Ebu Hanife (r.a.) öğrencilerine cedel ilmini yani tartışmayı yasaklamış. Öğrencileri bu alanda hocalarının maharetini bildikleri için yasağa anlam verememişler ve hocalarına: “ Hocam bu işi en iyi yapan sizsiniz, bize neden bunu yasaklıyorsunuz?” diye sormuşlar. İmam, öğrencilerine, “ Evlatlarım biz bir konuyu tartışırken hakikat ortaya çıksın da tek benim görüşüm kaybetsin” mantığı ile tartışırdık. Siz ise: “Benim dediğim kabul görsün, ben galip geleyim de gerisi önemli değil düşüncesiyle tartışıyorsunuz. Bu düşünceden de hakikat ortaya çıkmaz. O nedenle yasakladım.” Demiş.
Şu inceliğe bakar mısınız? Tartışmadan maksat gerçeğin ortaya çıkması için çaba sarf etmektir. Bu nedenle de “Müsademe-i efkârdan bârikai hakikat doğar.” Yani fikirlerin tartışmasından hakikat ışıkları doğar denmiştir. Fikir yoksa ve tartışma sanatı bilinmiyorsa buralardan hakikat güneşi doğmaz. Olsa olsa bir sürü yalan ve iftiralar sökün eder. Bu nedenle tartışmalara fikri olan girmeli, kaba kuvvet ve şantajla gerçeğe ulaşılması imkânsızdır. Bu nedenle bağırarak, oraya buraya saldırarak gerçeğe ulaşmamız mümkün değildir. Bundan sebep tartışmalar hakarete ve nobranlığa eviriliyor. Bu sarmaldan derhal kurtulmamız gerekir toplum olarak.
İSAV (İslami Araştırmalar Vakfı) tarafından Araştırma ve İnceleme Dizisi:19. cep kitabını okudum. Yazarı Prof. Dr. Mikdat Yalçın. Şimdi sizlere bu kitaptan sadece konu başlıklarını naklederek yazımı nihayetlendirmek istiyorum:
“1- Tartışmalarda iyi niyetli olmak gerekir.
2- Her ne kadar fikir ayrılığı olsa da bunun geçici olduğunu kabul etmelidir.
3- Fikirde ayrılık olsa da amaçta birlik olmalı ve birlikte amaca yürünmelidir.
4- Tartışmada ilk amaç gerçeğe ulaşmak olmalıdır.
5- Her tartışmada kendini diğerlerinin yerine koymalıdır.
6- Tartışmaya yapıcı bir tutumla başlamalıdır.
7- Tartışılan kişi alanında uzman ise görüşlerine ayrıca hürmet etmelidir.
8- Tartışmada sövüp sayma, hakaret olmamalıdır.
9- Tartışılan konular abartılmamalıdır.
10- Tartışmada adaletten ayrılmamalıdır.
11- Fikir ve görüş ne pahasına olursa olsun dikte etmeye çalışılmamalıdır.
12- Tartışma hür bir ortam içinde olmalıdır.
13- Taraflar birbirlerini küçümsememelidir.
14- Taraflardan birisi kötü ve kaba davranacak olursa onu iyilikle savmalıdır.
15- Bir görüşe karşı çıkıldığında niçin karşı çıktığı sorulmalıdır.
16- Birini tenkit ederken bilgisiz ve delilsiz ileri atılmamalıdır.
17- Tartışmalara yıkıcı değil yapıcı bir ruhla girmelidir.
18- Tartışmalara taassuptan uzak bir üslup ile girmelidir.
19- Karşı tarafın fikir ve görüşü tenkit ediliyorsa yerine daha iyisi ortaya konmalıdır.
20- Süratli karar vermekten çekinmelidir.
21- Karşı tarafa söylemediği bir şeyi söylemiş gibi itham etmekten kaçınmalıdır.
22- İnsanların sözünü kesip ikide bir lüzumlu lüzumsuz araya girmemelidir.
23- Tarihte cereyan eden özellikle İslam âlimlerinin tartışma usullerinden örnek alınmalıdır.
24- Öfkeli olarak tartışmaya girmemelidir.
25- Tartışmaya girerken doğal olarak görüş ayrılıklarının olabileceği bilmelidir.
26- Tartışmaya katılan, sonunda başarısızlık hissederse bunun sebebini kendinde aramalıdır.
27- Münazaraya katılan şahıslara göre taktik uygulanmalıdır.
28- Bir insanı ikna edebilmek için önce gönlünü fethetmek gerekir.
29- Karşı taraf adabı ile dinlenmelidir.
30- Sert çıkışlardan çekinmek gerekir.
31- Tartışma alevlendiğinde alevi söndürmeye çalışmak icap eder.
32- Önemli tartışmaları tartışma usulünü bilen, âdil ve tarafsız iyi bir idareci yönetmelidir.”
Tartışanlar arasında her iki tarafın da doğruluğunu kabul ettiği öcüllerinin olması gerekir. Ortak öncülleri olmayanların tartışmalarından ancak kavga ve gürültü çıkar. Doğru sonuca ulaşacak kıyas beklemek faydasızdır. Bu gün çektiğimiz sıkıntı budur. Ne de olsa Demokrasi var!
