Ali Ulvi Kurucu merhum ile 1987 ve 2001 yıllarında iki defa görüşme imkânımız oldu Medine-i Münevvere ’de. Bu iki görüşmede bana tesir eden hususu sizlerle paylaşmak isterim. Dilerseniz bundan önce Medine’den bir iki hususa temas edeyim. Bildiğiniz gibi Peygamber as’ın hicretinden sonra bu ismi Nurlu şehir manasına Medine-i Münevvere olmuştur. Burada ne hatıralar, ne ibretlik olaylar vardır bildiğiniz gibi. Ravza-ı mutahhara, Cennet’ül Baki’, Uhud Hendek, Bedir Savaşlarının hatıraları. Mescid-i Nebi’nin inşası gibi.
2001 yılında Diyanet İşleri Başkanlığımızın organize ettiği Hac Organizesinde Medine Türk Hastanesinde tercüman olarak görevliydim. Çok önemli bir hizmet olan bu görevimize ilave olarak hem Harem’e devama özen gösteriyor, hem de bazı yerleri ziyaret ediyorduk. Bu arada Medine’de Erzurumlu Fırtına İsmail sağ olsun bize çok yardımcı oluyordu. Bir gün Ali Ulvi Kurucu’yu ziyaret için randevu aldığını söyledi. Biz de “tamam iyi olur” diyerek yola çıktık. Hz. Osman Kuyusuna yakın bir yerde olan evine gittik. Bizi çok güzel bir şekilde ağırladı. Sohbetler oldu. Sözü Çanakkale Zaferine ve Hendek Savaşına getirdi. Aralarında doğrudan doğruya bir bağ kuramadığımız bu iki önemli olay nasıl ve nerede kesişiyor derken Ali Ulvi Beyefendi önce Mehmet Akif Ersoy’a getirdi sözü. Mehmet Akif Ersoy’un Teşkilat-ı Mahsusa (MİT) Görevlisi olarak İngilizlerin oyununa gelen Şerif Hüseyin’i ikna için Osmanlı Devletince görevlendirilmişti. O nedenle buralara kadar gelmiş ama muvaffak olamamıştı. Bu arada Mehmet Akif’in kulağı sürekli Çanakkale Savaşlarında idi. Nihayet bir gün Çanakkale’de düşmanının hezimete uğradığı haberini aldı. İşte o gece olanlar oldu.
Mehmet Akif Ersoy gece boyu adeta kendinden geçmiş ve başka âlemlere dalmıştı. Çanakkale’yi abideleştiren veya Çanakkale’nin abideleştirdiği o meşhur şiirini, Çanakkale Şehitlerine Şiirini sabaha kadar bitirmişti. Okuyanı savaş alanındaymış gibi duygulara ğark eden bu şiirin yazılış yerinin Hicaz bölgesi olması ayrı bir önem taşıyor.
Ali Ulvi Kurucu bu sohbette bize Hendek savaşından bahsetti. İslam Tarihinde çok Önemli yeri olan bu savaştan alınacak ibretler üzerinde durdu. Peygamberin sözünü dinlememenin, dünya malına tamahın, münafıkların zararının acı faturalarını anlattı. Bu savaşın şehitlerinden bahsetti. Seyyid’üş Şüheda Hz. Hamza’dan, İlk Muallim Mus’ab b.Umeyr’den, çocuk şehitlerden örnekler verdi. Daha sonra Peygamberimiz özellikle çocuk yaşta denecek şehitleri öncelikle kucağına alıyor ve öylece mezara indiriyordu. Akif, Çanakkale Şehitlerine isimli şiirinin sonunda Peygamberimizin bu sahnesine işaret ederek diyor ki:
“Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber, Sana Ağuşunu açmış duruyor Peygamber.”
Bu şiirde Çanakkale şehitleri Bedrin Aslanlarına benzetiliyor. Kâbe mezar taşı olarak konsa bile bu büyük olayı takdire yetmeyeceği vurgulanıyor.
Biz şiir tahliline fazla girmeden bu esnada yaşanan bir hatıramı da naklederek bitirmek istiyorum. Bu buluşmada yukarıda da söylediğim gibi Medine Hastanesi Baş Hekimi Erzurum Numune Hastanesi Baş Hekimi de vardı. Dışarı çıktığımızda dedi ki: “Arkadaşlar ben yirmi yıla yakındır göz pınarlarım kuruduğu için gözlerimden yaş gelmiyordu. Tedavi de olmama rağmen bunu değiştiremedim. Ancak bu toplantıda anlatılanlar sırasında gözlerimden yaşlar indi. Bunu ne diye adlandıracağım bilemiyorum ama bunu ben şu anda yaşıyorum” dedi.
Dışarı Çıktığımızda Hz. Osman Kuyusundan halen belediyenin su aldığını ve şehrin bir bölümüne buradan su verildiğini öğrendik. O kuyu halen canlı ve hizmet vermeye devam ediyor. Ne büyük hikmet!
Daha sonra Ali Ulvi Kurucu’nun hatıratını okudum. Okunmaya değer bir hatırat. Bunu da sizlerle paylaşmak istedim.
Selam ve dua ile…

Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 24 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Musa Aşkın
Geleceksiz Kalmak
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Dilek Tuna Memişoğlu
80'ler Bizim Rengimizdi Bizim Zamanlarımızdı
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Ebru Bozcuk
İçimdeki Ses
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar