Memuriyetimin ilk yıllarıydı. Henüz idealist genç bir memur olarak güzel Ege’mizin küçük ama şirin bir beldesine tayin olmuştum. O kadar sakin bir yerdi ki martılar bile acele etmeden uçuyordu. Doğanın kokusu burnuma ayrı bir heyecanla dolarken içimde de yeni yaşantımın, yeni arkadaşlarla tanışmanın ve görevime layık olmanın telaşı vardı.
İlk görev yerim olan Malmüdürlüğü’ne adımımı attığım sabah içimde bir karışıklık, bedenimde ise gerginlik vardı ama güler yüzlü bir ifade takınarak gittim. Müdür yardımcısı Ayten Hanım karşıladı beni. Ardından servis şefi Hasan Bey ve kurumun demirbaşlarından kıdemli memur Fatmana Abla ile tanıştırıldım. Fatmana Abla deyince öyle sıradan bir abla canlanmasın gözünüzde, yaş olarak emekliliğini doldurmuş uzatmaları çalışıyor ama enerjisi oldukça yüksek, on sekizlik gençlere taş çıkartır. Gözlüklü, sürekli örgü örer gibi konuşur, her cümlesinin başında "gızım" demeden geçemezdi.
İlk birkaç gün alışma süreciyle geçti. Herkes oldukça güler yüzlü ve sevecendi ama kimseyi anlayamıyordum. Yani Türkçe konuşuyorlardı elbette ama öyle bir Ege şivesiyle öyle bir hızla konuşuyorlardı ki bazen bir kelimenin başını duyup sonunu tahmin etmek zorunda kalıyordum. Özellikle de Fatmana Abla konuştu mu araya girmen mümkün değil, anlamaya çalışırsan beynin tüm devreleri yanar, error verir.
Derken bir öğleden sonra hepimiz masalarımızda çalışırken Fatmana Abla birden bana doğru seslendi;
"Gızım, Suna, endeeni elet!" Birden kafamı kaldırdım. "Efendim abla, ne dedin? Endeeni mi?" diye sordum. Yüzümdeki ifadeden hiçbir şey anlamadığım belliydi zaten. Fatmana Abla bu kez elini sallaya sallaya tekrar etti, "Endeeni, endeeni gızım!" Şaşkınlıkla ellerime baktım. "Elimde bir şey yok ki…” dedim, utana sıkıla. O sırada diğer arkadaşlar kıkırdamaya başladı. Ben mahçup bir şekilde yanlış bir şey mi söyledim acaba, diye kıpkırmızı kesildim.
Ama durmadı Fatmana Abla, ısrarla devam etti; "Yaa gızım, endeeni eledivesen diyom sana!" dedi. "Acaba birine el mi sallamam gerekiyor? (Ama neden?)" diye düşündüm. Önce kapıya sonra da pencereden dışarı baktım. "Kim geldi ki kime el sallamam lazım?" dedim. Odada aynı anda kahkahalar patladı. Ayten Hanım gözünden yaş gelinceye kadar gülerken "Suna, canım, dosyayı istiyor senden. Masandaki dosyayı versene Fatmana Abla’ya…” dedi.
Hayatımda ilk defa bir dosya bu kadar karmaşık bir yolla istenmişti benden. "Endeeni elet." meğer "önündekini/oradakini uzat/ver." demekmiş!
Kendimi o an yerin dibine geçmiş, sadece başımı dışarıda bırakmış gibi hissettim ve içimden "Allah'ım yer ayrılsa da içine girsem." diye düşündüm. Sonradan buna çok güldük tabii.
O günden sonra masama "Endeeni Elet Lütfen!" yazılı bir not yazıp koydum. Hem bana gülümseten bir hatıra hem de ofise gelen her yeni arkadaşa küçük bir uyarı olsun diye.
Bilmemiz gerekir ki bu toprakların her köşesi sadece doğasıyla değil, diliyle de ayrı bir zenginlik taşıyor. Her yörenin şivesi, o yerin ruhunu, sıcaklığını ve insanını içinde saklayan büyük bir hazinedir. Kimi zaman bir kelimeyi anlamakta zorlanabilirsin ama o kelimenin ardında samimiyet, içtenlik ve asırların biriktirdiği bir kültür vardır.
Ne mutlu bize ki aynı dili konuşurken bin bir renkle ifade edebilen bir memleketin evlatlarıyız.
***
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -21 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Musa Aşkın
Aşkınlık ve Anlam
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Deniz İmre
Herkes Celladıdır Kendi Ömrünün
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Hakan Cucunel
Canvermezler Tekkesi
Ebru Bozcuk
Bu Topraklardan Bir 'Ümit Yaşar Oğuzcan' Geçti
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar