Köyün karşısındadır Sivri Tepe. Pek çok köyde, böyle tepeler bulunur. Hatta, bazı yerlerde tümülüsler, höyükler de vardır, Sivri Tepe gibi. İşte bizim köyün karşısında da böyle bir tepe bulunuyor. Köyde pek çok hikâyede yer alır bizim Sivri Tepe.
Çocuklar yaz kış burayı ziyaret ederler. Yaz mevsiminde sıcak bunalttığında buraya çıkarlar. Küfül-küfül esen hava ile serinlemek için. Güz döneminde üzerinde yetişen yüzerlikleri toplar köylü kadınları. Kışın odanın havası bozulduğunda veya cenaze olduğunda yakılır tütsü görevini görür yüzerlikler. Bu nedenle de her evde bir iki bağ bulunur. Hatta bazı komşularda tükenince diğer komşudan istenir.
Kışın bol karlı günlerde gençlerin ve çocukların saman doldurulmuş naylon çuvallarla veya naylon teştlerle kayak yaptığı yerdir. Bu yüzden de çok yaralanmalar olur. Ama kimse bu zevkten de mahrum olmak istemez. Ayrıca kış bitip bahara döndüğünde kuytu yerlerde saklanmış, boncuk-boncuk karlar bakraçlara doldurulup evlere getirilir ve üzerine pekmez dökülerek yenir. Bunu yiyenlerin dokunma o zaman keyfine. Ne büyük nimettir burası. Aynı zamanda da hayvanların otlak yeridir. Allah’ın köye bahşettiği önemli bir nimettir kısacası böyle yerler.
Bazen tepesinde oyuklar görülür Sivri Tepe’nin. Bunlar da definecilerin işidir. Ama bir şey bulamadıkları söylenir bugüne kadar köylülerce. Daha çok geceleri yaparlar bu işleri defineciler. Çok ilginç hikâyeler bilir bunlar. Ellerinde uydurma bir harita, bir söğüt çubuk iki adım ileri, bir adım geri diyerek hayal kurar dururlar. “Falan şöyle bir yerde bir küp altın bulmuş, burası da ona benziyor “ gibi bir sürü hikâyeleri ve dedi koduları vardır bunların. Hatta eve barka gelmedikleri için bazılarının bu yüzden yuvaları yıkılır. Bazen de aileyi sersefil ederler başka bir işe bakmadıkları için. Hatta çoğu da bu hayalle ölür gider. Kısacası Sivri Tepe definecilere de yurt olmuştur böylece.
Sivri Tepe, aynı zamanda kurt ve tilkilere de ev sahipliği yapar kış mevsiminde. Bu nedenle zaman-zaman hayvanlara da saldırırlar. Bazen koyunları kırar geçirirler. Bir tane alıp yeseler neyse diyelim. Ama onlar öyle yapmaz. Önce üç beş tane koyun veya keçinin üstünden atarlar. Bir tanesini de boğazından sıktığı gibi sırtına alır kaçar. Önce onu afiyetle yemek için. Üstünden atladıkları da zaten korkudan çatlar, ölür ve murdar olur. Sürü sahibi de onu dışarı atar. Kurtlar daha sonra gelir onları yerler. Böyle planları vardırhayvanların. Eh, o da rızık peşinde. Elbet rızkını arayacak. Kurtlardan kalanı da tilkiler, kargalar, kartallar vb. hayvanlar tüketir. Onların öyle saklama ve depolama derdi yoktur. Karınları doydu mu kalanı bırakır giderler bu hayvanlar. Amaçları karınlarını doyurmaktır. Zarar vermek değildir.
Sivri Tepe’de bulunan ağıllardaki sürüler kış günlerinde karınlarını doyurmak için dışarı çıkarılır. Yaz döneminde hazırlanmış çayır ve yonca demetleri karın üzerine serilir. Böylece hayvanların öğle yemeklerinde yeşil ot yemeleri sağlanır.
Yine bir gün sürüye yeşillik vermek için sahibi tarafından dışarı çıkarıldı. Kar çoktu ama ortalık güneşlikti. Köylerde o zaman pek çok evde kangal köpeği bulunurdu. Şimdiki gibi köpekler kapı dışarı edilmemişti. Sahiplerş vardı. Karınları doyar ve sahiplerine hizmet ederlerdi. Asla evlere adımlarını atmazlar, avluda haırlanmış yerlerinde dururlardı. Kangal köpekleri çok hassas ve asil hayvanlardır. Tehlikeyi asla ıskalamazlar. Sahibini mahcup etmezler. Sürüye kurt saldırısına asla müsaade etmezler. Düşmanı hemen tanırlar.
Sivri tepenin arkasındaki düzlükte sürü, otlarken köydekiler de bu manzarayı rahat seyredebiliyorlardı. Köy sakinlerinden eğitmenlik yapmış çok zeki Mehmet Çavuş da evinin önünde hem güneşleniyor, hem de tepede otlayan hayvanları seyrediyordu. Mehmet Çavuş’un gözüne bir karartı ilişti. Sürü sahibi ağıla girip çıktıkça bir kaç kurt sinerek sürüye yaklaşıyordu. Mehmet Çavuş’un yanında dişi kangal köpeğide karın üzerine uzanmış karşıyı seyrediyordu. Kurtların sürüye yaklaştığını görünce önce Mehmet Çavuş irkildi; “eyvah hayvanlara zarar verecek” demeye kalmadı kangal köpek de derhal ayaklandı. Sahibinin gözüne baktı. “saldır”komutunu bekliyordu. Mehmet Çavuş, hayvanın seviyesine çömeldi. Boynundan tuttu ve işareti verdi:
“-Haydi, yavrum saldır.” der demez Pamuk âdeta uçtu. Mehmet Çavuş’un biricik oğlu Murat Mustafa ona; “Pamuk” adını vermişti. Çok vefakâr bir hayvandı. İnsanlara, evcil hayvanlara hele hele çocuklara asla zarar vermezdi.
Bu arada üç kurt sürüye dalmış, üç koyunu almıştı. İnsanlar canlı canlı bu olayı seyrediyordu. Pamuk, birinci, ikinci ve üçüncü kurda yetişti. Koyunları bıraktırdı. Kurtları uzaklara kadar kovaladı. Koyunları önüne katıp getirdi. Sürü sahibi de onu köpek yemi olan yal ile ödüllendirdi. Artık bundan sonra Pamuk’un olduğu yere, kurtlar, çakallar, tilkiler yaklaşamadı.
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 24 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Musa Aşkın
Geleceksiz Kalmak
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Dilek Tuna Memişoğlu
80'ler Bizim Rengimizdi Bizim Zamanlarımızdı
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Ebru Bozcuk
İçimdeki Ses
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar