaşırız; “Neden Müslümanlar birlik ve beraberlik içinde değiller? İslam dışı toplumlar bâtıl inanca sahip diyoruz ama yeri geldiğinde bir arada olabiliyorlar. Ama biz Müslümanlar hep ayrı düşüyoruz. Sebebi nedir?“ diyerek içi acıyan samimi dostlar hep bu soruyu sorar dururlar. Doğrusu cevap vermeye çalışırız ama ne kadar derde deva oluruz bilemem.
İhtilaf yani farklı düşünmek insanoğlu ile birlikte var olan bir gerçekliktir. Olması da doğaldır. Çünkü Allah insanı böyle yaratmış ve böylesini uygun bulmuştur. Esasında ihtilaf, fırsata çevrildiğinde çok faydalı olur. İlerleme, istişare ve yenilenme ihtilaf yolu ile ortaya çıkar. İslam’ın hedefi tornadan çıkma, tek tip toplum ortaya koymak değildir. Bu insan tabiatına ve yaratılış hikmetine terstir. Tek tip varlıklar meleklerdir. O nedenle melekler medeniyet oluşturamazlar. Onların irade beyanı hakkı da yoktur. İnsanın yaratılışı bahsinde Allah’ın meleklere verdiği cevap Kur’an-ı Kerim’de detaylı anlatılır. (Bkz: Bakara/30) Bu sebeple insanı niçin yarattığını belirtir Rabbimiz.
Esas sıkıntımız ihtilafı tefrikaya döndürme becerimizdir(!) Zorlandığımız nokta olmaması gereken şekliyle ihtilafı ayrımcılık ve tefrikaya evirmemizdir. “İşlerde onlarla (Müminlerle) istişare (danışma ve görüş alma yöntemini işlet) et.” Bkz: Âl-i İmran/159) İstişare etmek, danışma meclisi oluşturmak ve böylece verilecek kararlar ortak fikirlerden olmuş olsun. Farklı fikir ve düşünceler alınacak kararlara kaynak oluştursun ve böylece farklılıklar bir potada eritilsin, ortak potaya giremeyenler düşünceler de kenarda kalsın. Alınan kararlar herkesin kabul ettiği karalar olsun ve böylece de bir şeye karar verince de Allah’a tevekkül ederek uygulamaya konulsun. O zaman birlik sağlanır. Birliktelik temin edilir. Medeniyetimizin başarılı dönemleri bu anlayışın hakim olduğu zamanlardır.
Şahsi fikirler, cemaat düşünceleri, siyasi düşünceler vesile olmaktan çıkarılır gayeye dönüştürülürse işte o zaman ihtilaf tefrikaya dönüşür ve kahrolası ayrılıklar oluşur. Batıl yüzde on ortak noktada tek millet olurken, Hak yüzde doksan ortak noktada tefrikaya düşmektedir. Bu gün olan budur. Bundan tez elden kurtulmamız gerekir.
Yukarı paragrafta söylediğim ihtilafı tefrikaya çevirme ile ilgili çağrım din eğitimi alanlara ve kendisini İslam hakkında konuşmaya yetkili görenleredir. Halka değildir. Kendisini ve fikirlerini tabu yapıp, kişisel eğilimlerini tek doğruymuş gibi savunanlaradır. Kendisini veya bağlısını “la yuhtî” yani kusursuz görenleredir. Sosyal medyada ileri geri konuşan, boy-boy endam edenleredir. Ne olur gelin nefsimiz bizi aldatmasın. Bulunduğumuz ve edindiğimiz kazanımlar bizi putlaştırmasın. “İhtilaf et meşhur ol.” Mantığı bu ümmete fayda vermez. Ayrıntılarla boğuşup “Öz”ü kaybettirmeyelim.
Ben halkın arasında yaşayan birisiyim. Sordukları sorulardan “Öz”den ne kadar uzak olduğumuzu görüyorum. Hurafeyi din diye anlatanların, ihtilaf edilen konuları gündeme taşıyanların, kurduğu kendi gettolarında ürettiği fantezi düşünceleri din diye pazarlayanların, akademik unvana kavuşunca ille de farklı şeyler söylemem gerekir vehmine kapılanların din adına sakat bıraktıkları halkın kafası çok karışıktır. Onların inançları saf ve temizdir. Ama ayrıntılarla boğuşuyorlar. Bunu sebebi yukarıda zikretmeye çalıştığım gerçekliklerdir. Bu sözüm sadece Türkiye için değil tüm İslam âlemi için geçerlidir. Bu nedenle de her birimiz ayrı telden çalıyoruz maalesef.
Yazımı Diyanet İşleri Başkanlığımızın Şubat 2017 tarihli Aylık Derginin 314. Sayısına atıfla bitirmek istiyorum. Bu sayıyı kaç Diyanet mensubu veya okuma alışkanlığı olan kaç kişi okudu veya hazmederek okudu bilmiyorum. Ama bu sayıyı mutlaka edinip, hatta bu sayının iyi bilen ve açıklama ve açılım yapabilecek birisiyle okunmasını, kütüphanemizde bulunmasını, özellikle teşkilatımız mensuplarının hazmederek okunmasını tavsiye ederim.(Bkz: İHTİLAF AHLAKI https://www2.diyanet.gov.tr › aylik/şubat/2017
Şu alıntı ile yazımı sona erdirmek isterim:
“Bugün biz Müslümanların en çok dikkat etmesi gereken husus; vesilelerle gayeleri birbirine karıştırma, feri meseleleri asılların yerine ikame etme, İslam’ın meşru kabul etmediği bilgi kaynaklarına itibar etme ve medeniyetinin 14 asırlık mirasını yok sayma gibi hatalara düşmeden din-i mübin-i İslam’ı anlamaya ve anlatmaya çalışmaktır. Bize düşen görev; Müslümanları tek bir kalıba sokma, kardeşimizin niyetini sorgulama, kıt bilgimizle âlim kesilme, şahsi tartışmalarımızı ilmi tartışmaların önüne geçirme gibi hatalara düşmeden vahdetimizi korumaktır. Farklı dinî yaklaşımlarımız, köklü geleneğimizden ve medeniyetimizden aldığımız güçle geleceğe güvenle bakmamızın önündeki engeller olmamalıdır. İslam’ın sabitelerini elbirliği ile muhafaza etmek, değişkenler konusunda ise birbirimizi dinlemeye, değerlendirmeye ve anlamaya çalışmak zorundayız. Zira ihtilafın hilafa, tefrikaya ve fitneye dönüşmesine fırsat vermemek her Müslüman için vazgeçilmez bir sorumluluktur.”(Prof. Dr. Mehmet Görmez/Diyanet İşleri Başkanı/Emekli), Diyanet Aylık Dergi, Şubat 2017/ 314. Sayısı, (İhtilaf Ahlakı Sayısı)
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /1
Yusuf Sarıkaya
Kadim Değerimiz Komşuluk
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /7 - İstasyonda İki Kız Kardeş
Gevher Aktaş Demirkaya
Tren İstasyonlarında Vedalar Kavuşmalar Hatıralar
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Musa Aşkın
Eğer
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar
Selam ve dua ile.