ŞİİR / TAHLİL
Giriş Tarihi : 30-07-2026 21:58   Güncelleme : 30-07-2026 22:10

Mine Borazan'ın Sahne Benim Şiiri Üzerine Birkaç Söz / Orhan Sarı

Orhan Sarı -SEHER USLU’NUN MODERATÖRLÜĞÜNDE MİNE BORAZAN’IN ‘’SAHNE BENİM” ŞİİRİ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ  

Mine Borazan'ın Sahne Benim Şiiri Üzerine Birkaç Söz / Orhan Sarı

SEHER USLU’NUN MODERATÖRLÜĞÜNDE MİNE BORAZAN’IN ‘’SAHNE BENİM” ŞİİRİ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

Kendi halinde bir köşede unutulmuş bir kutuya durup dururken hamle yapıp açmak için açtıracak biçimsel bir davetkârlığı olmalı; kapalı odanın sizi çağıran bir gizemi olmalı; bedeninizi örten pikeden kurtulup, doğrulup, uzanma boyutundaki rahatınızdan vazgeçip romatizmalarınızı, lumbagolarınızı, siyatiklerinizi, diz ödeminizi yok hükmünde tutarak gözlüklerinizi el yordamı ile size bulduracak  bir füsunu olmalı. 

Bu bağlamda bakıldığında Mine Boraza’nın ‘’Sahne Benim’’ başlıklı özgüven çağrısı oluşturan şiiri gel beni oku işvekârlığında… Yoksa rahatımı bozup ‘’İlya İlyiç Oblomov eylemsizliğimden’’ niye vazgeçeyim.  

“Anton Çehov’un Vişne Bahçesi’nde, Rodrigo’nun gitar konçertosu eşliğinde ruhumdaki tüm alaca kuşları salmak…” Vişne Bahçesi; borçları yüzünden açık arttırmada satılacak olan tarihi bir çiftliği ve mülkünü kaybetmemek için hiçbir şey yapmayan, geçmişin hayalleri ile yaşayan aristokrat bir ailenin çöküşü konulu oyun;  ilk kez 17 Ocak 1904 yılında Moskova Sanat Tiyatrosu’nda sahnelenmiş.

Bana İvan Gonçarov'un ünlü romanı Oblomov kitabını anımsatıyor. İvan Gonçarov'un ünlü romanı Oblomov, varlıklı bir ailenin tembel ve uyuşuk bir soylu olan ana karakteri İlya İlyiç Oblomov'un eylemsizliğini, sorumluluklardan kaçışını ve dönemin Rus toplumunun çöküşünü konu alır. 

Konçerto, sahne önünde tek çalgıyla melodiyi çalarken arkada orkestranın zenginlik kattığı klasik müzik eseri. Rodrigo Konçertosu (Concierto de Aranjuez)  görme engelli İspanyol besteci Joaquin Rodrigo tarafından Aranjuez Sarayı’nın bahçelerini, İspanya İç Savaşı’nın acılarını, eşiyle yaşadığı derin kişisel kayıpları anlatan 1938 yılında bestelenen başyapıt.

Kulağa  son derece hoşgelen ve de dinlendiren tok bir tınısı olduğunu hatırlıyorum. Bir başlık ve şiir sen nelere kadirsin… Ne çok öğrenmelere taşıdın bizi; Mine rahatımı kaçırdın. Üşengeçlik temalı göndermeler kullanırsan, şiiri yazarsan üşengeç öğrenmelerin de rahatı kaçar. Yeni öğrenmelere taşıdın beni. Latifesi bir yana vesile olduğun için  teşekkür ederim.

Şiirin başlığı kadar konusuda alışılmış tekrarı yapılagelen bir konu değildir. Edebiyatı besleyen ana konular vardır. Edebiyat (şiir, roman, öykü vs.)  bu ana konular üzerine oturur.  Bütün toplumların  duyguları da ortaktır. Anne sevgisi, ölüm, ayrılık vs…  

Farklılığı yaratan toprak, coğrafya, toplumun sosyolojisi, din vs.dir. Herkesin leyleği vardır. Bizimkisi  kutsal topraklardan geldiği için hacı leylektir. Her ayrılık dramatiktir. Alman folklor ‘’Ayrılık seni kim icat etti?’’ derken Türk kültürü dinsel bir ilenme giydirmesi yapar, bu insanlığın ortak duygusuna. ‘’ayrılık seni icat eden / görmesin cennet’’ der. Şiirin beni taşıdığı duygu ömür; ölüm sahnesi...

Moliere’e  atıf yapılan  ama Fransız yazar Jean de La Bruyere’e ait -nihayet biten-  yaşamak   komedisi!  Asıl olan kesintisiz uzun erimli sonsuza değin ölümse yaşamak gibi kısa bir erimli trajediye ne hacet var? Sahne, rejinin “kestik” sesi, oyun vedasındaki son alkış, balerin, siyah (renk manidar) kuğu, sahne ışıkları vs sözcükleri doğru bir disiplinle derlenmiş ve şiirde yerli yerinde serpiştirilmiş. 

***

Editör: Deniz İmre

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi