21 Ocak 2025 tarihinde hepimizi şok eden acı bir olayla güne uyandık. “Aman ölen olmaz” inşallah derken art arda gelen haberler hepimizi derin bir hüzne gark etti. Annelerin, babaların sabi yavruların ölüm haberleri hepimizi yaktı yıktı. Allah hepsine rahmet eylesin. Ölüm sırasında çektikleri acılar kişisel kusurlarının affına vesile olsun. Geride kalanlarına ve milletimize sabırlar versin. Bu elim olay üzerinden her kim siyaset yapmaya, boy göstermeye, sosyal medyada bu elim olayı kendi siyasi görüşüne çıkar temin etmeye çalışanlar varsa en şiddetli bir şekilde kınıyorum. Bunlar kim olursa olsun benim için önemli değil.
İhmal, yani bir işi önemsememek, zamanında gereğini yerine getirmemek, çıkarılan mevzuatı es geçmek kısacası umursamamak bizim milletimizde âdeta huy haline gelmiş. Bu durum çevreye saygı duymamak, artığını sokağa fırlatmaktan, yere tükürmekten tutun da böyle acı olaylara kadar umursamazlığımız paçamızdan dökülüyor. Kimse kimseye meydan okumasın. Kimse suçlu aramasın hepimiz suçluyuz. Yoktur birbirimizden farkımız. “Tencere dibin kara seninki benden kara” örneğinde olduğu gibi.
Turizm Bakanlığı’ndan tutun, Bolu Belediyesi’ne, denetleme ekibine, arkası uçurum olan bir yere otel ruhsatı verene, bir saate yakın gecikme ile olaya müdahale eden itfaiyenin en üst düzey yetkilisine, işletme sahibine, müdürüne, güvenlik personeline, yemekhane sorumlusuna kadar devam eden sorumluluk zinciri uzayıp gitmeli ve gereği yapılmalı. İhmaller zinciri tek tek açığa çıkarılmalı. Nitekim savcılar ve teknik adamlar derhal göreve başladı. Keşke ihmaller olmasaydı da biz de bunları konuşmasaydık.
Acıların yaşandığı günlerde hariçten gazel okuyan fesatçılara da pirim vermemeli. Gün acıların paylaşılması gereken gündür. Bir ve beraber olma günüdür. Acılar paylaşıldıkça azalır, mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır bilindiği gibi. Acılarımızı paylaşarak azaltalım lütfen. Cenaze sahiplerinin her feryadı ise haklıdır. Kime söz söylerse söylesin, yanlış yerlere saldırsa da haklıdır. Zira ateş düştüğü yeri yakar.
Bilindiği gibi bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir süvariyi, bir süvarinin yokluğu bir orduyu helake uğratır. “Allah imhal eder ( süre verir) ama ihmal etmez ( yani yok saymaz)” Belki alarm sistemi, yangın tüpleri, acil çıkış konuları otel yetkililerince toplantılarda konuşulmuştur. Belki değil kesin konuşulmuştur. Çünkü burada insanlar kalıyor. Canlar kalıyor. Buradan ekmek parası geliyor. Bunu es geçemezler. Böyle bir facianın olmasını istemezler. Bir grup gelir “bir şey olmaz.” Diğer sezon gelir “bir şey olmaz.” Yahut “seneye yapalım bir şey olmaz.” denir ama bir gün gelir bir şey olur. Dondurucu soğukta canlar yanarak veya dumandan boğularak ölür. İşte ihmalin faturası budur.
“Allah işi sağlam yapanı sever.” Diye bir hadisi vaizlerimiz defalarca hatırlatır. Yazarlarımız söyler. Ama her birimiz es geçeriz. Belediyelerimiz, çalışanlarımız, kısacası hepimiz bu dertle malulüz. Yağmur logarları yapılır temizliği yapılmaz, akan sel evleri basar. Dere yataklarına evler yaparız facia ile karşılaşırız. Apartmanlara otopark yaparız daireye çeviririz veya kot farkı gözetilmeden yapılr arabalarınız o otoparka giremez. Yola veya kaldırıma park ederiz. Neremiz sağlam ki! Ha! dillerimiz pabuç gibi. Orası sağlam onu unuttum özür dilerim!
Rahmet Peygamberi (s.a.v.) oğlu İbrahim’in vefatında mezara toprak dökülürken lahit önüne örülen tuğlalar arasında boşluk görür. Kapatılmazsa evladının üzerine doğrudan toprak gelecektir. O deliği işaret eder “orayı da…” der. Gönül dostları “az sonra toprak zaten kapatacak Ya Rasulallah! Bunun ölüye ne zararı olur?” demeleri üzerine “Evet ölene fayda veya zarar vermez ama dirinin gözüne zarar verir, rahatsız eder.” Buyurmuştur. Bu ince duyuş ve umursama ile canlarımıza rahmetler, yakınlarına sabırlar dileyerek yazımı bitireyim.

Hakan Cucunel
Jean Teule - Sağanak Altında
Mine Çağlıyan
Menopoz
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Musa Aşkın
Anlama Çabası
Nevin Bahtişen
Hayat Döngüsü
Ebru Bozcuk
Kadim Köklerimizin Tanrıçası Umay Ana
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /4
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar