İslam’da sorumluluk iki türlüdür: Birincisi bireyin sorumluluğu. İkincisi toplumsal yani ictimaî sorumluluk. Bunları bir birinden ayıramazsınız. Ayırırsanız tükenişe kürek çekmiş olursunuz. Maalesef son yıllarda ekonomik bağımsızlığını elde eden kadın ve erkekler bireysellik adı altında bir hayat tarzını seçer oldular. Bu nedenle de her biri ayrı telden çalan, aralarında aile bağı yerine bir arada yaşama adı altında yeni topluluklar olmaya başladı. Buna evlenmeyen erkek ve kızları, evlilik yaşlarının kırka doğru tırmanmasını, boşanmaların artmasını, gayr-i meşru birlikteliklerin çoğalmasını, çocuk yapmama anlayışının yaygınlaşmasını da ekleyince sorun daha da büyüyerek üzerimize geliyor demektir. Bu ciddi bir tehlikedir. Toplumu aile olma konusunda ikna edici projelere ihtiyaç olduğu aşikârdır.
Bireyselleşme dediğimiz şeyin öteki adı egoizmdir. Paylaşmayı, yardımlaşmayı, vefa ve saygıyı yitirmek demektir. Yalnızlığı çıkar yol zannetmek ve sağlıklı iken kimseye eyvallah etmemek, yaşlanınca kapısını çalacak tek bir dost bulamamak demektir. On kişiye yetecek gelirle tek başına geçinememek demektir. Genç yaşta dilediğini yapmak, yaşlanınca da bir kenara atılmak demektir. Bütün bunlar ise insan olmanın onuruna yakışmayan şeyler demektir. Bu gidişata dur demek insan olan herkesin görevidir.
Avrupa ülkelerinde gördüğümüz bu insanlık dışı yaşam biçimi bizimle asla bağdaşmaz. Kızını ziyarete gelen bir anneye; “Anneciğim randevu ile gelseydin sana da hamburger söylerdim, elimdeki bana yeter.” diyen bir Batılı zihniyete normal bakabilir miyiz? Bu bakış açısı hastalıklıdır. İşte bireyselleşme dediğimiz şey de bu acımasızlığı ve saygısızlığı doğurmaktadır.
Kısa dönemlerle de olsa Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Brüksel vb. ülkelerde boğazında tasması ile sahipleri tarafından gezdirilen köpeklere denk geldim. O kadar yaygın ki, şaşırırsınız. Neden bu kadar yaygın bu âdet diye sorguladığımda tek başına yaşayan kadın ve erkeklerin yalnızlıklarını bu hayvanlarla giderdiklerini öğrendim. Baba/Ana evladını; evlat da ana/babasını sormuyor.
Özellikle yaşlıların yalnız kaldıkları evlerde öldükleri bilgisinin ya kokmasından ya da varsa köpeğin havlamasından haberdar olunduğu söyleniyor. Bu asla insan onuruna yakışmayan bir durumdur. Böylesi bir hayata özen göstermek akıl kârı değildir. Maalesef bizde de böyle aileler türemeye başladı.
Yukarıda da belirttiğim gibi evlilik yaşlarının otuzlu yaşları geçmesi, flört etme ahlaksızlığının yaygınlaşması, evlilik öncesi her türlü şehevi arzularını tatmin edip “birbirimizi tanıma aşamasındayız” ahlaksızlığı, bir anda birden fazla kadınla erkeğin veya erkekle kadının ahlak dışı birliktelik yaşamaları toplumu çürütmektedir. Kadınların açık saçık bir halde, yatak odası kıyafeti denecek kıyafetlerle sokaklara çıkmaları, televizyonlarda boy göstermeleri, üstelik bunların eşlerinin de bu duruma onay vermeleri toplumun değerlerini çürütmektedir.
Sosyal medyadaki ahlak dışılıklara da toplum menfaati gereği önlem alınmalıdır. Çürük meyvenin azlığı kasaya zarar vermez demek akla ve mantığa terstir. Dolayısıyla bu çürüklere kapı aralanmamalı. Her aile evlatlarını bilinçli bir şekilde eğitmeli, toplumun kanaat önderleri bu hususta rol almalıdır. Ancak başta aile, sonra eğitim.
İslam Medeniyetinde aile çok muhterem ve kutsaldır. Bu nedenle Cenab-ı Hak: “Onda 'sükûn bulup-durulmanız' için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, Allah’ın yüceliğinin delillerindendir. Hiç şüphe yok bunda, düşünebilmekte olan bir kavim için gerçekten ibretler vardır.” buyurmaktadır.
Peygamberimiz de: “Kadınlar, erkeklerle beraber bir bütünü tamamlayan diğer yarıdır.” buyurmak suretiyle her birinin diğeri için tamamlayıcı unsur olduğuna vurgu yapmaktadır.
Neslimizi ve medeniyetimizi geleceğe taşıyacak olan aile yuvamızı sağlamlaştırmalıyız. Evet, her bireyin tek tek sorumlu olduğu hususlar vardır. “Kimse kimsenin yükünü sırtlanacak değildir.” Bu noktada kişi sadece kendi yaptıklarından sorumludur. Ancak insan, diğer varlıklar gibi değildir. O sosyal bir varlıktır. Akıl nimeti ile donatılmıştır. Epter (Soyu kesik, kendisinden sonra medeniyetsiz ve soysuz birisi ) olmayı istemez. Bedeni rahatsızlığı olan erkek ve kadınlar hariç hiç kimse bu duruma düşmeyi istemez. Bu nedenle insanlar kendinden sonra yerine nesil bırakmak için oradan oraya koşup tedavi olarak çocuk sahibi olmanın peşine düşüyorlar.
Bütün varlıklarda üreme duygusu vardır. Bu duyguyu köreltmek isteyen tek canlı da bazı insanlardır. Bu nedenle sadece zararı kişiye dokunmayacak, toplum içinde suçsuzları da kuşatacak fitneden sakınılmasını Rabbimiz bildiriyor.
“Gelip çattığında sizden sadece zalimlere (hak edenlere) değil aksine hepinizi içine alacak olan fitneden (çürümüşlükten) kaçının. Allah’ın (bu yüzden, umursamazlığınızdan dolayı) azabı, cezası çok çetindir.”
İşte burada sorumluluğun sadece bireyin kendisi ile ilgili olmadığı, topluma karşı da sorumlulukları olduğu ortaya çıkmaktadır.
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar