DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Yusuf Sarıkaya
Yusuf Sarıkaya
Giriş Tarihi : 29-12-2025 14:43

Bizim Kuşak /6

Ortaokul Dönemi

Bizim kuşak için ortaokul dönemi artık köyden şehre gitmenin ilk adımı demekti. Çünkü o zamanlarda köylerde ortaokul henüz yoktu. Kimisi küçük bir şehre sığınır kimisi biraz daha büyük şehre yol alır kimisi de ev kiralar, ucuzundan bir gecekondu. Veya varsa bir akrabasının yanına sığınırdı. Kimisi de devlet parasız yatılıyı kazanır ve onu devlet okuturdu. Tabii o dönemde bu şansa herkes sahip değildi. Bu nimete ulaşanların isimleri, sadece kendi köyünde değil, çevre köylerde bile dilden dile dolaşırdı.

Bizim kuşak sınava girip yatılı okulu kazanmışsa kaydolurken iki kefil istenirdi. Okumazsa harcanan para faizi ile alınırdı. Bu nedenle ödenmeme riskine karşı kefil istenirdi.

Okuyup mezun olunca da her sene için bir buçuk katı sürelik mecburi hizmet zorunluluğu vardı. Bu şartlar nedeniyle de kefil bulmak zordu. Benim için de amcalarım, “Büyüğü okudu da ne oldu ki bu okursa ne olacak?” diyerek kefil olmamışlardı. Çünkü ağabeyimi babam okutmuş ama o kendi alanıyla ilgili işte çalışmamış, başka alanlara yönelmişti.

Amcalarım, bu konuda kötü örneği karşıma koymuşlardı. Ama onlar da kendilerine göre haklıydı. Nereden bileceklerdi benim başarılı bir öğrenci olacağımı. Zaten birkaç parça tarlaları vardı. O da ellerinden devlet tarafından alınır korkusu taşıyorlardı. Onlara da hak vermek gerekir.

Bizim kuşaktan devlet parasız yatılıda okuyanlara yılda bir takım elbise, ayakkabı, pardösü ve kitapları verilir, iaşe ve ibate temin edilirdi. O günlerde böyle imkâna sahip olanın başına devlet kuşu konmuş demekti. Böyle bir imkânı bize sağladığı için devletimiz var olsun. Yoksa benim durumda olan pek çok köylü çocuğunun okuması mümkün değildi. Ufak tefek harçlık herkesin ulaşabileceği bir nimet olmadığı için biraz çevreyi tanıyınca kimimiz hafta sonlarında amelelik yapar kimimiz yöreye ait işlere gider el harçlığı temin ederdi.

Bendeniz otel kâtipliği, tuğla fabrikalarında kurumuş tuğlaları ocağa taşıma gibi hamallık yaparak harçlığımı temin ederdim. Teneffüste bir simit, yanında da bir soğuk gazoz alabilmek ve arada sırada da sinemaya gitmek için.

Bizim kuşak, evde hazır kahvaltı gören şanslılardan değildi. Beslenme çantamız ve suluğumuz da yoktu. Musluklardan temiz su akar, biz de avucumuzu açıp suyumuzu öyle içerdik. Okumak için ev kiralayanların sıkıntıları daha başkaydı. Üç dört arkadaş bir araya gelip bir gece kondu kiralar

Yanlarında yaşlı bir teyze olursa ne âlâ yoksa üst sınıftakilerin liderliğinde görev taksimi yaparak barınma sağlanırdı. Kışlık yiyecekler köylerde hazırlanır, şehre gidecekler bir kamyona veya uzun burunlu Mercedes otobüslere yüklenirdi. Bulguru, salçası, tuzu, yağı, ekmeği velhasıl her şey köyden hazır giderdi. Çünkü marketlerin o zaman adı bilinmez, bakkallardan da her zaman alışveriş yapabilecek paramız olmazdı.

Evde, yemek pişirmekten anlayan öğrenci yemek yapar, diğeri bulaşıkları yıkar, bir diğeri de temizlik işlerine bakardı. Velhasıl hayatın en önemli yönü, birlikte yaşama, ev idaresi, paylaşma ve kendi kendine yetmenin eğitimi de uygulamalı alınmış olurdu. Tanıdıklarının yanında kalanlar ise kaldıkları evin kuralına uymak zorundaydılar. Bunun da iyi ve zor yönleri vardır. Yaşayanlar çok iyi bilir.

Bizim kuşak zamanında okullarda disiplin son derece önemliydi. Bin dokuz yüz yetmişli yıllardan önce kullanılan şapka bu tarihten itibaren zorunlu olmaktan çıkarıldı. İyi ki de öyle oldu. Çünkü o da bir curcunaydı. Temiz giyinmek, traşlı olmak, ayakkabılar boyalı olmak zorundaydı. Tırnaklar kontrol edilir, saçlara dikkat edilirdi. Sabah okul bahçesinde içtima (toplantı) olur, öğrenciler içeri kontrolle alınırdı. Sınıflar kalabalık, dersler yoğundu.

Pazartesiden başlayıp cumartesi öğleye kadar eğitim kesintisiz devam ederdi. Normal ortaokullarda okutulan Türkçe, Matematik, Güzel Yazı, Fen ve Sosyal derslerinin dışında İmam-Hatip Ortaokullarında Kur’an-ı Kerim, Arapça, Siyer-i Nebi, Akait, Din Dersi, Hadis Usulü, Tefsir Usulü, Fıkıh Usulü, Kelam, Türkçe Hitabet gibi yirmi yedi ders çeşidi vardı. 

Kısacası meslek dersleri dört senenin sonunda elli altı kredi iken sosyal ve kültürel dersler yetmiş iki kredi idi. (Dr. Mustafa Öcal, 100. Yılında İmam-Hatip Liseleri, s.115/116)  Türkçe ve Kur’an-ı Kerim baraj dersiydi. Bu iki alandan geçerli not alınamazsa diğer alanlar ne olursa olsun sınıfta kalmak kaçınılmazdı. Sınıf tekrarının sınırı yoktu. İki sene üç sene tekrar olabilirdi. Bu nedenle iki senede bir sınıf geçenlere 'çift dikişli' kavramı tabir edilirdi.

Bizim kuşak, tüm bu zorlukları kendi becerisi ve öz güveni ile aştı. Öğretmenler sınıflarına hâkimdi. Sınıfa girerken ve dersin sonunda çıkarken ayağa kalkılır; hürmetle karşılanıp saygıyla yolcu edilirdi. Düzenli giyinilir ve örnek olmaya gayret ederdi. Kadın öğretmenler uzun etek giyer, örnek bir hanımefendi gibi davranırlardı. Erkekler takım elbiseli ve kravatlı olurdu. Öğretmen Bey denirdi.  Evet, bu belki fazlaca resmi idi ama günümüzdeki maalesef çoğu öğretmenin durumuna baktığımızda bu günleri özlediğimizi itiraf edelim.

***


Editör: Nüzhet Ünlüer

NELER SÖYLENDİ?
@
Yusuf Sarıkaya

Yusuf Sarıkaya

DİĞER YAZILARI Kadim Değerimiz Komşuluk  Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir) Yine Dil Konusu Hurdacılar / Eskiciler Yanlışa Yanlış Demeliyiz Ak Köprü (Â Köprü) Din ve Sanat Dilber Ana ve Şehit Babası (Çanakkale Şehidi) Elveda Ya Şehr-i Ramazan Ailem Benim TRT Çocuk Dizileri Değerlerimiz ve Ramazan İklimi Mahyaların ve Mânilerin Dili Bursa Irgandı Köprüsü Yuvamız Tehdit Altında Tarihe Tanıklık Eden Şehir Bursa Bizim Kuşak /10 Bizim Kuşak-9 Bizim Kuşak /8 Bizim Kuşak /7 Karavanda Tehlikeli Hayat Yaşanmış Acı ve İbretlik Olaylar Şehirlerimiz Elli Yılın Ardından Bizim Kuşak /5 Bizim Kuşak /4 Bizim Kuşak /3 Bizim Kuşak /2 Bizim Kuşak /1 Malumat İlim midir Musa’nın Asası Sumud Firkat Üzer Vuslat Sevindirir Çocuklar Ağlarsa Esmaü’l Hüsnâ Mevlid-i Nebi  Vatan Devlet ve Hükümet Gargat Sizi Kurtaramaz Alışkanlıklarımızın Esiri Olmayalım İnsan ve Nisyan Kaskatı Gazze Ashab-ı Uhdud Zifiri Karanlıktan Fecrin Aydınlığına Çıktığımız Gece: 15 Temmuz 2016 Cuma Silahları Yakmaya Götüren Süreç A.Ş.K. Vakfı Buluşması Kur’an Mealleri ve Bir Kaşık Suda Fırtına Koparmak Zıplama Sanat mıdır Katil İsrail’in İran’a Saldırısı ve Nefsi Müdafaa İsrail Güçten Anlar Kurban Olabilmek Haccın Şuuruna Ermek-3 Haccın Şuuruna Ermek /2 Haccın Şuuruna Ermek /1 Gazze'de Anneler Günü En Sağlam Kalemiz: Ailemiz TRT Dizileri Üzerine Mahmut ve Meryem Algı Metaforu ve Etkisi Tartışma Sanatı Her Geceyi Kadir Bil Kendini Yeniden Tanımanın Yolu: İtikâf Ramazanı Anlamak Ve Anlamlı Kılmak /3 Ramazan’ı Anlamak ve Anlamlı Kılmak /2 Ramazanı Anlamak ve Anlamlı Kılmak-1 Misyonerlik ve Amaçları /2 Misyonerlik ve Amaçları /1 Sıçandan (Fareden) Doğan Kendir Keser Saman Pazarında Mücevherat Satmak Gazze Kaybetti mi Kazandı mı? Ah Bizim İhmalkârlığımız Ah Çığlıklarımız ve Çiğliklerimiz Medeniyetimizin Beşiği Camilerimiz Üç Aylar Üzerine Kısa Bir Yorum Yeşil Türbe’de Yankılanan Ses Vakıf Medeniyeti Zor Zamanlarda Ensar Olabilmek Engelli misiniz? Engel(siz) misiniz? Dünyayı Çocuklar Yönetsin Yûsufî Bakış Ceketin Cebi Kapalı Olmak Güz Mevsimi Sezai Karakoç veya Çağdaş Sufi Evlatlarıma Nasihatlerim /4 Evlatlarıma Nasihatlerim /3 Evlatlarıma Nasihatlerim-2 Evlatlarıma Nasihatlarım /1 Şehirleşen Köyler İmam Hatip Liseleri Siyonist İsrail’in Kelime Oyunları Oyuna Gelmeyelim Değerlerimize Saldırı Hz. Muhammet (sav) ve Şahsiyet İnşası Narin'ce Düşünceler Ah Filistin ah! Şairimden Mektubum Var Ayrıntılara Takılıp Öz'e Ulaşamamak Ömrümüz Hep Böyle mi Geçecek Yarım Asırlık Dostluk Vicdan mı Cüzdan mı? Sokak Hayvanları Veya Hayvanları İstismar Takiyye ve Merdivenaltı Üretim Üç Günlük Seyahatin Ardından Vefa Bir Semt Adı Mıdır? Yok Edici Tehlike Siyonist Zulmün Çığlıkları Fetih ve İşgal Sabah Namazında Üç Saftık! Bireyselleşme Adı Altında Tükenişe Giden Yol Güç Zehirlenmesi ve Siyonizm Afrika Menekşesi Din ve Dil Konusu Bayramların Hayatımızdaki Yeri Kadir Gecesi / Kader Gecesi Len Nerka: Asla Diz Çökmeyeceğiz Gazze: İnsanlığın İmtihanı Ramazan'ı Anlama ve Anlamlı Kılma Bursa Hanlar Bölgesi Filistin'de Soykırım ve Batı'nın Değerleri! İffetli Olmak ve İftiraya Uğramak Sivri Tepe ve Pamuk Miraç Mucizesinin Hediyesi Namaza Dair Hikmetler Bursa'da Zaman Bursa'da Küçük Bir Gezinti Mahmut Kanık ve Yaşar Kaplan Hayra Alamet Değil /2 Hayra Alamet Değil /1 İsrail Mitler ve Terör Gazze Direnişi Yüzümüz mü Var?! Seyahat Ya Resulallah! ABD ve Dünya Jandarmalığı veya Katil Devlet Sezai Karakoç ve Çağdaş Sufi Yahudilerin Kahrolası Azgınlıkları Gazzeli Annenin Feryadı Siyonist Hahamlardan Fetva Alma Hırsızlığı Demir Kubben Başına Çöksün Siyonist İsrail Kalbi Mühürlü Olanlar Niçin İsrail Devleti de Yahudi Devleti Değil? Çocuk ve Ölüm Gözyaşı Aşkla Yapılacak Görevler A.Ş.K Vakfı Bursa'da Çocuk Olmak Ey Resul! Bu Çağın Adı Ne Olsun? Güzel Ahlak ve Nefs Atışması 1988 Yılı Nobel Edebiyat Ödülü İnsanın Dört Mevsimi Gençlik ve Bazı Sorunları Muallim Naci Nefs ve Akıl Atışması Merhamet Elçisine Arzımdır  Ali Ulvi Kurucu Emin Acar İle Kısa Bir Görüşme Nefs ve Vicdan Atışması Hayat ve Memat Anadolu'da Geleneksel Düğünlerimiz Hicret Bir Dirilişin Adıdır İradeyi İpoteğe Vermek Allah'a Sevimsiz Gelen Helal Şehzade Ahmet Efendi İle Kısa Bir Görüşme Çocuklarımızın İyiliği İçin Onlarla Kötü Olmayalım Kurban Olsun Diye... Eğitim Hayatımdan İbretlik Bir Anı Dilin Gücü ve Afetleri Terk Edilmişliğin Acı Sonu Helena'nın Havva Oluşu Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /3 Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /2 Tedbirden Sonra Tevekkül Bilinmeyen Üniversite - Salih Dane Hoca Efendi ve İstinye/ Mahmutçavuş Camii Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /1 Dilber Ana ve Elmas Kadın Özdeyişler Yazmak Sorumluluk İster
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
Advert
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA