Demir Kubben Başına Çöksün Siyonist İsrail.
Aslında “Demir Kubbe” sadece siyonist İsrail’in değil Batı’nın ve onların uydurduğu tüm değerlerin üzerine çökmüştür. Yıkılan Gazze ve Filistin değil allanmış pullanmış ve tüm dünyaya yedirilmiş Modern(!) Batı’nın değerleridir. Bunu böyle okumak gerekir.
Gazze’nin seçilmiş hükümeti ve bunun temsilcisi HAMAS ne yapmalıydı? Gazze’yi, İsrail ölüm kampına çevirmiş. Dünyanın en yoğunluklu nüfusuna sahip küçücük bir alana sıkıştırmış. İnsani yardımlar dahi engelliyor.
Giriş çıkışlar gâvur eziyeti halinde. Kendi yağıyla kavrulmada son raddesine gelmiş. En yakın örneği İHH tarafından organize edilen Mavi Marmara gemimiz değil mi? Onlarca şehit verdik. Gaziler halen hayatta. Gencecik Furkan Doğan şehit edilmedi mi? Bu yüzden Siyonist İsrail ile uzun yıllar ilişkimiz kesilmedi mi? İşte tam da bu nedenlerle bir çıkış yolu arayan HAMAS zindanlara tıkılan esirlerini kurtarmak ve dünyaya kendini hatırlatmak istedi. Bu nedenle huruç etti. Bu sırada sivillerden öldürdükleri varsa bunu asla onaylamayız. Biz “Savaşta siviller de ölür. Savaşın doğasında vardır. Dürüst olmak gerekir.” diyen katil sürüleri kadar DÜRÜST (!!!) değiliz.
Çocuklara, kadınlara, kısacası savaşa katılmayan sivillere dokunulmaz. Açın bakın hadis külliyatımıza.
Yaptıkları zulümlerden dolayı korkan tüm bileşenler bu konuda bir araya geldi. ABD, Batı dünyası ve şürekâsı hep aynı telden çalıyor. Almanya korkusundan yerin dibine giriyor sesini çıkaramıyor. "Antisemitizm ile suçlanırım." diye. Ama vicdanı olan halklar hükümetlerini dinlemiyor.
Bu günlerde bir İsrail asıllı profesörü dinledim. Diyor ki : “İsrail kurulurken özellikle Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya ile gizli anlaşma yaptı. Ben ne yaparsam yapayım sesiniz çıkmayacak diye.” Bu ülkeler neden bunu kabul ettiler diye düşündüm. Bu ülkelerin tamamı sömürgeci ve soykırımcıdır.
ABD Kızılderili ve diğer yerlileri yok etti. Diğer ülkelerin de Afrika’da ve Hindistan vb. yerlerde ne yaptıkları bilinmektedir. Siyonist İsrail soykırım suçlamasını gündeme getirdiği zaman bu ülkelerde büyük kargaşa olur. Bunu göze alamıyorlar. Tencere dibin kara, benimki senden kara misali. Siyonist İsrail’in soykırım suçlaması ile neler yaptığını gençler bilmez ama hatırlatayım.
Bir zamanlar on yıl BM Genel Sekreterliği yapmış aynı zamanda Avusturya Cumhurbaşkanlığı da yapan Kurt Waldheim’a Siyonist Yahudilerin neler yaptığını hatırlatırım. Siyonist Yahudiler tarafından Nazi döneminde subaylık yaptığı için soykırımcı olarak yaftalamasından dolayı dünyada hiçbir ülkeye ziyarette bulunamamıştır. ABD’ye girmesi de yasaklanmıştır. Sadece Vatikan’a gidebilmiştir. Bu nedenle bu korkaklar başlarına gelecekten korkarak zulmü görmezden geliyorlar.
Ne derseniz deyin bu savaş “Hilal ile Haçlı savaşına” evrilmiştir. Netenyahu’nun verdiği mesajlara bakarsanız bunu görürsünüz. Tevratın tefsiri Tanah’ın ilk kitabı Yeşeya’dan alıntı yapıyor ve bir kehanetin gerçekleşeceğinden bahsediyor. Tevrat’ın Tesniye Kitabı’ndan alıntılar yapıyor.
Amelelekliler’in kendilerine ne yaptıklarını hatırlatıyor ve ekliyor: “Hatırlıyoruz ve savaşıyoruz.” diyor. Yani özetle bunun bir din savaşı olduğunu hatırlatıyor. Bu nedenle de bileşenler bir araya gelebiliyor.(Bu arada Amelikalılar Araptır. Filistin’in ilk yerlileridir. Yahudiler buraya sonradan gelmiştir. Vaddedilmiş toprakların da aslı astarı yoktur. Geniş bilgi için Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün Terörün Tevratçası vb. videolarını youtube’den izlenebilir)
Biz Müslümanlar, din savaşı bilmeyiz. Çünkü bizim için din bir sömürü aracı değildir. Sadece İ’la-yı Kelimetullah için cihat ederiz. Cihat ise yakıp yıkma değildir. Sömürü değildir. Soykırım hiç değildir. İnsanları son din İslam ile tanıştırmaktır.
Müslüman olmak isteyenlerin önündeki engelleri kaldırmaktır. Bu şuur şimdilerde bizlerde var mı derseniz maalesef yoktur. Türkiye’miz bu konuda her daim mazlumun yanında yer alıyor. Temaslar kuruyor. Dünya liderlerini arıyor. Çırpınıyor. Ama heyhat! Başta İslam Coğrafyasından tık yok. Cılız çıkan seslerle bir yere varılmıyor. Ama şunu bilelim ki, insanlık ömrü insanın ömrü ile kıyas edilemez. Zulüm ile abad olunamaz. Bu çark böyle dönmez. İsterseniz “Demir Kubbeniz” olsun. İnsanlar gibi devletlerin de ölümü vardır. Ama ecelle, ama kuvvetli bir elle. Ama ebebil kuşları ile. Selahattinlerle. Şehitleri rahmetle anıyorum. Özgür Filistin için her daim teyakkuz içinde olmamız dileklerimle…
Yine tekrar ediyorum; “Demir Kubben başına çöksün Siyonist İsrail. Amin.”
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /1
Yusuf Sarıkaya
Kadim Değerimiz Komşuluk
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /7 - İstasyonda İki Kız Kardeş
Gevher Aktaş Demirkaya
Tren İstasyonlarında Vedalar Kavuşmalar Hatıralar
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Musa Aşkın
Eğer
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar