Geçenlerde bir komşunun çocuğunun düğününde günün anlam ve önemine vurgu yaptım. Evlenen gençleri kutladım. Anne ve babaları tebrik ettim. Bekârlara seslendim. Evlenmelerini söyledim. Kariyer veya başka nedenlerle evliliği ertelememelerini özellikle hatırlattım. Onlara da bol şanslar diledim. Konuşmamı bir ayet ve hadisle sonlandırdım.
“(Üreme, çoğalma doğal ihtiyaçlarınızı yerine getirme amaçlı) nefsi arzu ve istekleriniz için kendi hemcinsinizden eşler yaratması, aranıza sevgi, saygı ve merhamet bağları yerleştirmesi de Allah’ın yüceliğinin delillerindendir. Düşünen kimseler için bunda da büyük dersler vardır.”(K.Kerim, Rum Sûresi, 21. Ayet.) “Kim geçim derdi nedeniyle evlenmezse benim (şuurlu) ümmetim değildir.” (Camiül Ekber, c.1,312588.Hadis.)
Yakında bir istatistik yayınlandı. Türkiye’nin 2023 yılı doğum oranı 1.51 bir başka veriye göre de 1.63 olarak ilan edildi. Yani Türkiye de batılı ülkeler gibi yaşlanan nüfusa doğru yol alıyor. Hâlbuki bir ülkenin genç nüfusa sahip olabilmesi için en az 2,1 büyüme göstermesi gerekiyormuş. Şimdi gelelim sorunun kısa bir tahliline:
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan katıldığı düğün merasimlerinde ve bazen gerekli yerlerde “en az üç çocuk” vurgusu yaptığında “çocuk yapmamıza da karışıyor” diye homurdananlar oldu. Ben konunun hassasiyetini anladım. Çünkü benim evlendiğim yıllarda “doğum kontrolü” adı altında bizi şekillendirmeye çalışanların amaçlarını tahmin ederek asla bu oyuna gelmedim. Tedbirse tedbirimizi doğal yollardan aldık ve elhamdülillah Allah bize üç yiğit oğul ve canımın parçası bir kız lütfetti. Tek maaşlıydım. Ama daima tedbirli ve tasarrufa dikkat ettik hanımımla birlikte. Tüm çocuklarımız evlendiler, işlerini buldular, altı torunumuzla mutluyuz. Yedincisini yakında hayırlısıyla bekliyoruz, diğer torunları da evlatlarımızdan bekliyoruz.
Toplumu bitiren şey aile hayatının bozulması, evlilik yaşının yükselmesi veya evlenmememe hastalığının baş göstermesi, boşanmaların çoğalması diyebiliriz. Ekonomi, işsizlik, aşsızlık değildir evlenmeyi engelleyen. Aşksızlık en büyük nedendir. Bu sözümü kınayanlar olacaktır. Çevrenize bakın, fazla değil yirmi-yirmi beş sene önce bir hanede dört-beş çocuk vardı en az. Ekonomi de çok iyi değildi. Ama kimse aç kalmadı ve açlığından da ölmedi. Hatta o fakir ailelerin çocuklarının çoğu ekonomi uzmanı, tıp doktoru, ilahiyatçı oldu. İş adamı oldu ülkeye kaynak temin ediyor.
Gösteriş, elgördülük, “falanın var benim neden yok” gibi kendi icat ettiğimiz putlar aşkı öldürdü yerine tapınmamızı zorunlu kılan eşyalar, arabalar, evler ve kariyer putlarını yerleştirdi. Bu putları kırmayı beceremeyenler ya evlenmeyi terk etti, ya da evliyse boşanma yoluna girdi.
Gençlere, anne babalara sesleniyorum özellikle kız çocuklarına sesleniyorum: Evlenmeyi ertelemeyin. Özellikle aslını neslini bildiğiniz gençlerle evlenin. Önünüze kariyer vb. putlarını koyup kendinizi tüketmeyin. Kızlarda ve erkelerde evlilik yaşı on yediden başlar en fazla yirmi beş yaşa kadar sürmelidir. Bu yaşlardan sonra düşüşe geçilir ve istenen evlilik aşkı oluşmaz. Rızık Allah’ın elindedir. Gözlerimle gördüm yiyecek ekmek bulamayan aileler trilyonlarla oynuyor. Malına güvenen pek çok zenginin mallarının yerinde yeller esiyor. Rızık taksimi Allah’ın elindedir yeter ki sen aklını ve gücünü kullan yan gelip yatma. “Yeryüzünde gezen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın.” (Hud, 6. Ayet)
Geçenlerde bir ünlü(!) hanımı dinledim “ben kocama hizmetçi mi olacağım” diye bekâr kalmayı övüyordu. Vallahi bizim evlilikte ne ben hanımı köle gördüm ne de hanım bizi köle ağası gördü. Biz kalplerimizi iç içe koyduk, bir olduk beraber olduk. Kırk küsur senedir de beraberiz. Kim karısını köle görüyorsa o ahlaksız birisidir. Ama konumuz olan ünlü hanım, arkadaş, oda arkadaşı, sevgili adı altında niceleri ile beraber oluyor ve nefsi ihtiyaçlarını meşru olmayan yoldan temin ediyor bunu da saklamıyor. Ama çocuk da yapmıyor. Çünkü hayatında tek kişi yok. Allah bizi bu tür sapkınlıklardan korusun. Bir başkası “ben çocuk mu doğuracağım?” diye itirazda bulunuyordu. Kendi kendime “annen ve baban senin gibi düşünseydi şimdi senin gibi bir zavallı kim bilir hangi dağda ot olarak kalacaktı?” dedim.
Özetle şayet biz aile yuvalarımızı yeniden düzgün bir hale sokmazsak, bireysellik adı altında yok oluşa kürek sallarsak, yuva kurma becerisini gösteremeyen müptezel hayat yaşayanları örnek alırsak Allah korusun azınlık duruma düşeriz. Bizim azınlığa gösterdiğimiz hoş görüyü onlar bize göstermez. Aklımızı başımıza alalım ve “en az üç çocuk” diyerek geleceğimizi koruyalım. Evlenmeyi ertelemeyelim. Sabırlı olup boşanmayı kafamızdan silelim. Allah’ın ve Peygamberin rızası ve milletimizin, ecdadımızın beklentisi buradadır. Yok edici tehlike bizi sarmalamasın vesselam.
Selam ve dua ile.
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /1
Yusuf Sarıkaya
Kadim Değerimiz Komşuluk
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /7 - İstasyonda İki Kız Kardeş
Gevher Aktaş Demirkaya
Tren İstasyonlarında Vedalar Kavuşmalar Hatıralar
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Musa Aşkın
Eğer
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar