Geçenlerde sosyal medyada bir paylaşım gördüm. İçeriğinde özet olarak “Savaşa Hayır!” yazıyordu. Tepki gösterdim. Savaşa hayır düşüncesi çok mantıksız bir düşünce. Biliyorum bazıları bana kızacak. “Ne diyor bu adam?” diyenler olacak. Ama olsun desinler. Ben “savaşa evet” diyenlerdenim. Bekleyin açıklayacağım. Ama önce sosyal medyada yine bir paylaşım gördü onu da sizlerle paylaşayım: “Ülken savaşa girse savaşır mısın?” sorusuna eğer doğruysa yüzde yirmilere varan oranda “Hayır” diyenler olmuş. Ama doğru olamayabilir diyerek ihtiyatla yaklaşalım. Fakat bu yaz, bir ilkokul öğrencisinden duyduğum söz beni şok eden sözü yukarıdaki paylaşımı doğrular nitelikte idi.
Vatan konusunu ilkokul öğrencilerinin anlayacağı seviyede anlatıyordum. Peygamberimiz s.a.v.’in Mekke’den ayrılırken “Mekke! Beni senden kovmasalar ayrılmak istemezdim.” Minvaldeki sözünü üzüntü içerisinde ve vatanından ayrılmak istemediğini hatırlatırken insan için vatanının ne kadar önemli olduğunu vurguladım. “Bu nedenle de bir karış toprağımıza bile sahip çıkmamız gerekir” şeklinde konuya devam ettim. Bu nedenle şehitler verdiğimizi hatırlattım. Bunun üzerine bir çocuk “Hocam ne olacak biraz toprak versek. Bu kadar şehide ne gerek var.” deyiverdi. Belki çocukça bir ifadeydi. Ama beni ürküttü. Yeni yetişen kuşağa “savaş şöyle kötü, böyle kötü.” şeklindeki anlatımlar onları vatan ve kutsal değerler konusunda pasifize ediyor.
Neslimize “Savaşa Hayır!” yerine “Gerektiğinde savaşa evet!” inancını diri tutacak şekilde eğitim vermeliyiz. Tarihin hiçbir döneminde savaş bitmemiştir. Bitmeyecek ve bitmez de. O halde uyuşukluğa yer yok. Şu ayet mealini dikkatle okuyalım: “(Ey Müminler!) Size hoş gelmese de (gerektiğinde zulüm ve saldırıyı önlemek için meşru ölçüler içinde) savaşmak artık size yazıldı ( farz kılındı.) Olur ki (bazen) hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için daha hayırlı olur ve hoşunuza giden bir şey de sizin için şer olur. (Hayırlı ve doğru olanı gerçek anlamda) Allah bilir, siz bilemezsiniz. (K. Kerim, Bakara, 216. Meal Prof. Dr. Hasan Tahsin Feyizli)) Yani hoşumuza giden bir şey bizim zararımıza; hoşumuza gitmeyen bir şeyde faydamıza olabilir.
İnsan hırs sahibidir. Onu engelleyecek tek şey hesap verme inancıdır. İnançsızlarda veya aslı bozulmuş, uydurulmuş dine inananlarda hesap korkusu yoktur. O zaman helal, haram inancı, acıma duygusu, utanma ve arlanma ahlakı olmayanların bulunduğu dünyada “Savaşa hayır!” propagandası sömürgeci zihniyetin bir planı olsa gerek. Allah yarattığı kullarını çok iyi bildiği için gerektiğinde savaşmayı göze almayı biz Müslümanlara farz kılmıştır. Bugün zalimlerin acımasızca katlettiği mazlumların karşısında suskun kalmamız savaşı göze alamayan, dünya perest olmuş makam ve mevkiini putlaştırmış, zevk ve sefaya dalmış, ahiret inancı yok denecek hale gelmiş meliklerin, kralların iş başında olmalarındandır. Halen “bize barışı sağlayacağız, Heniye’nin intikamını almaya kalkışmayın” sözünü verdiler diye ikiyüzlülere inanacak kadar ferasetini (ileri görüşlülüğü) yitirmişse yöneticiler başta oldukça daha çok işimiz var demektir. “Bizim Filistin sorunumuz yok.” diyen abuk subuklara ise söylenecek tek söz bulamıyorum.
Batı, Birinci Dünya Savaşı akabinde kurduğu tüm teşkilatlarını yüz yıl sonra değiştirmek üzere kurmuş. Bu bugün böyle olduğu ayan beyan ortadadır. Hep düşünürdüm, “neden sahillere gelen yerlere küçük küçük devletler kurmuşlar?” diye. İngiliz politikası, yani parçala yut politikası kısacası. Ülkemizde yarım asırdır devam eden terör olaylarının arkasında kim var? ABD ve uzantısı Batılı devletler değil mi? Neden bizi zayıflatmak ve içeride kargaşa meydana getirmek için tüm aparatlarını kullanıyorlar dersiniz? Büyük devlet kurma ve yönetme geçmişimiz olmamız nedeniyle. (İmparatorluk demiyorum. Bu kavram da bize batı tarafından yutturulan kavramdır. O nedenle kullanmıyorum.) Adaleti ayakta tuttuğumuz için. Sömürüye ve köleleştirmeye karşı durduğumuz için. Sömürgecilerin tekerine taş koyduğumuz için emperyalist emelleri için değerlerimizi hedef tahtasına koyuyorlar. Cinsel tercih hürriyeti, ailesiz toplum, savaşmayı göze alamayan nesil, geçmişi ile bağı koparılmış yığın meydana getirmeye her fırsatta çalışıyorlar. Bizdeki soyadı ve adı Türk gözüken ama bir asır öncesinde devletimizi yıkanlar sinsi planlarıyla savaşarak elde ettiğimiz Türkiye’mizi yeniden parçalamak ve güneyimizde Teröristan kurmak hevesindeler. Bunun altında da Siyonistlerin Arz- Mevud safsatası vardır. Yöneticilerimizin halkı uyarısı yerden göğe doğrudur. Bu durumu anlayamayanlar ya gafildir ya da haindir. Her iki duruşta ülkemiz için zararlıdır.
Kısacası ürettiği tüm değerleri bize bir asırdır yutturan Batı, kendi icat ettiği putlarını ayaklar altına aldı. Demokrasi, İnsan Hakları, BM, Hümanizm, Lahey Adalet Divanı vb. putlarını afiyetle yedi. Bize de bir asırdır efsunlayıp sundu ve yedirdi. Böyle bir ortamda “gerektiğinde savaşa hazırım” diyen nesle daima muhtacız. Allah bizi olayları doğru tahlil etmekten ayırmasın.
