MÜHÜRLÜ MİHRAP
Süpürüyor gözyaşım,
Dönülmez yolun kaldırım taşlarını.
Mühürlenmiş zamanın dili,
Asmış yelkovanına kilidini,
Dolanır mihrabıma paslı vakitlerin sancısı.
Kavuşmaz geceye günüm,
Kanatır sönmüş tenimi sessizliğin.
Tutuyorum ellerimde,
Rüzgârın cebinde sakladığı,
Kuşların kanadında unuttuğu
Küçük yıldız tozlarını,
Saçılmasın diye, küflü zamanın alnına,
Seriyorum sabrıma!
Bekliyorum!..
Aralansa diyorum,
Açılsa göğün kapısı,
Sızsan arasından,
Kondursan
Gökyüzü avlusunda unuttuğum yüreğime,
Muştunu!
Dönmesem ellerim boş,
Araftan!
Kaçıyor ömrüm avuçlarımdan,
Bir nefeste düşüyor göğsüme adın.
Çırpınıyor yürek kafesimde yaralı kuş,
Öğütüyor hasretimi serencamından.
Dağılıyor her parçam,
Yarılıyor sır duvarlarım,
Çöküyor omurgasına yalnızlığımın.
Savruluyor özlemin külleri her yana,
Çözülmüyor sesin,
Değmiyor nefesime nefesin.
İçimde iki saat kulesi çalıyor,
Birbirine kavuşamayan;
Biri sana akıyor,
Öteki göğsümde yuvasını yitirmiş gökyüzüne...
Ağırlaşıyor yer, gök;
Eğreti yaşamım üstüne.
***














































