Kadir Gecesi’ni “Kader Gecesi” diye tanımlamıştım bir yazımda. Mezkûr yazının bir bölümünde de şöyle dökülmüştü kelimeler gönlümden:
“Her Ramazan ötelerden bir muştu olarak gelir. Çevreyi kendi boyası ile boyar. Makineleşmiş hayatın çarklarını durdurur ve insana şöyle seslenir : “Dur! Sen makine değilsin, kendine gel, kendini dinle, çevreni dinle, zamanın ve sana verilen bağışların farkına var.” Gerçekten melekler iner yeryüzüne. Rahmet ve bağışlama kapıları açılır önümüze. Bir başka doğar ay ve güneş. Yıldızlar selama durur sahurda. Her gecesi kadir, her gündüzü kaderdir bu mevsimin.”
Kadir Gecesi ne zamandır? Ramazan içinde midir, son on günde midir, son on günün tek gecelerinde midir, yoksa son tek gecede midir? Yoksa yılın her gecesinde midir? Bunlar tartışıla dursun bilge gönül ehli “Her geleni Hızır, her geceyi Kadir bil.” Demiştir.
Bu nedenle Ramazan-ı Şerif ile başlayan ve manevi âlemdeki kazanımlarımız binlere katlanarak devam eden vakitlere yani Kadir ve kader Gecesi’ne, sonra da sevinç günleri bayrama ulaşırız. Kederi de içinde barındıran Kadir Gecesi’ne ve bayrama. Çünkü ağız tadımızı kaçıran zulüm, mütref (şımarık) katillerin dünyayı, özellikle Müslümanları hedef aldıkları ve çocuk, yaşlı, kadın demeden katlettikleri günlere tanık oluyoruz. Nasıl ağız tadımız olsun ki? Dünyanın dili lâl olmuş. Sadece halkların zulme karşı ayaklandığı günleri müşahede ediyoruz.
Yönetenler ise suskun. Böylesi günlerde sevap avcılığı yapmanın faydası ne ola ki? Şayet bu vahşeti göremiyorsak, en basiti ile zalimlerin ürünlerini bile boykot edemiyorsak, kalbimizle bile buğza güç yetiremiyorsak hangi yüzle meleklerle buluşacak gecemiz? Yıkıntılar arasında bile oruçlarını açmalarına, bir dilim ekmekle sahur yapmalarına dahi müsaade etmeyen Siyonist barbarlara ve onun yandaşlarına kalben bile cephe alamıyorsak hangi yüzle esenlik dileyeceğiz Rabb’imizden?
Biliyorum bu geceyi daha farklı anlatmam gerekirdi. Ama yaşanan gerçeklere dokunmadan geçemezdim elbet. Bu nedenle kendimle yüzleştim. Maksadım kimseyi eleştirmek ve bu mübarek gün ve geceleri olumsuzluğa boğmak değil ancak bir gerçekliği sadırdan satırlara geçmek istedim.
Hayatımızın merkezi, imanımızın kaynağı yüce kitabımız Kur’an’ın indirilmeye başlandığı, bin aydan daha feyizli Kadir Gecesi hepimize hayırlı olsun. Bereket getirsin. Bağışlanma getirsin. Sultan olarak gelen, tahtına kurulan, oruçla, imsak ve iftarla bizi bir araya toplayan, sahurla bizi bereketlendiren, teravihle rahata kavuşturan mübarek aya ulaştıran Allah’a hamt olsun. Zekât ve fitreyle bizleri veren el yapma mutluluğuna erdiren Rabb’imize şükürler olsun.
Hafızların okudukları mukabelelerle Kur’an’ın âdeta yeniden nazil olur gibi camilerimizden, evlerden yükselişine tanık olduğumuz günlere ulaştıran Mevla’ya hamt, Resulüne selam olsun.
Kendimizi yeniden keşfetmenin yolu olan itikâfa durduğumuz günler aşkına “İyilik Dünyaya Egemen Olsun” temennisiyle Kadir Gecemizi tebrik eder, sağlık ve afiyetle bayrama kavuşmayı Rabbimden niyaz ederim.
