“Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz”.
Ebû Hüreyre (r.a)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (a.s.) şöyle buyurdu:"Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır."
Oruç ibadetinin daha önceki milletlere de farz kılınması itibariyle sosyal boyutunun olduğu hemen anlaşılmaktadır. Orucun sosyal yönünün olduğu o kadar belirli ve aşikâr ki, adeta oruç hangi mevsimde gelirse gelsin ortalığı kendi boyasına boyuyor. Çalışma saatleri, uyku ve istirahat saatleri kısaca her şey kendisini oruca adapte etmek zorunda kalıyor. Aslında oruç durmadan tek istikamete doğru yol alan vakit saatini durduruyor ve yeniden ayar yapıyor. Makineleşmeye dur diyor ve insana makine olmadığını hatırlatıyor.
“Cennet kapılarının açılması,” ilâhî rahmetin her zamankinden daha büyük çapta hayatı kaplaması demektir. Bunun tabii sonucu “cehennem kapılarının kapanması” dır. Cehennem kapılarının kapanması ise, cehennem davetçisi şeytanların faaliyet alanlarının daraltılması, etkilerinin kısıtlanması demektir. Bütün bunlar da Ramazan ayında topluca ve toplumca daha derinden ve yaygın olarak yaşanmaya başlanan temiz dini hayatın bir bakıma sebebi, bir bakıma da sonucudur.”
Oruç, insana kendine çekidüzen vermesini telkin eder. Adeta çevresinde ihtiyaç sahibi olanları arayıp bulmasını emreder. Böylece toplumun kaynaşması sağlanır. Birlik ve beraberlik duyguları ayrı bir önem kazanır bu mevsimde. Sosyal faaliyetler ve etkinlikler daha fazla boy salar bu dönemde. Yaşlılar, kimsesizler, sokağa terk edilmişler gündemin ilk sıralarına yerleşir bu mübarek ayda.
Bu nedenle Ramazan, asker yolu bekler gibi, hacıyolu bekler gibi, gurbetteki sevgiliyi bekler gibi beklenir. Senede bir gelir. Tüm ihtişamıyla gelir. “On bir Ayın Sultanı” olarak gelir ve tahtına kurulur. Ayrılırken de arkasında bir sevinç bırakır ki, görevini yerine getirip işini başarıyla bitiren kişilerin sevinci gibi. Toplumumuz ona belki de hiç bir dilde kullanılmayan bir isim verir, Şeker Bayramı. Şeker gibi bayram...
Allah Resulü a.s. bir kutsi hadiste şöyle seslenir: "İnsanın her amelinin sevabı yedi yüze kadar katlanır. Allah buyurdu ki: "Oruç bunun dışında. Çünkü oruç, benim içindir, onun ödülünü ben vereceğim. Çünkü kulum, şehvetini ve yemesini sırf benim için terk ediyor. "Oruçlunun iki sevinci vardır: iftar edince ve Rabb’ine kavuşunca. Oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur.
Yukarıda zikrettiğimiz hadis, orucun otokontrol sistemini sağladığına önemli bir delildir. Oruçta gösteriş olmaz. Kimsenin görmediği yerde oruç tutmayan zaten tutmaz. O nedenle oruç ancak Allah rızası için yapılan bir ibadettir. Bu yönü ile toplumda otokontrol, kişi tek başına iken de, başkaları arasında iken de aynı olmayı insana öğretir. Bildiğiniz gibi toplumda kendi kendinin bekçisi olan insanlar çoğaldığında güven ve huzur artar. Güven ve huzurun önemini güven ve huzuru olmayan toplumlar iyi bilirler.
Ramzan-ı Şerifimiz ve oruçlarımız nefislerimizin yeniden onarılmasına vesile olması dualarıyla…
