Gökdere üstündeki; üzerinde tarihe meydan okuyan arastalar bulunan Irgandı Köprüsü, Bursa’da görülmeye değer bir tarih.
Fatih Sultan Mehmed’in babası 2. Murat zamanında Irgandı Ali’nin oğlu Hâce Muslihiddin tarafından 1442 yılında yaptırılmıştır. Depremde ve Yunan işgalinde zarar görmüşse de 2004 yılında Osmangazi Belediyesi’nce bugünkü haline getirilmiştir. Bursa’da pek çok tarihi eserleri onarıp ayağa kaldıran Belediye yetkililerine ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ve bu kararları alarak hayata geçiren en üst düzeydeki yöneticilere teşekkür ederiz. Tarihine sahip çıkmayanların kökü çürük olur.
Daha önceden de ziyaret ettiğim bu köprü üzerinde pek çok sanat erbabının ince sanat işleriyle meşgul olduklarını görmüştüm. Diyanet Bursa Eğitim Merkezi idareciliğim dönemimde kursiyerlerimize Dinî Musiki dersini veren, Bursa İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi, alanında mahir, ince ruhlu, çok değerli, Merhum İbrahim Benlioğlu Hoca’yı ziyaret etmiştim. Bir taraftan ney üflüyor bir taraftan ney ve teşbih yapıyordu. Sanat üzerine konuşmuş, el sanatlarının garip kaldığından bahsetmişti.
Yıllar sonra tekrar Irgandı Köprüsü’nü ziyaret ettim. Herhalde erken gitmiş olacağım ki köprü üzerindeki sanat odalarından fazla açık yoktu. Sıcacık, üzerindeki tarçın kokusu ile salep kokusu geliyordu bir odadan. Ancak ben yine de tek tek kapıların yanlarındaki levhalara dikkatle baktım, elhamdülillah yine her oda bir sanat köşesi halindeydi. Hattatların, nahhatların, ebruzenlerin, müzehhip ve müzehhibelerin odalarının olduğunu gördüm ve mutlu oldum.

Sonra Irgandı’nın doğu tarafına geçtim. Hem köprüyü yandan seyretmek hem de Uludağ’dan çıkıp Maksem Köprüsü’nün altından geçip oradan Setbaşı Köprüsü ve Irgandı’ya ulaşıp oradan yola revan olan, gürül gürül akan Gökdere’nin sesini duyayım düşüncesiyle. Tabii daha önceleri Gökdere yatağına sığmazdı şubat ve mart aylarında. Ama eskisi gibi olmasa da bu sene coşmuştu yine de. Tam köprünün başında Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç Derneği’nin varlığını gördüm. Aliya’nın, Batılı yöneticilerin göz yumdukları, destekledikleri zalim ve soykırımcı Sırplara karşı amansız mücadele verdiği günleri yâd ettim. Bosna-Hersek’in İlk Cumhurbaşkanı Aliya’nın şu sözleri yeniden kulağımda çınladı: “Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.” Bilgece bir sözdür doğrusu.
Tekrar batı istikametinden geri dönmek üzereyken Gurabhane-i Laklakan (Düşkün Leylek Evi) binası ile karşılaştım. Cumbalı, insan doğasına uygun inşa edilmiş bir bina. Şimdilerde dernek şeklinde yürütülen bu yuva, Osmanlı ecdadımız döneminde göç yolunda yaralanan veya yaralanıp göç edemeyen leyleklerin veya diğer kuşların tedavi merkezi olarak görev yapmış.
Dünyanın ilk hayvan hastanesidir, bilindiği üzere. Ne büyük bir medeniyetmiş ki yaralı leyleklere ve diğer hayvanlara dahi el uzatmış. İnsanlara acımayan zihniyetin hayvanlara acıyacak ne vakti ne de vicdanı var maalesef. Hâlbuki Bursa’da sahipsiz kedilere bakacak, yaralarını saracak, karınlarını doyuracak vakıflar kurulduğu da bilinmektedir.
Tekrar ana caddeye geçmek üzere yola çıktım. Ali Osman Sönmez İşhanı’nda benim en vefalı dostlarım olan kitaplara baktım. Fazla zamanım olmadığı için heykeldeki alt geçitten Ulu Cami istikametine çıkmak üzere hareket ettim. Küçük bir kafa karışıklığı ile Bursa Şehir Müzesi tarafa çıkmışım. Biraz yukarılara tırmandım. Sonra yanlış yere gittiğimi anladım bir vatandaşa sordum. Az sonra kendimi tarihi Bursa Valiliği önünde buldum. Buna Bursa’da kaybolmak denir mi? Diyelim canım. Bursa’da kaybolmak da güzeldir. Tavsiye ederim.
Yusuf Sarıkaya
Ailem Benim
Musa Aşkın
Kadın Işığı
Sedat İlhan
En Zor Öğrendiğimiz
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Dilek Tuna Memişoğlu
Bir Kadın Öldü Yine ve Dünya Sustu
Hamiyet Su Kopartan
Kâbe'de Hacılar
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Hakan Cucunel
Mensur Şiir ya da Şairlere Güzelleme
Mehmet Şahan
Özgürlük Anlayışı
Ebru Bozcuk
Hüznün Başkenti Hatay
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Kana Kana
Suna Türkmen Güngör
Detayda Kaybolmak
Serhan Poyraz
Bitmeyen Savaş - Joe Haldeman
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Gevher Aktaş Demirkaya
Kağnı Komutanlığı Ağacı Destana Çeviren Kağnılar
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Deniz İmre
Schopenhauer’in Sarkacında: Bir Sağa Bir Sola
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar