Maalesef günlerdir acı, korkunç ve de ahlaksızca bir cinayetin tartışmasını yapıyor ülkemiz. İnfial halindeyiz. Üzüntümüz diz boyu. Çürümüşlüğün dibe vuruşunun örneğine tanık oluyoruz. Herkesi üzen günleri yaşıyoruz. Hatta öyle oldu ki, Gazze katilini bile ikinci sıraya itti bu olay.
Masum fotoğrafları ile her gün evlerimize konuk oldu Narin kızımız. Kur’an kursuna gitmiş güzel evladımız. Bu yaşta çok önemli böylesi kurslar. İlk din eğitimini mahalle ve köy çocukları camilerden alır. O da bunu yapmış. Ama kötü bir niyet, arlanmaz bir akıl plan kurmuş. Canice kurgulanmış bir plan, haince bir pusu onu hayattan kopardı. Acaba masum Narin, o pusuya çekilirken katilin yüzüne nasıl baktı? Bu cinayeti işleyen kalpsiz, insan müsveddesi ilk darbeyi vururken vicdanı nereye gitmişti veya vicdanı var mıydı?
Olayın yönünü değiştirmek isteyen bölücü hainlerden tutun da, siyasi rant peşinde koşanlara varıncaya kadar bu korkunç cinayetten rant devşirmek isteyenlere tanık olduk bu sürede. Yani başka bir çürümüşlük sahnesine şahit oluyoruz. Bu nasıl bir kokuşmuşluktur? Bu nasıl bir zihniyettir? Buradan hükümete, Adalet ve İç İşleri Bakanı’na veya jandarmaya varıncaya kadar hedef tahtasına oturtanların amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu anlaşılıyor. Evrensel hukuk kuralı “beraet-i zimmet asıldır.” ilkesidir. Suç ispat edilinceye kadar herkes suçsuzdur kuralı çiğnenmemeli. Mahkemeler gerekli kararı verecekler. Ama ağza mühür vurulup da, ellerin, ayakların konuşacağı hesap günü bu cinayet tüm insanlığın önünde görülecek. Muhakkak görülecek.
Meseleyi bölge meselesi, etnik yapı ve siyasi bir mesele olarak görmek ayrı bir hastalıktır. Bu tür ahlak dışılık, vicdansızlık belli kategorilerle değerlendirip kategorik hale sokulamaz. Bu tür vicdansız, ahlaksız olaylar doğuda, batıda, ülkemizde veya Batı’da da olabilir, oluyor da. Konuyu kategorik hale indirgemek baştan hatalıdır. Bunun da altını çizelim.
Bu olayın failleri bulunsa bile konunun çok detaylı tahlili yapılmalı. Güç zehirlenmesinin sebep olduğu şımarıklık, töre anlayışı, dini inanç ve duygularla oynamanın topluma açtığı yara, İslam ahlakına uymamanın acı faturası, cinsel yönelimlerin alenileşmesi ve sapkınlığa evrilmesi, yasak ve ensest ilişkilerin topluma özendirilmesi, giderek müstehcenleşme, sokak hali ile ev halinin aynileşmesi, vb. konular ciddi bir şekilde tahlil edilip, tedbirler alınmalı. Ülkemiz, varlığın meydana getirdiği şımarıklık psikolojisini yaşıyor. Kur’an buna “Mütref” kavramını kullanıyor. Toplum, hızla “Mütref“ bir toplum haline geliyor.
Maalesef televizyonlarımız konuyu sadece polisiye yönüyle alıyor ve asıl sebeplere bir türlü inemiyor. Belki de bu meselede bazı suçsuz insanlar töhmet altında kalıyor. Hükümetin bu acı olayın başında yayın kısıtlaması getirmesi çok yerinde olmuştur. Belki biraz daha kısıtlama gerekebilirdi. Bazı televizyonlarda anlatılanlardan: “Amcaya güvenme, babaya güvenme, ağabeye güvenme” sonucunu çıkarmak zor değil. Bunun meydana getireceği yıkımın farkında olmak gerekir. Aile bağlarını koparacak bu tür yorumların toplumsal travmalarını hesap etmeden konuşmak doğru değildir. Bu nedenle konuşmalar ölçülü olmalı. Alan uzmanları konuşmalı ve yorum yapmalı.
Meleklerle birlikte olduğunu kabul ettiğimiz Narin kızımız da bu dünyanın acımasızlığını masum yaşta yaşayarak meleklerle uçtu gitti. Güzel kızım, hesabın görüleceği zamana kadar Rabbimizin sana açtığı kabir penceresinden bakarak acı bize oldu mu? Koca koca adamlar nelerle uğraşıyor diye bize merhamet dile oldu mu? İdamı kaldırarak “İnsanlar kendilerini Allah’tan daha merhametli sanıyorlar ve kendi yazdıkları ile insanları yargılıyorlar.” diye hayret etmeye devam et oldu mu?
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar