Yozgat’ın manevi önderlerinden Şeyhzade Ahmet Efendi muhiplerinin yılda bir kez icra edilen buluşma etkinliği bu yıl da 10 Muharrem 1447/ 05 Temmuz 2025 yılında Yozgat Sorgun ilçesi Ağcın köyü sınırlarındaki mesire alanında yapıldı. Çok kalabalık bir katılımla gerçekleşen buluşmada A.Ş.K. Vakfı Başkanı, Şeyhzade Ahmet Efendi’nin oğlu, değerli ilim adamı Dr. Şakir Ergin Hocamız güncel bir konuyu gündeme taşıyarak gündemi belirledi.
Kendisini ilk defa köyümüzü ziyaret ettiği yıllarda tanıdım. Merhum Prof. Dr. Halis Ayhan Hocam ile birlikteydiler. Seksen İhtilali öncesi açılan ve iki yıl eğitim verdikten sonra ihtilal ile birlikte kapatılan ve öğrencileri dağıtılan Yozgat Yüksek İslam Enstitüsü müdürlüğü de yapan Şakir Efendi ile o gündür bu gündür irtibatım devam eder. Daha önce de Şeyhzade Ahmet Efendi’yi seksenli yıllarda ziyaret edip gönül sohbetine katılmıştım.
Bu buluşmamızdan bahseden bir yazıyı Emre yayınları arasında çıkan Mütavazı Hayat Hikâyem isimli kitabıma derç etmiştim. Bu yıl yapılan toplantıya da davet edilmem üzerine köyümüzün İmam-hatibi Âdem Kaya ve komşu köyümüz Poyrazlının imam-hatibi Halit Belli ile katıldık. Daha önceki buluşmalarda, İman, İbadet, İstikamet ve Vefa konuları işlenmişti.
Bu defa daha güncel bir konu üzerinde durdu Şakir Efendi. İki milyarlık İslam Âlemi’nin, dünyanın çeşitli yerlerinde zulüm görmesi ve buna ses çıkaranın olmaması ve engelleyememesini üzülerek anlattı. Birlik ve beraberliğin olmadığı İslam dünyasının parçalanmışlığına dikkat çekti.
İlk önce Bakara Suresi 120. ayet üzerinde durdu. Ayetin Meali şöyle: “Sen onların dinlerine (anlayışlarına, yaşantılarına vb. Y.S.) dönmedikçe Yahudiler de, Hristiyanlar da senden ( kısacası hiçbir Müslümandan Y.S.) asla memnun kalmayacaklar. De ki, Asıl doğru yol Allah’ın yoludur. Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, bilesin ki, Allah sana ( Yani tüm Müslümanlara. Y.S.) ne dost ne de yardımcı olacaktır.”
Çok derin manalar ifade eden bu ayet sanki yeniden inercesine zihinlere etki ediyordu. Evet, bu gerçekliği artık her Müslüman’ın bilmesi gerekir. Yahudi ve Hıristiyanların en kritik zamanlarda Müslümanlar aleyhine nasıl da dayanışma içinde olduklarını geçmişte gördük. Şimdi de Filistin topraklarından olan ve merkezle bağı koparılmış, Siyonistlerin tetikçisi Netenyahu soykırımcısının Gazze katliamına, Myanmar, Hinduların içindeki Müslümanlar, Doğu Türkistan vb. yerlerde işlenen cinayetlere ortak oluyorlar. Bu mezalim, düşmanın güçlü olmasını sonucundan çok biz Müslümanların dağınıklığının sonucu olduğu âşikâr.
Bir başka ayeti gündeme aldı Şakir Efendi. Maide 51. Ayette mealen Rabb’imiz şöyle buyuruyor: “ Ey İman edenler! Yahudi ve Hristiyanları (Her şeyine güveneceğiniz samimi Y.S.) dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”
Hakikaten öyle değil mi? Zamanın ABD Dış İşleri Bakanı “Ben buraya Hristiyan olarak değil, Yahudi olarak geldim.” demedi mi? Batı yöneticileri ve basınıyla “İsrail savunma hakkını kullanıyor” yalanlarına ve münafıklığına sarılmadılar mı? Vicdana gelen halkların tepkisi takdire şayan olsa da Yahudi ve Hristiyanlık âlemi bunu yapmadı mı? Türkiye ve birkaç ülke dışında bu soykırıma ses çıkaran başka ülke var mı? “Küfür tek millettir.” Muhteşem nebevi tespiti an be an gözlerimizin önünde yaşanmıyor mu? Güçlenen ve ses çıkaranlara olmadık ihanetler planlanmıyor mu? 15 Temmuz ihaneti, PKK terörü, döviz baskısı, iç ayaklanma tehditleri bunların hepsi “Aman Türkiye güçlenmesin İslam ümmetine yüz yıllarca liderlik yapan bu fedakâr millet yeniden ayağa kalkmasın.” diyerek içimizdeki bazı öngörüsüz gafillerle ülke için çalışanların eteğinden yapışılmıyor mu? Kurumlar itibarsızlaştırılmaya çalışılmıyor mu? Yapılan hizmetler karalanmıyor mu? Yerli mallarını boykot ettirmeye çalışan gafiller yok mu? Kısacası bu zilletten kurtulmanın tek yolu Ümmetin birliğine giden yolların aranması, aklı başında olanların buna destek vermesidir. Başka çıkış yolu yoktur. Bu böyle biline.
Bu yazıdaki yorumlar ve ifadeler bana ait olmakla birlikte Değerli Şakir Efendi Üstadımızın seçtiği bu konunun çok düşünülmesi gerekir. Sadeliğin ve içtenliğin sergilendiği bu buluşmanın konusunu bu şekilde seçmesi nedeniyle Allah kendisinden razı olsun. Bizlere de bu şuuru kazanmayı ve yitirmemeyi nasip eylesin.
Gösterişsiz, sade, numayişsiz, el etek öpmenin olmadığı, uçma kaçma düzmecelerinden ârî bir buluşmanın ardından aklımda kalan bunlardı vesselam.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Sedat İlhan
Özür Diledim
Ebru Bozcuk
Hüznün Başkenti Hatay
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Kana Kana
Suna Türkmen Güngör
Detayda Kaybolmak
Yusuf Sarıkaya
Tarihe Tanıklık Eden Şehir Bursa
Dilek Tuna Memişoğlu
Doğum Günüme Düşen Cümleler
Serhan Poyraz
Bitmeyen Savaş - Joe Haldeman
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Gevher Aktaş Demirkaya
Kağnı Komutanlığı Ağacı Destana Çeviren Kağnılar
Hamiyet Su Kopartan
Dostlar Alışverişte Görsün
Mehmet Şahan
Em Olmak Lazım
Musa Aşkın
Usulca Sessizlik
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Deniz İmre
Schopenhauer’in Sarkacında: Bir Sağa Bir Sola
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Sami Çelik
Gece ve Sis
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Hakan Cucunel
Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar