2015 yılında bir Eylül sabahı Bodrum Yalıkavak, kayalıklar bölgesinde tanık olmuştum: Sıra sıra dizilmiş tam on yedi cansız beden...
Ve sonra onu, Azmide Dabah'ı gördüm; gülümsüyordu... Bir insan ölürken neden gülümserdi ki?... Ama gülümsüyordu işte, sevdiği birilerini görmüş gibi... Cansız bedeninin yanında duran naylona sarılmış küçük defteri almakta tereddüt bile etmedim. Ve ıslak, sarı kapağını açtığım an Azmide Dabah'ın yaşamının tam ortasında buldum kendimi:
Paris'te ekonomi eğitimi görmüş, zengin bir ailenin kızı olması da kurtaramamıştı Azmide'yi. O da hemcinsleriyle aynı kaderi yaşayacaktı ama tek bir farkla: Yaşadıklarını günlüğüne yazacaktı... Üstelik, ailesi gözlerinin önünde katledilmiş, oğlu elinden alınmış ve defalarca tecavüze uğramış olduğu halde...
İşte böyle başladı "ŞARKISINI SÖYLÜYORDU DENİZ" isimli kitabımın yazımı... Günlüğü küçük ama her satırı, yüzlerce sayfa kitap yazacak kadar büyüktü... Sonsuz bir acı ve hiç bitmeyen bir özlem duygusu vardı yazdıklarında...
Yaşamım boyunca birkaç kez ölümün kıyısından dönmüş, sevdiğim insanları kaybetmiş birisi olarak alışmış olduğumu sanıyordum bu acı sonlara; ama alışılmıyormuş, olmuyormuş işte... Hiç tanımadığım Suriyeli bir anneyle on yaşındaki oğlunun hayatı vardı karşımda. Yazmaya başladığım an benden bir parça olup çıktılar. Bu kitabın mürekkebi, acı ve gözyaşından oluştu sevgili dostlar. Kitabım çıktığı için mutlu muyum? Hayır... Biliyorum ki bu satırları yazdığım şu anda dünyanın herhangi bir yerinde kadınlar ve çocuklar katledilmeye, onlar için de birileri kitap yazmaya devam edecekler...
BAZEN YAŞAMAK, ÖLMEKTEN ÇOK DAHA ZORDUR....
"Kimse bilmeyecek yaşadığım acı veren günleri; bir sır olarak kalacak yazdıklarım sonsuza kadar" Böyle yazmıştı günlüğüne Azmide Dabah; ama yazdıkları bir sır olarak kalmadı. Bir süre düşündüm, "Anısına saygısızlık olur mu?" diye... Sonra karar verdim, bu günlük yayımlanmalıydı... Çünkü on binlerce kadın ve çocuk katledilmişti ve katledilmeye de devam ediyordu o kanlı topraklarda... Birileri duymalıydı bu annenin çığlığını... İşte bunun için çıkmalıydı bu kitap... Sizlere Azmide Dabah'ın son bölüme yakın olan bir paragrafıyla veda ediyorum.
Hoşçakalın...
28 EYLÜL 2015, BODRUM, YALIKAVAK…
Saat beş otuz; şimdi hareket ettik, hava daha da soğudu. Rüzgâr şiddetini gittikçe artırıyor, bu satırları yazmakta bile zorlanıyorum. Sevinmem gerek, ama sevinemiyorum; anılarım da gelecek benimle birlikte karşı kıyıya… O kadar ağırlar ki taşımak istemiyorum artık. Beni ve oğlumu Avrupa’da ne bekliyor, onu da bilmiyorum? Bazen düşünüyorum, “Yaşadığım onca acıyı beynimin içindeki cehennemden nasıl sileceğim?” diye… Biliyorum silemeyeceğim: Önce babamı ve eşimi öldürdüler, ardından da beni, hem de onlarca kez… Yine de yaşıyorum işte, oğlum için... Azmide Dabah...
***
Yusuf Sarıkaya
Yanlışa Yanlış Demeliyiz
Gevher Aktaş Demirkaya
Karanlığın İçinde Kalan Işık ve Sessiz Seçimlerin Ağırlığı
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 3-Gölge Güçlerin Yüklelişi
Ebru Bozcuk
Rağmen Yaşamak
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hakan Cucunel
Salı
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Aile Büyük Bir Birey Birey Küçük Bir Ailedir
Musa Aşkın
Hisler mi Köreldi
Sedat İlhan
Yapay Zekâm
Deniz İmre
Korkunun Sesi Vardı
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Hızır Dokundu
Serhan Poyraz
Hemingway’in Kadınları / Naomı Wood
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Hamiyet Su Kopartan
Kâbe'de Hacılar
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar