25 Temmuz 2025 tarihli Cuma hutbesinin konusu “Gazze, İnsanlığın Onur Sınavı” idi. Türkçe, İngilizce, Rusça, Arapça, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca ve Almanca dillerinde sesli yayınlandı.
Hutbede Ashab-ı Uhdud dile getirildi. Çok yerinde ve zamanında bir konu seçilmiş ve milyonlara hatiplerimiz minberlerden haykırdı. Ne kadar anlaşıldı bilemem. Ama ben yerimde duramadım. Sanki Kur’an yeniden nazil oluyordu. Kur’an evrenselliğini yeniden haykırıyordu.
Kur’an-ı Kerim’in 85. Sûresi Buruc’ta yer alan bir olaydan bahsedilir. Ashab-ı Uhdud, yani derin çukurlar kazarak, içini ateşle doldurarak, etrafına da seyir terası yapıp kendisi gibi inanmayanları ateşlerde yakanların ve onları seyreden cânîlerin güruhudur bunlar.
Tefsirlerden öğrendiğimize göre kâfir ve müşrik Zû Nüvas, halkından bazılarının İsa a.s’ın getirdiği o günkü hak din olan İslam’a girdiklerini öğrenir. Kral bunları yakalatır ve onlara iki tercih sunar. Birincisi yeni dine inanmaktan vazgeçmeleri halinde bağışlanacakları, ikincisi ise vazgeçmezlerse ateşte yakılacakları. İnanan müminler imanlarından vazgeçmezler. Kral büyükçe bir çukur, kanal açtırır. İçine çıralı odunlar doldurtur.
Çukurun etrafına da özel seyir alanları yaptırır. İnanmayan kâfirlerin inanan müminlerin ateşte yanışını keyifle seyretmeleri için. Tefsir kaynaklarında geçtiğine göre yirmi bin kişi böylece inancından ötürü yakılır bu olayda. Yine kaynaklarda belirtildiğine göre Allah bu kimselerin ataşe atılmadan canlarını alıyor ve böylece acı çekmelerini engelliyor, ama olayın sonunda Allah Ashab-ı Uhdud’u da yaktıkları ateşin ânî üzerlerine gelmesiyle oracıkta acı çekerek ölmelerini sağlıyor.
Olay Yemen’de Necran müşrikleri arasında Hz. İsa’dan sonraki zaman dilimi ile Hz. Muhammed’in peygamber oluşu tarihleri arasında yaşanıyor.
Kur’an’da bu kıssa neden anlatılmış acaba? Diye sorduğumuzda yine tefsir kaynakları son elçi Hz. Muhammet (s.a.v)’in ümmetine uygulanan dayanılmaz acıların tarihteki örnekleri hatırlatılarak müminlerin imtihandan başararak çıkmalarını sağlamaya bir moral destek niteliğindedir. Nihayet öyle de olmuştur elhamdülillah.
Müminler, dövülmüş, hakarete uğramış, malları gasb edilmiş, canlarını feda etmişler, kızgın kumlarda sürüklenmişler, üç yıl boykota tabi tutulmuşlar, ağaç kabuklarını yemek zorunda kalmışlar, çocuklar açlıklarından ölmüş, âh u ininleri semayı titretmiş. Bunu yapanlar Mekke’nin kodaman kâfirleri ve ona seyirci olan şakşakçı günübirlikçileri idi. Seyreden de, bu zulmü planlayanlar da aynı suça ortak oldular. Ama Müslümanlar kazandı, zalimler kaybetti.
Şimdi gelelim günümüzün Ashab-ı Uhdud’u kimdir sorusuna cevap aramaya? Bu günün Ashab-ı Uhdud’u Siyonist Yahudiler, evanjelist Hristiyan dünyası, sömürgeci Batı ve ABD’dir. Şakşakcıları da buna ses çıkarmayan, sadece seyreden, bu zulmü kınayanları kınayan, torağını, namusunu savunanları terörist gören, koltuklarından korkan, üç günlük dünya hayatını ebedi hayata değişen zavallılardır. Halkaları demiyorum. Yöneticilerini kast ediyorum. Halklar ayaklandı. Sanırım buna son verecek olan da halkın vicdanı ile bu duyarlılığa ses olan yöneticilerdir.
Bunların sayısı da, başta Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve duyarlı halkı olmak üzere bir elin parmağı sayışıncadır. Ama Siyonist zalimler top çevirmeye devam ediyor. Atmış bin şehit, yüzbinlerce yaralı, halen enkaz altında kalmış cesetler, açlık ve susuzluktan ölenler, harap olmuş evler, halen Çağın Ashab-ı Uhdud’larını bir gramlık insafa getirmiyor. Zulümlerini kahrolası seyir teraslarından seyretmeye devam ediyorlar. O da yetmezmiş gibi kuduz köpek gibi (bu benzetme kendilerine aittir.) sağa sola saldırıyorlar.
Daha önceki yazımda da belirtiğim gibi Siyonistler güçten anlar. Kısacası yeniden Tur Dağı’nı (Kur’an- Kerim, Bakara, 63) tepelerine dikmek gerekir. Artık uyarı, kınama, tehdit dönemi geçti. Kuduz köpek yok edilmedikçe veya sabit bir yere bağlanıp tedavi edilmedikçe dünyaya huzur gelmez, Uhdud’un ateşi elbet bir gün kendilerini de saracak vesselam.
Not: Ormanlarımız yanıyor, ciğerlerimiz kavruluyor. Kasıtlı yangın çıkaranlara en ağır cezalar verilsin. İhmali olanlara ağır para cezaları verilsin. “Sigara izmaritini denize de atsan üzerine bas ve söndür.” Prensibi ile hareket edelim. Şehitlerimize rahmet, mallarına zarar gelenlere sabırlar dilerim.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 24 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Musa Aşkın
Geleceksiz Kalmak
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Dilek Tuna Memişoğlu
80'ler Bizim Rengimizdi Bizim Zamanlarımızdı
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Ebru Bozcuk
İçimdeki Ses
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar