Ahit, söz verme, anlaşma anlamına gelir. Değişik anlamları da olan bu kelime toplumuzca bilinen bir kelimedir. Vefa ise sözüne sadık kalmak, samimi olmak gibi anlamlara gelir. Çok önemli bir değerimizdir. Üzülerek söyleyelim ki, bu değerimiz de ciddi darbe yedi. Bu nedenle de vefasızlık adeta sarmaladı hepimizi. Vefasızlık diz boyu maalesef.
Biz ilk önce “kalubela” da bir söz verdik. Yani Yüce Rabb’imiz “elest bezmi’nde: Ben sizin Rabb’iniz değil miyim?” sorusuna “Kalûbelâ/ Evet sen bizim Rabb’imizsin.” Diyerek cevap vermekle söz verdik. (A’raf /172) Bu ayetin başka bir başka yorumuna göre de Rabb’imizi tanıyacak şifre biz insanlara yaratılıştan bil kuvve verilmiştir. Ancak çoğu insan sözünde durmayarak, kendisine derç edilen bu şifreyi kullanmayarak vefasızlık gösterdi. Var edeni, nimet vereni, hayat vereni unutup, geçici olan şeylere dalıp unutuverdi. Teşekkürü hak edene değil, hak etmeyen şeylere gösterdi.
Ahde vefanın bir de insanlar arası boyutu vardır. İnsanlar da verdikleri söze sadık kalmayı çoğu kez öteledi. Hâlbuki ahde vefa göstermek toplumda güven ortamı oluşturur. Bu değer zedelenir ve önemsenmezse toplumda güven duygusu kalmaz. Toplum yaşanmaz hale gelir. Verilen sözlerin ve ahitlerin tek taraflı bozulduğuna da şahit oluyoruz. Bu sebepten yardımlaşma, alış veriş işleri ve daha nice ilişkiler zarar görmektedir. İnsan verilen bir sözün yerine getirilip getirilmeyeceği şüphesine düşüyor, karşısındakine güvenmiyor. O zaman da var olana “yok” diyor, yalana sürükleniyor. Yalan ise kişinin en kötü hastalığıdır. Yalan varsa başka hastalıklar zaten var demektir. Aldatma, hile, hırsızlık, ahlaksızlık, adaletsizlik, zulüm zaten yalan içine yuva yapmış akreplerdir. Kur’an’da hep bu hastalıklar hatırlatılır, kötülenir, dünya ve ahirete dair cazalar verileceği ifade edilir. Yalan, insanı cehenneme sürükleyen en kötü araçtır.
İnsan eşine, dostuna, akrabasına, hocasına, karşı da vefalı olmalıdır. Sadece muhtaç olduğu zamanlar hatırlanmak insani değildir. İnsana yakışan dostunu candan sevmesidir. Bir karşılaşmada Kurra Hafız Merhum Abdurrahman Gürses,Değerli Hocamız Mehmet Savaş ile Haseki’nin önünde karşılaştığında aracın camını açarak hatır sorar. Hocamız “zahmet etmeyin efendim camı açarak kendinizi yormayın deyince “dost dostu camdan değil candan sevmeli Üstadım” der. Bu nedenle de “Vefa sadece bir semtin adı değildir” denmiştir. (Not: eski araçlarda cam el ile açılırdı. Hocamız yaşlı olduğu için açmakta zorlandığında zahmet çekmesin istemiş Mehmet Savaş Hocam.)
Bu gün pek çoğumuz vefasızlığa şahit oluyoruz. Ya kendimiz vefasızlık yapıyoruz ya da vefasızlığa uğruyoruz. Bu durum toplumun güven dinamiğini tahrip ediyor. Vefasızlık en büyük ahlaki çürümüşlüktür. Ne yazık ki, bu çürümüşlük bizi esir almaya devam ediyor. Verilen söz tutulmuyor, tutulmayacak sözler veriliyor. Vefa unutmamaktır. Unutulacak duruma gelmemektir. Merhum Sezai Karakoç’un iki ciltlik yarım kalmış hatta yarım değil çok küçük bir bölümden oluşan hatıratında üstat merhum Necip Fazıl Kısakürek’e nasıl da vefa gösterdiğinin çok önemli örneklerini görürüsünüz. Hapis hayatında, borcunu ödeyememe durumunda nasıl fedakârlıklar gösterdiğine şahit olursunuz. Peygamberimizin sütkardeşi Şeyma’nın altına ridasını (üste giyilen paltoyu andıran giysi)sermesi, sütünü emdiği Süveybe’ye, sütannesi Halime’ye nasıl saygı gösterdiğini kaynaklardan öğreniyoruz. Eşi Hz. Hatice’nin arkadaşlarına hediyeler gönderdiği yine hadis kaynaklarında uzun uzun anlatılır.
Öyleyse can dostlarım bayramlarda ve sair zamanlarda sılai rahimi unutmayalım. Büyüklerimizi ziyaret edelim. İhtiyacı olanlara çözüm üretelim. Baba dostlarını ziyarete edelim. Annemizin komşularına ziyaretler yapalım. Doğduğumuz yerleri yâd edelim. Bunu fazladan bir iş gibi görmeyelim. Ata yurdumuzu, köyümüzü canlandıralım. “Babadan, deden kalan evi ben yapmam ama sana da yaptırmam” diyenlerden olmayalım. Köyümüze, mahallemize, eş ve dostumuza sahip çıkalım. Güçlü pazılarımızın işe yaramadığı günler gelmeden dostluklarımızı çoğaltalım. İyiliği topluma hâkim kılalım. Sözlerimiz “Kavlen sediden/ Sağlam söz” olsun. Elest bezmi’nde verdiğimiz söze veya aklımıza, vicdanımıza kodlanmış şifremize uyalım. “Ahde vefa, cana safa, hastalıklarımıza şifa, gönlümüze deva” bulmak için gösterelim. Zira vefasızlık insana yakışmayan bir davranış biçimidir. Hayvanlar dahi sahibine vefa gösterirken, insanın vefasızlığı anlaşılır gibi değildir.
***
Not: “Peygamberimizin övgüsüne mazhar olmuş büyük komutan İstanbul’un fatihi, Fatih Sultan Mehmed’i ve ordusunu, diğer şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum.”
***
Yusuf Sarıkaya
Ahde Vefa
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /8 - Gölge Güçlerin Yükselişi
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /2
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Gevher Aktaş Demirkaya
Han Duvarlarında Anadolu
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar