DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Yusuf Sarıkaya
Yusuf Sarıkaya
Giriş Tarihi : 15-11-2025 13:16

Bizim Kuşak /5

İlkokul Dönemi

Bizim kuşak, önceki yazılarımda da belirttiğim gibi ilkokulu beş yıl okudu. Kara tahta, tebeşir, kara önlük, beyaz yaka, siperli siyah şapka, bezden veya lokum sandığından çevrilip menteşesi ve tutacak kulpu eski kayıştan (deriden) yapılmış çantalarımız okul gereçlerimizdi. Eskisi, bir sonraki kardeşe veya komşuya verilir böylece aile bütçesine yük olmamaya gayret gösterilirdi.

Bazen iki sınıf bir arada okurduk. Öğretmen yokluğu buna mecbur bırakırdı. Defterlerimizi çok iktisatlı kullanmak zorundaydık. Bazen yeni defter almak yerine, yazarak bitirdiğimiz defterleri silip yeni defter gibi yazmaya başlardık.

Silgimiz, bazen ilaç şişelerinin ağzından çıkan lastik kapaklardı. Tabii tam silmez çoğu zaman da karalardı. Bazılarımız normal silgi ile ortaokul yıllarında tanıştı. Şanslı tarafımız civar köylerden önce bizim köye ilkokul açılmasıydı. Komşu köylerden olan bazı öğrenciler akrabalarının yanında kalarak bizim köyde okudular.

Dersleri aktif metotla işlediğimiz de olurdu. Öğretmen, ertesi gün işleyeceğimiz konuları önceden belirler ve "Yarın burayı siz anlatacaksınız" der, biz de hazırlanır anlatırdık. Tahta önünde ders anlatma cesaretini öğretmenlerimiz bize kazandırırdı. Ayrıca gruplar halinde geceleri ders çalışırdık. Problem çözer sınavlara hazırlanırdık. Yer sofrası tahtasının etrafında yuvarlak masa toplantısı gibi otururduk. Ortada bazen fitilli idare lambası, durumu iyi olanların da beş numara fanuslu lambasıyla ısınmak için ders çalışırdık. Tabii burun deliklerimiz simsiyah kurum bağlardı.

Evlerimizde ve okulda ısınmak için tezek yakardık. Çünkü bölgemizde orman yoktu ki yakacak istihkakı olsun. Geceleri ay ışığı, bizim doğal lambamızdı. Çünkü köyümüze elektrikle aydınlanma ortaokul döneminde geldi.

Bizim kuşak ezber metodunu da iyi bilirdi. Ancak bu, anlamadan ezbercilik değildi. Şiir ezberlemek bunlardan biriydi. Okuduğu metnin özetini sunma, ana fikrini tespit gibi çok yönlü faaliyetlerimiz olurdu.

Çarpım cetvelini ezbere bilmek hepimiz için zorunluydu. Ders dışı kitaplar da okurduk. Hatırladığım kitaplardan birisi de Pinokyo idi; yalan söyleyince burnu uzayan masal kahramanı. Dede Korkut Masalı, La Fontaine Masalları, Bremen Mızıkacıları, Uzun Mehmet gibi edebi türler de okuyorduk. Yazları Tommiks, Teksas macera kitapları okurduk. Bununla birlikte Kemalettin Tuğcu'nun tarihi hikâyelerini de okurduk.

Fatih’in Feneri unutamadığım tarihi romanıydı. Ayrıca piyes de sahnelerdik. Okul sıralarını sahne platformu hâline dönüştürür, pencere perdelerini de tiyatro sahnesinin perdesi yapardık. Piyesin ismini hatırlamıyorum ama ben Orhan rolünü oynamıştım.

Coğrafya derslerimizi harita üzerinde işlerdik. Türkiye haritası geldiğinde Ege Denizi’ndeki adalara bakar hep hayıflanırdım, "Yahu adamlar burnumuzun dibindeki adaları bile bizden almışlar" derdim. Hatta o dönem haritalarda sınır çizgisi kullanılırdı. Bizim batı sınırımızdaki illerin hemen bitişiğinden çekilmiş görünürdü. O da bana çok ağır gelirdi. Hâlbuki Ege Denizi uluslararası denizdir. Bugün Yunanistan ile aramızdaki sorunlar önceki dönemde yapılan hataların bugüne yansımasıdır zannediyorum.

Bizim kuşak, ilkokul, ortaokul ve liseyi cumartesi günleri öğleye kadar ders görerek okudu. İlkokul dönemlerimizde öğretmenlerimizi dersten sonra nerede görürsek görelim hemen 'hazır ol'a geçip gözümüzle onu takip eder uzaklaşıncaya kadar kıpırdamadan dururduk.

Öğretmenimizle karşılaştığımızda başımızı öne eğerek selam verirdik. Bahar gelince tüm okul, yakın köylere yaya veya at arabalarıyla gider, onlar da belirlenen yerlere gelir ve yanımızda getirdiğimiz yiyecekleri ortaya koyup yerdik. Böylece yakın köylerden arkadaşlar edinir, oyunlar oynayıp köylerimize geri dönerdik.

Yemeklerimiz yine doğal ve lezzetliydi. Yoğurt üzerine pekmez döker ona “hakıbeyni” derdik yöresel olarak. Ekşi mayalı çöreklerimiz, tulum peynirlerimiz, çalmamız, balımız hepsi katkısız ve doğaldı. O dönemde insanlar, arıya şeker yedirmeyi, mısırdan bal yapmayı, suni bal yapmayı bilmeyecek kadar saf ve temizdi.

Bizim kuşağın bit ve pire gibi haşeratlarla başı dertteydi. Bu nedenle saçlarımız sıfıra vurulurdu. Hatırladığım kadarıyla zona diye çok kötü kokan bir ilaç vardı. Bunu biraz su ile karıştırınca ayran rengini alırdı. Bu ilaç her evde bulunurdu. Okul derslerimizde tarımda kullandığımız araç gereçlerin biblolarını yapardık. Bu bize el yatkınlığı ve ustalık kazandırırdı.

Bizim kuşak, ilkokula Altmış İhtilali’nin akabinde başladı. Bu nedenle ihtilalin sloganlarının muhtevi broşürleri okulumuzun duvarlarına asılırdı. İhtilal Komite Konseyi'ne övgüler dizilirdi, merhum Menderes ve hükümeti her türlü hakarete muhatap olurdu. O nedenle bizim kuşağın estirilen baskılar nedeniyle medeni cesareti fazla yoktur. Büyüklerimiz, “Önden gitme iterler, arkada kalma teperler, ortada ol” şeklinde öğüt verirlerdi. Jandarma baskısı da o günlerde çok şiddetliydi.

Sizleri fazla sıkmamak adına dizi yazıya biraz ara verelim, müsaadenizle…

***


Editör: Nüzhet Ünlüer

NELER SÖYLENDİ?
@
Yusuf Sarıkaya

Yusuf Sarıkaya

DİĞER YAZILARI Kadim Değerimiz Komşuluk  Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir) Yine Dil Konusu Hurdacılar / Eskiciler Yanlışa Yanlış Demeliyiz Ak Köprü (Â Köprü) Din ve Sanat Dilber Ana ve Şehit Babası (Çanakkale Şehidi) Elveda Ya Şehr-i Ramazan Ailem Benim TRT Çocuk Dizileri Değerlerimiz ve Ramazan İklimi Mahyaların ve Mânilerin Dili Bursa Irgandı Köprüsü Yuvamız Tehdit Altında Tarihe Tanıklık Eden Şehir Bursa Bizim Kuşak /10 Bizim Kuşak-9 Bizim Kuşak /8 Bizim Kuşak /7 Bizim Kuşak /6 Karavanda Tehlikeli Hayat Yaşanmış Acı ve İbretlik Olaylar Şehirlerimiz Elli Yılın Ardından Bizim Kuşak /4 Bizim Kuşak /3 Bizim Kuşak /2 Bizim Kuşak /1 Malumat İlim midir Musa’nın Asası Sumud Firkat Üzer Vuslat Sevindirir Çocuklar Ağlarsa Esmaü’l Hüsnâ Mevlid-i Nebi  Vatan Devlet ve Hükümet Gargat Sizi Kurtaramaz Alışkanlıklarımızın Esiri Olmayalım İnsan ve Nisyan Kaskatı Gazze Ashab-ı Uhdud Zifiri Karanlıktan Fecrin Aydınlığına Çıktığımız Gece: 15 Temmuz 2016 Cuma Silahları Yakmaya Götüren Süreç A.Ş.K. Vakfı Buluşması Kur’an Mealleri ve Bir Kaşık Suda Fırtına Koparmak Zıplama Sanat mıdır Katil İsrail’in İran’a Saldırısı ve Nefsi Müdafaa İsrail Güçten Anlar Kurban Olabilmek Haccın Şuuruna Ermek-3 Haccın Şuuruna Ermek /2 Haccın Şuuruna Ermek /1 Gazze'de Anneler Günü En Sağlam Kalemiz: Ailemiz TRT Dizileri Üzerine Mahmut ve Meryem Algı Metaforu ve Etkisi Tartışma Sanatı Her Geceyi Kadir Bil Kendini Yeniden Tanımanın Yolu: İtikâf Ramazanı Anlamak Ve Anlamlı Kılmak /3 Ramazan’ı Anlamak ve Anlamlı Kılmak /2 Ramazanı Anlamak ve Anlamlı Kılmak-1 Misyonerlik ve Amaçları /2 Misyonerlik ve Amaçları /1 Sıçandan (Fareden) Doğan Kendir Keser Saman Pazarında Mücevherat Satmak Gazze Kaybetti mi Kazandı mı? Ah Bizim İhmalkârlığımız Ah Çığlıklarımız ve Çiğliklerimiz Medeniyetimizin Beşiği Camilerimiz Üç Aylar Üzerine Kısa Bir Yorum Yeşil Türbe’de Yankılanan Ses Vakıf Medeniyeti Zor Zamanlarda Ensar Olabilmek Engelli misiniz? Engel(siz) misiniz? Dünyayı Çocuklar Yönetsin Yûsufî Bakış Ceketin Cebi Kapalı Olmak Güz Mevsimi Sezai Karakoç veya Çağdaş Sufi Evlatlarıma Nasihatlerim /4 Evlatlarıma Nasihatlerim /3 Evlatlarıma Nasihatlerim-2 Evlatlarıma Nasihatlarım /1 Şehirleşen Köyler İmam Hatip Liseleri Siyonist İsrail’in Kelime Oyunları Oyuna Gelmeyelim Değerlerimize Saldırı Hz. Muhammet (sav) ve Şahsiyet İnşası Narin'ce Düşünceler Ah Filistin ah! Şairimden Mektubum Var Ayrıntılara Takılıp Öz'e Ulaşamamak Ömrümüz Hep Böyle mi Geçecek Yarım Asırlık Dostluk Vicdan mı Cüzdan mı? Sokak Hayvanları Veya Hayvanları İstismar Takiyye ve Merdivenaltı Üretim Üç Günlük Seyahatin Ardından Vefa Bir Semt Adı Mıdır? Yok Edici Tehlike Siyonist Zulmün Çığlıkları Fetih ve İşgal Sabah Namazında Üç Saftık! Bireyselleşme Adı Altında Tükenişe Giden Yol Güç Zehirlenmesi ve Siyonizm Afrika Menekşesi Din ve Dil Konusu Bayramların Hayatımızdaki Yeri Kadir Gecesi / Kader Gecesi Len Nerka: Asla Diz Çökmeyeceğiz Gazze: İnsanlığın İmtihanı Ramazan'ı Anlama ve Anlamlı Kılma Bursa Hanlar Bölgesi Filistin'de Soykırım ve Batı'nın Değerleri! İffetli Olmak ve İftiraya Uğramak Sivri Tepe ve Pamuk Miraç Mucizesinin Hediyesi Namaza Dair Hikmetler Bursa'da Zaman Bursa'da Küçük Bir Gezinti Mahmut Kanık ve Yaşar Kaplan Hayra Alamet Değil /2 Hayra Alamet Değil /1 İsrail Mitler ve Terör Gazze Direnişi Yüzümüz mü Var?! Seyahat Ya Resulallah! ABD ve Dünya Jandarmalığı veya Katil Devlet Sezai Karakoç ve Çağdaş Sufi Yahudilerin Kahrolası Azgınlıkları Gazzeli Annenin Feryadı Siyonist Hahamlardan Fetva Alma Hırsızlığı Demir Kubben Başına Çöksün Siyonist İsrail Kalbi Mühürlü Olanlar Niçin İsrail Devleti de Yahudi Devleti Değil? Çocuk ve Ölüm Gözyaşı Aşkla Yapılacak Görevler A.Ş.K Vakfı Bursa'da Çocuk Olmak Ey Resul! Bu Çağın Adı Ne Olsun? Güzel Ahlak ve Nefs Atışması 1988 Yılı Nobel Edebiyat Ödülü İnsanın Dört Mevsimi Gençlik ve Bazı Sorunları Muallim Naci Nefs ve Akıl Atışması Merhamet Elçisine Arzımdır  Ali Ulvi Kurucu Emin Acar İle Kısa Bir Görüşme Nefs ve Vicdan Atışması Hayat ve Memat Anadolu'da Geleneksel Düğünlerimiz Hicret Bir Dirilişin Adıdır İradeyi İpoteğe Vermek Allah'a Sevimsiz Gelen Helal Şehzade Ahmet Efendi İle Kısa Bir Görüşme Çocuklarımızın İyiliği İçin Onlarla Kötü Olmayalım Kurban Olsun Diye... Eğitim Hayatımdan İbretlik Bir Anı Dilin Gücü ve Afetleri Terk Edilmişliğin Acı Sonu Helena'nın Havva Oluşu Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /3 Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /2 Tedbirden Sonra Tevekkül Bilinmeyen Üniversite - Salih Dane Hoca Efendi ve İstinye/ Mahmutçavuş Camii Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /1 Dilber Ana ve Elmas Kadın Özdeyişler Yazmak Sorumluluk İster
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
Advert
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA