Her bayram olduğu gibi 2026 Kurban Bayramı da ülkemizde ve İslam âleminde acılarımızla beraber kutlandı. Uzun bir tatil dönemi dolayısıyla halkımız yollara düştü. Türkiye Diyanet Vakfı gibi diğer hayır kurumları mağdur coğrafyalara “Kurbanını Paylaş, Kardeşinle Yakınlaş” düsturu ile pek çok gönüllü yollara düştü.
Elhamdülillah benim oğlum da Türkiye Diyanet Vakfı organizesi ile Gana’ya gitti. Ülkemiz Müslümanlarının kurban bağışlarını orada ihtiyaç sahiplerine dağıtan ekipte yer aldı. Türkiye her zaman İslam ümmetine ağabeylik yapmıştır. Yapmaya da devam edecektir elhamdülillah.
Bu bayramda da köylerimiz, mahallelerimiz gurbetçilerle doldu taştı. Camilerimizden arefe gününden başlayıp bayramın dördüncü günü ikindi namazı sonuna kadar yirmi üç vakit teşrik tekbirleri semanın boşluğuna bırakıldı. Tüm dünyadaki Müslümanların bu kutsal ifadeleri hacıların tekbirleriyle gökyüzünde buluşup Rabbimizin katına yükseldi.
“Allahu ekber, Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber, Allahu ekber ve lillahi'l hamd.” “En yüce Allah’tır, en büyük Allah’tır. Ondan başka yaratan, besleyip büyüten, haram ve helali belirleyen yoktur. Tek yüce ilahtır. Allah en yücedir, Övgü ve minnettarlık sadece O’nadır.” kutlu ifadeleri hepimizi sarmaladı.
“Milk-i Beka’dan gelmişem / Fani cihanı neylerem.
Ben dost cemalin görmüşem/ Hur-i cinanı neylerem.
İsmailem Hak yoluna / Canımı kurban eylerem.
Çünkü bu can kurban sana / Koç kurbanı ben neylerem.”
Yunus böyle söyler. Evet, mesele Hak yoluna kendini kurban edebilmektir. Kurban, yaklaşmak, Yaratanın rızasını ummaktır. Bu nedenle kâinatı ve kâinattakileri evrenin en kıymetli ve saygın varlığı olarak yarattığı insana hizmet için var eden Allah, kurban olacak hayvanları sadece O’nun emrini yerine getirmek için kesmemizi ister.
Bu inceliği anlamayanlardan zaman zaman çatlak sesler duyarız. Bu incelik nedeniyle de Allah’ın Rahman ve Rahim esmasını zikretmeden “Bismillahi Allahu ekber” diyerek kurban ederiz.
Köyüne yıllar sonra gelen gurbetçiler oldu. Âdeta gözlerinin feri gitmiş yaşlılar misali yıllardır ışık görülmeyen eski evlerden ışık huzmelerine şahit olduk. Dede, nine, anne, baba ve çocuklardan oluşan ve sırt sırta vermiş evler son elli yılın en acımasız yalnızlığını yaşıyorlar. Serpenekleri (saçakları) çökmüş, yırtık elbiseli adamlar misali her tarafından duvarları delinmiş, damını yaban otlarının sarmaladığı yetim kalmış çocuklar gibi yokluğa terkedilmiş yuvalar insan nefesiyle kendine geldi bu bayram.
Komşuluk gibi çok kıymetlideğerlerimiz moderniteye kurban edildi. Bayramlarda en azından bazı duyarlı kimseler akraba ziyaretleri yaparak değerlerimizi canlandırmış oluyorlar. Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç’in Doğu ve Batı Arasında İslam kitabını okuyorum. Dil konusunda : “Lisanın fakirleşmesi şehirleşme veya lisanın devamlı yenilenme ve zenginleşme kaynağı olan köyün yok edilmesi ile ilgilidir. ( Dip not: 167)” diyor. Bu güzellikleri daha canlı tutmak gerekir. İsterim ki, köylerinizle bir konteyner koyarak ta olsa bağ kurun. En az birkaç ayınızı köylerde geçirin.
Emekli olduktan sonra şehrin gürültüsünden köyün sükûnetine teslim olun. Olabilirse küçücük bir bahçeniz olsun. Orada ayaklarınız toprağa değsin. Okuma alışkanlığı olanlar sakin ortamda okumalar yapsın. Olmayanlar sohbet ortamlarına katılsın. Kısacası köylerimizi en azından yaz günlerinde şenlendirelim.
Bayramlardaki kalabalık ortam yaz günlerinde de devam etsin. Bahar geldiğinde iğde ve has gül kokuları etrafı sarıyor. Bin bir çeşit çiçek, çeşit çeşit kuşlar, bülbüller sabah namazı ile birlikte size manevi lisanları ile “hayırlı sabahlar” diyor. Bu güzellikleri lütfen kaçırmayalım.
Bayram günlerinde üzülerek ifade edeyim onca tedbire rağmen trafik kazaları bizi son derece üzdü. Uykusuzluk, hatalı araç kullanımı, bakımsız araçlar ve acemi şoförler yine bize acı yaşattı. Acemi kasaplar konusu da ayrı bir sıkıntı oldu. Yaralılara ve hastalara şifalar, ölenlere Allah rahmet eylesin diyorum.
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 24 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Musa Aşkın
Geleceksiz Kalmak
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Dilek Tuna Memişoğlu
80'ler Bizim Rengimizdi Bizim Zamanlarımızdı
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Ebru Bozcuk
İçimdeki Ses
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar