DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Sedat İlhan
Sedat İlhan
Giriş Tarihi : 16-07-2026 14:01

Kurduğum Dengelerim-4

İnsanları anlamak zorunda olmak… 

Hem de tüm insanları…

Nasıl mümkün olabilir bu? 

İsterseniz bir de tersini düşünelim. İnsanları anlamak zorunda hissetmediğimizde, anladığımızı sandıklarımız kimlerdir?

Gerektiğince tüm kümeyi temsil eden örnekleri irdelemeden, bütün hakkında söylediklerimiz ne kadar doğru olabilir ki?

Gerçeğe ulaşmak ise hedefimiz, tüm insanları anlamak zorunluluğunu kendimize şart koşmalı. Başka şeyler de gerekli ama bu ilk adım tüm kapıları açmaya yetebilir. Sözlük anlamıyla bile başlanabilir, mânâya geçmeden. Örneklerle gidelim.

Bir haksızlığa uğradığımızda, istemeden kötü sonuca giden bir yolu tetiklediğimizde, özürlerimiz, mazeretlerimiz yüzümüze çarpıldığında, anlaşılmadığımızda… En temel iki tavırdan birisi tercihimiz olur. Ya tüm insanların masum olabileceği düşüncesi sarar benliğimizi ya da bunu bize yapanların ne kadar bağnaz, vahşi oldukları hükmü…

Geçenlerde bir dostum yazının önemine vurgu yapmıştı. Ben ise insan faktörüne dikkat çekmiştim. Bu çevrim, üç-beş defa tekrarlandı. Ama tezlerimizin üzerinde yeteri kadar duramadık. Birbirimizin düşünce dünyalarını genişletmek adına alışverişimizi tamamlayamadık. Hayrolsun.

Soralım o zaman: Medeni olanlar mı tüm ayrıntıları değerlendirerek en güzele ulaşmak üzere herkesin huzurunu düşünerek kurallar yazarlar yoksa yazanlar mı medeni olurlar? 

Veya medeni olmayanlar yazar ise yazdıkları kimin için olur, kime huzur getirir?

Veya medeniyet nedir, nasıl kurulur, neden yıkılır? 

Sadece bilmede kaldığımızda yazmanın önemini söyler dururuz. Bu bizi, bize değerli hissettirir. Ortaklıklar görürüz, aileler, sivil toplum kuruluşları, devletler… 

İnsan faktörünün açmazlarıyla boğuşarak bir o yana bir bu yana savrulur dururlar. Ve biz nedenini biliriz.

Bilmek istemek… 

İnsanlığımızın en temel özelliklerinden birisi. Farklılıklarımız bu duygumuzu nasıl tatmin ettiğimizle şekillenmekte. Hepsi mi bilmem ama bir çoğunu bu kriterle açıklamak mümkün.
Yaratılış mesela. Veya ölüm sonrası hayat… Bir şeylere inanarak veya dayandırarak ve diğerlerine saydırarak mutlu mesut yaşıyoruz.

Çünkü biliyoruz.

Bir başka dostumla sohbet ederken “Her ne kadar kötü olursa olsun, her sistemde hakikatin izleri vardır. İnsanlar kabul etmediği sürece ayakta kalması mümkün olamaz.“ demiştim. 
Roma İmparatorluğu’nu gladyatörler ile anmakta, Osmanlı İmparatorluğu’nu kardeşlerin katli ile…
Dostumun özlemlerini süsleyen bir sistem var tabii ki. Ancak gerçeklemek üzere ne yapıyor, bilemiyorum. Herkesin huzurunu hesap eden, gerçeklemeyi hedefleyen bu mükemmel sistemi neden diğer insanlar istemez, bilemiyorum. Bilebilirim ama muhataplarımı tanımlamadan bunu nasıl yapabileceğimi bilemiyorum.

Tüm insanları anlamak zorunda olmak veya olmamak… 

Bu bir tercihtir tabii ki. Sorgulamak haddimiz değil. Ancak tezlerimizi sonuna kadar irdelemek kendimize karşı sorumluluğumuz. Söylemde veya bilmede kalmayıp gerçeklemeye çalışmalı ki doğruluğunu test edebilelim, geliştirebilelim.

Tarih tekerrür eder durur. 

Medeniyetler… 

Bir insanın doğumu ve ölümü gibi. Bir Kızılderili bilgeliği veya benzer öğretiler. Kendimizi değiştirdiğimizde tüm insanları değiştirme gücünü elde edebilme… 

Babamız her şeyi biliyordan, hiç bir şey bilmiyora evrilme ve sonuçta yine onun bilgeliğini arama…

Babalar için de bir şeyler yazılabilir aslında. Neden yazılmamıştır ki? 

Yoksa ben mi duymadım? 

Çocuğuna iyi bir öğretici olduğunu düşünmekten onun bir birey olduğunu kabule evrilme…

Veya küçüklükteki büyüklüğü görebilme… 

Bir delinin saflığı veya çocuğun masumiyeti ile gülebilme… 

Kendimiz olabilme…

Yazıya noktayı koyamıyorum. Konunun tabiatında bunu yapmak sanırım mümkün olmayacak. Çünkü herkes kendisi öğreniyor. Ama birbirimizle anlamlıyız. Başarılara destan yazmak yerine bir mum yakalım ki bilmede kalma yönüyle insanlığın ekser çoğunluğundan ayrılalım. 

Selam, diyelim. Düşmanlarımıza bile. Hem de yürekten…

***


Editör: Deniz İmre

NELER SÖYLENDİ?
@
Sedat İlhan

Sedat İlhan

DİĞER YAZILARI Kurduğum Dengelerim /3 Kurduğum Dengelerim /2 Kurduğum Dengelerim /1 Yapay Zekâm /2  Yapay Zekâm Kalemim mi Kurudu Yoksa Gülebilseydim En Zor Öğrendiğimiz Sorularımız - Cevaplarımız Güneşin Sahibi  Adına Ne Diyeyim   Özür Diledim Genelleme Çözümsüzlük /6 Çözümsüzlük /5 Çözümsüzlük /4 Çözümsüzlük /3 Çözümsüzlük /2 Çözümsüzlük Sosyal Medya Bağımlılığı Sokağın Ruhu /2 Sokağın Ruhu /1 Yazmak Bir İhtiyaç mıdır Sami Çelik Bey’e Karar Verilmişti Yalnızlık Çoğunluğun Olduğu Yer Sokakta Beşinci Gün /2 Sokakta Beşinci Gün /1 Neden Okumuyoruz Az Gittik Uz Gittik Kuran’da İnsan /10 Kuran’da İnsan - 009 Tanımlarımız Sokakta Dördüncü Gün  Kuran’da İnsan /8 Kur’an’da İnsan /7 Kur’an’da İnsan /6 Kur’an’da İnsan /5 Kuran’da İnsan /4 Kur’an’da İnsan /3 Kur’an’da İnsan /2 Kur’an’da İnsan /1 Wu Wei Felsefesi Sinoplu Diyojen İnsan Nedir /4 Sokakta Üçüncü Gün /3 Sokakta Üçüncü Gün /2 Sokakta Üçüncü Gün /1 İnsan Nedir /3 İnsan Nedir /2 İnsan Nedir /1 Hazırlık /2 Hazırlık /1 Taziye Ziyareti Her Zaman Haklıyız Anlaşıyorlar 68’li Bir Yazar İç Sesim Sıratı Müstakim Felsefesiz Edebiyat /2   Felsefesiz Edebiyat Saygının Yalnızlığı   Budist Dostum Sokakta İkinci Gün Sokakta İlk Gün Zamanı Okumak Yolun Sonu Göründü /5 Yolun Sonu Göründü /4 Yolun Sonu Göründü /3 Miras Haktır Bir Garip Yolun Sonu Göründü /2 Sokakta Olmak / Sedat İlhan Yolun Sonu Göründü /1 Negatif Düşünce / Sedat İlhan Sokrates’teki Ben Ben Deliyim İklim ve Enerji Âlim Çiftçi Kötü Bir Kimse Yok Konfüçyus 6 Duyan Gerek Yıl 1983 Konfüçyus /5 Biraz Hasbihal Konfüçyus /4 Konfüçyus /3 Konfüçyus /2 Konfüçyus /1 Sokrates Tiyatrosu Kadın Olmak Hayır Diyebilmek Bağ Kurma - İletişim Bir Yaşanmışlık Bir Ben Vardır Sokrates 10 Sokrates /9 Sokrates /8 Sokrates /7 Sokrates /6 Sokrates /5 Sokrates /4 Sokrates /3 Sokrates /2 Sokrates /1 Geçmişle Yüzleşmek /7 Geçmişle Yüzleşmek /6 Geçmişle Yüzleşmek /5 Geçmişle Yüzleşmek /4 Geçmişle Yüzleşmek /3 Geçmişle Yüzleşmek /2   Geçmişle Yüzleşmek Kötülerden Olmamak İyilerden Olmak
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
Advert
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA