DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Yusuf Sarıkaya
Yusuf Sarıkaya
Giriş Tarihi : 17-07-2023 16:07

İradeyi İpoteğe Vermek

Tefiz-i umur diye bilinen bu kavram tasavvufta iş ve işlemlerini şeyhe emanet etmek, onun yorumuna kayıtsız ve şartsız teslim olmak anlamına da gelir. Gerçek gönül dostları ve çevresindekilere ışık olanlar bu şekilde bir bağlılığı asla istemezler. Bu güzel insanlar kendilerini asla la yuhti  (hatasız kimse) olarak kabul etmezler.

Kendilerine intisabı "ne dersem o doğrudur bana uyun, bana tabi olun.” demez. Diyorsa bu durum sorgulanması gereken bir haldir. Kimse "gassal önündeki meyyit (Ölü yıkayıcısının önündeki ceset)" değildir.

Tefviz-i Umur etmenin bağlısına iradesini teslim etmesi anlamına geldiğini yukarıda açıklamıştık. Bu tür bağlanma ve sorgusuz itaat İslam'da sadece Allah'a olur. Çünkü O herkesin ve her şeyin sahibidir. Bizim hakkımızda en iyi kararı O verir.

Allah'tan başkasına sorgusuz teslimiyet İslam'ın arzu ettiği bir bağlılık değildir. Çünkü mükellef (sorumlu) olmak, sorumluluğun şahsi ve ferdi olduğunun kanıtıdır. Kimse kimsenin yükünü yüklenemez.

Hz. Peygamber (s.a.v.) dahi vahyin dışında kendisine körü körüne bağlılığı istememiştir. Bedir, Uhud ve Hendek Gazalarında yapılan istişarelerin genelde ashabın istedikleri doğrultuda sonuçlanması yukarıdaki söylediklerimi doğrulayan örneklerden bir kaçıdır. Daima insan olduklarını vurgulayan tüm peygamberlerin ortak özelliği bu doğrultudadır. Kaldı ki onlar ismet (Günah işlememe) özellikleri olduğu halde böyle davranmışlardır. Abese Suresi’nin geliş sebebi hepimiz tarafından bilinmektedir.

Kayıtsız şartsız bağlanma ve iradeyi bağlısına teslim etmek insanı sürüleştirir. Sadece güdülen ve iradesi olmayan yığınlar haline getirir. Bağlısının her sözünde bir hikmet ve yüce bir mana vehmeder. Bu anlayış insanların kullanılmasının yolunu açar. Rüyalar, ilhamlar, hayaller en büyük kaynak haline gelir. At gözlüğü takanlar gibi sağda solda olanlardan haberdar olamaz.

İradeyi ipoteğe vermek insanlık onuruna yakışmaz. İnsanı sorumluluktan kurtarmaz. Bu nedenle bize dayatılmaya çalışılan her çabaya onurluca karşı koyalım. Yanlış yapana "yanlış" diye karşılık verelim. Kendi iradesi ile verdiği kararda yanılmak; başkasının iradesiyle isabetli karardan daha hayırlıdır. Çünkü birincisinde bilinç var, diğerinde hiçbir irade yoktur. Bilerek yapılan ile gözü kapalı yapılan bir olamaz. Bu söylediklerim herkes ve her düşünce için geçerlidir.

Bu gün görüyoruz ki, bazıları hiç olmayacak yerlere savruluyor. Olmadık pozisyonlara giriyor. Sorgulamadan "büyüğümün dediği doğrudur" mantığıyla hareket edince olmadık işler yapılabiliyorlar. İradeyi ipoteğe verince ipotek edenler onları diledikleri gibi kullanabiliyor. Bu durum tarihin her döneminde böyle olmuştur. Kendisini sürü yerine koyanın mutlaka bir çobanı olacaktır. Bu nedenle irade sahibi herkes : "Neden ben sorumlu olayım da başkası beni kullansın? Buna neden imkân sağlayayım? " demelidirler.

Bu sebeple diyorum ki, iradenize sahip çıkın. Olaylara karşı irade beyanında bulunun. Sorumluluğunuzu kuşanın. Bir oluşum içinde yıllarca bulunabilirsiniz. Ama bu duygusal bağ sizi köleleştirmemelidir. Yanlışı gördüğünüzde bu kişinin bu oluşumun yanından tüymesini bilin. Tabi mide bağlantınız ve akıl tutulmanız varsa bunu yapamazsınız. Ama buna rağmen yapmaya çalışın derim.

Mustafa Yılmaz isimli öğrencimin bana teşekkür amacıyla anlattığı bir hatırlatmayı sizlerle paylaşmak isterim: "Hocam size çok teşekkür ederim" dedi. Ben "neden?" diye sorduğumda ise şöyle cevap verdi: "Bizler daha küçük yaşlardayken eğitim için size teslim edildik. İsteseydiniz bizi küçük birer Yusuf Sarıkaya yapabilirdiniz. Ama bunu yapmadığınızı şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü olayları kendim analiz ediyor ve kendim yorumlayıp karar veriyorum. Bunun benim için çok önemli olduğunu günümüzde olan olaylardan anlıyorum." dedi. Ben de kendisine teşekkür ettim.

Aldığım eğitim ve verdiğim eğitim hep bu doğrultuda olmuştur. Bu nedenle sırtımda hiç yumurta küfesi taşımadım. İyilik ve erdemlilik neredeyse onu aradım ve elde etmeye çalıştım. Beraber olduklarımın hatasını ve bilerek yaptıkları yanlışları gördüğümde çeketimi alıp yanlarından çıkmasını bildim. Allah’ın yarattığı kimseyi hata yapmaz olarak kabul etmedim.
Kimseye de midemden ve beynimden bağlanmadım. Bu nedenle "men yuti yahkum" veren hükmeder Arap atasözü mideden bağlı olmanın sonucunu çok açık ortaya koymaktadır.

Sadece kin ve nefret kuşanarak yola çıkmayalım. Ülkeye yapılan hayırlı hizmetleri görelim. İş aramak için Avrupa kapılarında süründüğümüz günleri düşünelim. Yapılan hizmetlere gözümüzü kapamayalım. “Ne yaparsanız yapın biz istemezük.” Kafasında olmayalım. Hata yaptığımızda hatada ısrar etmeyelim.  

Ayrıca tüm haçlı zihniyeti ülkemizdeki irade beyanına müdahale etmek için çırpınıyorsa bilelim ki bizim hayrımıza olamaz. Öyleyse kime şer oku yöneltilmişse tarafımız okun hedefine konanın yanı olmalıdır. 

"Şimdilik diyerek" daha fazla daha ileri gidemiyorum. Çünkü bunu anlamamakta ısrar eden yakınlarımız, arkadaşlarımız var. Onların daha fazla uzaklaşmaması için yapıyorum bunu. Çünkü daha fazla sıkıştıkça nereye savrulacakları belli olmaz. Bu vebale girmek istemiyorum akıllarını başlarına alsın diye. "Neden uyarmadınız" demesinler diye. Bizden söylemesi vesselam...
Selam ve dua ile...

NELER SÖYLENDİ?
@
Yusuf Sarıkaya

Yusuf Sarıkaya

DİĞER YAZILARI Kadim Değerimiz Komşuluk  Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir) Yine Dil Konusu Hurdacılar / Eskiciler Yanlışa Yanlış Demeliyiz Ak Köprü (Â Köprü) Din ve Sanat Dilber Ana ve Şehit Babası (Çanakkale Şehidi) Elveda Ya Şehr-i Ramazan Ailem Benim TRT Çocuk Dizileri Değerlerimiz ve Ramazan İklimi Mahyaların ve Mânilerin Dili Bursa Irgandı Köprüsü Yuvamız Tehdit Altında Tarihe Tanıklık Eden Şehir Bursa Bizim Kuşak /10 Bizim Kuşak-9 Bizim Kuşak /8 Bizim Kuşak /7 Bizim Kuşak /6 Karavanda Tehlikeli Hayat Yaşanmış Acı ve İbretlik Olaylar Şehirlerimiz Elli Yılın Ardından Bizim Kuşak /5 Bizim Kuşak /4 Bizim Kuşak /3 Bizim Kuşak /2 Bizim Kuşak /1 Malumat İlim midir Musa’nın Asası Sumud Firkat Üzer Vuslat Sevindirir Çocuklar Ağlarsa Esmaü’l Hüsnâ Mevlid-i Nebi  Vatan Devlet ve Hükümet Gargat Sizi Kurtaramaz Alışkanlıklarımızın Esiri Olmayalım İnsan ve Nisyan Kaskatı Gazze Ashab-ı Uhdud Zifiri Karanlıktan Fecrin Aydınlığına Çıktığımız Gece: 15 Temmuz 2016 Cuma Silahları Yakmaya Götüren Süreç A.Ş.K. Vakfı Buluşması Kur’an Mealleri ve Bir Kaşık Suda Fırtına Koparmak Zıplama Sanat mıdır Katil İsrail’in İran’a Saldırısı ve Nefsi Müdafaa İsrail Güçten Anlar Kurban Olabilmek Haccın Şuuruna Ermek-3 Haccın Şuuruna Ermek /2 Haccın Şuuruna Ermek /1 Gazze'de Anneler Günü En Sağlam Kalemiz: Ailemiz TRT Dizileri Üzerine Mahmut ve Meryem Algı Metaforu ve Etkisi Tartışma Sanatı Her Geceyi Kadir Bil Kendini Yeniden Tanımanın Yolu: İtikâf Ramazanı Anlamak Ve Anlamlı Kılmak /3 Ramazan’ı Anlamak ve Anlamlı Kılmak /2 Ramazanı Anlamak ve Anlamlı Kılmak-1 Misyonerlik ve Amaçları /2 Misyonerlik ve Amaçları /1 Sıçandan (Fareden) Doğan Kendir Keser Saman Pazarında Mücevherat Satmak Gazze Kaybetti mi Kazandı mı? Ah Bizim İhmalkârlığımız Ah Çığlıklarımız ve Çiğliklerimiz Medeniyetimizin Beşiği Camilerimiz Üç Aylar Üzerine Kısa Bir Yorum Yeşil Türbe’de Yankılanan Ses Vakıf Medeniyeti Zor Zamanlarda Ensar Olabilmek Engelli misiniz? Engel(siz) misiniz? Dünyayı Çocuklar Yönetsin Yûsufî Bakış Ceketin Cebi Kapalı Olmak Güz Mevsimi Sezai Karakoç veya Çağdaş Sufi Evlatlarıma Nasihatlerim /4 Evlatlarıma Nasihatlerim /3 Evlatlarıma Nasihatlerim-2 Evlatlarıma Nasihatlarım /1 Şehirleşen Köyler İmam Hatip Liseleri Siyonist İsrail’in Kelime Oyunları Oyuna Gelmeyelim Değerlerimize Saldırı Hz. Muhammet (sav) ve Şahsiyet İnşası Narin'ce Düşünceler Ah Filistin ah! Şairimden Mektubum Var Ayrıntılara Takılıp Öz'e Ulaşamamak Ömrümüz Hep Böyle mi Geçecek Yarım Asırlık Dostluk Vicdan mı Cüzdan mı? Sokak Hayvanları Veya Hayvanları İstismar Takiyye ve Merdivenaltı Üretim Üç Günlük Seyahatin Ardından Vefa Bir Semt Adı Mıdır? Yok Edici Tehlike Siyonist Zulmün Çığlıkları Fetih ve İşgal Sabah Namazında Üç Saftık! Bireyselleşme Adı Altında Tükenişe Giden Yol Güç Zehirlenmesi ve Siyonizm Afrika Menekşesi Din ve Dil Konusu Bayramların Hayatımızdaki Yeri Kadir Gecesi / Kader Gecesi Len Nerka: Asla Diz Çökmeyeceğiz Gazze: İnsanlığın İmtihanı Ramazan'ı Anlama ve Anlamlı Kılma Bursa Hanlar Bölgesi Filistin'de Soykırım ve Batı'nın Değerleri! İffetli Olmak ve İftiraya Uğramak Sivri Tepe ve Pamuk Miraç Mucizesinin Hediyesi Namaza Dair Hikmetler Bursa'da Zaman Bursa'da Küçük Bir Gezinti Mahmut Kanık ve Yaşar Kaplan Hayra Alamet Değil /2 Hayra Alamet Değil /1 İsrail Mitler ve Terör Gazze Direnişi Yüzümüz mü Var?! Seyahat Ya Resulallah! ABD ve Dünya Jandarmalığı veya Katil Devlet Sezai Karakoç ve Çağdaş Sufi Yahudilerin Kahrolası Azgınlıkları Gazzeli Annenin Feryadı Siyonist Hahamlardan Fetva Alma Hırsızlığı Demir Kubben Başına Çöksün Siyonist İsrail Kalbi Mühürlü Olanlar Niçin İsrail Devleti de Yahudi Devleti Değil? Çocuk ve Ölüm Gözyaşı Aşkla Yapılacak Görevler A.Ş.K Vakfı Bursa'da Çocuk Olmak Ey Resul! Bu Çağın Adı Ne Olsun? Güzel Ahlak ve Nefs Atışması 1988 Yılı Nobel Edebiyat Ödülü İnsanın Dört Mevsimi Gençlik ve Bazı Sorunları Muallim Naci Nefs ve Akıl Atışması Merhamet Elçisine Arzımdır  Ali Ulvi Kurucu Emin Acar İle Kısa Bir Görüşme Nefs ve Vicdan Atışması Hayat ve Memat Anadolu'da Geleneksel Düğünlerimiz Hicret Bir Dirilişin Adıdır Allah'a Sevimsiz Gelen Helal Şehzade Ahmet Efendi İle Kısa Bir Görüşme Çocuklarımızın İyiliği İçin Onlarla Kötü Olmayalım Kurban Olsun Diye... Eğitim Hayatımdan İbretlik Bir Anı Dilin Gücü ve Afetleri Terk Edilmişliğin Acı Sonu Helena'nın Havva Oluşu Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /3 Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /2 Tedbirden Sonra Tevekkül Bilinmeyen Üniversite - Salih Dane Hoca Efendi ve İstinye/ Mahmutçavuş Camii Dostlarım Olan Kitaplarımla Hikâyelerim /1 Dilber Ana ve Elmas Kadın Özdeyişler Yazmak Sorumluluk İster
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
Advert
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA