12 Haziran 2026.
Yozgat’ın Şefaatli ilçesine bağlı köyüm Aşağısarıkaya’ya 30 km mesafedeki Paşaköy’e ziyaret gerçekleştirdim. Epey zamandır arzu ettiğim bu ziyareti üç nedenle yapmak istiyordum. Birisi medreseleri, aşhaneleri, camisi ile yöreye hizmet vermiş Hasan Paşa Camii ve külliyesini ziyaret etmek. Diğeri bu medresede görev yapmış âlim, fadıl, kâmil insan Müderris Arif Efendi’nin öğrencisi Paşaköylü Âşık Hakiki Baba diğer adıyla Âşık Aşır Efendi ile ilgili bilgi verecek bir eser, bir hatıra bulabilmekti. Çünkü elimde merhum amcam Abdurrahman Sarıkaya’dan aldığım, Aşır Efendi’nin Hicazname’si var. Bazı kelimeleri bozuk çıkmıştı. Ancak herhangi bir yazılı esere rastlamadım. Diğerinin de bir akrabamızın olduğunu biliyordum. Onlarla görüşmek istedim ama kimseye rastlamadım.
İlçe müftümüz Ertuğrul Kurum Bey’e de bilgi vererek aracıyla bana arkadaşlık eden akrabamız Mehmet Alkan ile köye ulaştık. Cuma saatine epeyce vardı. Hasanpaşa Camii’nin önce dış cephesini, haziresini gezdik. Güzel restore edilmiş. Ancak, medreseden, aşevinden; kısacası külliyeden sadece camisi ile birlikte Tokmak Hasanpaşa ve medresenin müderrislerinden Hacı Ârif Efendi, Hacı Yakup Efendi, Numan Efendi, Bekir Efendi, Yine Hacı Arif Efendi’nin oğlu Hacı Ârif Efendi, Hafız Hoca Efendi, Kurra Abdullah Efendi’nin bakımsız mezarları ayakta kalmış. Cami 2021-2022 yılları arasında Vakıflar Sivas Bölge Müdürlüğü’nün kararıyla onarılmış. Tarihi değeri olan taşınır eşyalar Sivas’a götürülmüş, köylünün verdiği bilgiye göre.
Tokmak Hasan Paşa Camii’nin içi hayranlık verecek derecede, halı gibi işlenmiş ahşaptan oluşuyor. Hem tavandaki işlemeler ve süslemeler, hem de duvarlardaki oldukça özenle seçilmiş ayet, hadis ve sözler insanı alıp götürüyor tabiri caiz ise. Duvarlarda her camide olduğu gibi lafza-i celal ve Muhammed tablolarının yanında Hulefai Raşidin ve ehl-i Beyt’ten Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimizin isimleri mevcut. Altlarında cennetle müjdelenen diye bildiğimiz sahabe büyüklerinin isimleri işlenmiş güzel hat yazısıyla. Minber âdeta halı gibi işlenmiş. Mihrap yine öyle sanat eseridir. Mihrabın sağ tarafında şu hadis yer alıyor: “Dininde samimi ve içtenlikli ol, az bir amel sana yetecektir.” Peşinden bir ayet “Hamd ederek Rabbini yücele ve O’na secde edenlerden ol.” Her mihrapta gördüğümüz “Mihrap” ifadesinin geçtiği ayet var. Sonra yine “Ölüm ânı gelinceye kadar Rabbine kulluk et.” ayeti yer alıyor. Yine süslemeler, nakışlar, anlamlı ifadeler yer alıyor. Altta Osmanlı tuğrası ve mevcuttur. Sonra mihrabın sol tarafındaki pencere üzerinde hadis olup olmadığı belirtilmeden “Allah şüphesiz az bir iyi davranışa çok bol karşılık verir.” ifadesi yer alıyor. Tabi ayet ve hadislerde bu anlam çok vurgulanır.
Sade bir vaaz kürsüsü ama arkasında yağlı boya ile çizilmiş halı resmi. Peşinden sola doğru Sultan Ahmet Camii’nin yağlı boya çizimi ile Yozgat Çapanoğlu Camii’nin kara kalem çizimine benzer resmi yer alıyor. Yine sol duvar üstüne çizilmiş; amellerin tartıldığı terazi(mizan) resmi; üstte iyi ve kötü amellerin kaydedildiği amel defterlerinin resmi var. Yani ayet ve hadislerde geçen konular sade bir şekilde resmedilmiş. Livaü’l hamd sancağı resmedilmiş. Bir tarafında besmele, bir tarafında kelime-i tevhid ortada “elhamdülillahi rabbi’l âlemin “ yazılı bir sivri direkle yere sabitlenmiş. Bu da yine ayet ve hadislerden mülhem bir çizimdir.
Başka bir tabloda “Âlemü’l Lahut, Arşu’l A’zam, Alemü’l Ceberut, Kursi, yedi kat sema, bunu tutan meleğin mekânı, cehennem kapıları, zakkum ağacı, cennet vb.” ifadeler yer almaktadır. Yapıldığı zamana ait Mescid-i Haram, Kâbe resmi de yine zikredilmeye değer. Fevkaniye dediğimiz üst kat aynı süslemelerle tezyin edilmiştir. Her camide olduğu gibi burada da deve kuşu yumurtası ihmal edilmemiş örümcek ağ örmesin düşüncesiyle. Kalın kesme taşlardan yapılmış bu cami bize iki yüz elli yıl önceyi anlatmak için âdeta “Ben buradayım.” dercesine çağlara meydan okuyor.
Hülasa Âşık Hakiki Baba diye bilinen Aşır Efendi hocası Müderris Arif Efendi ile meşakkatli hac yolculuğu sırasında hocasını Maan’da torağa verir. Bunun üzerine şu dörtlüğü söyler:
“Hocam ne yatarsın Ma’an ilinde,
Bozok ülkesinin kervanı geçti,
Zannetme ki Paşaköy’ü yıkıldı
Yozgat diyarının bir yanı göçtü.”
( S.Burhaneddin Kapusuzoğlu, Toprağa Can Ekenler)
Hocasının kabrini ziyaret sırasında gönlünden dökülen şu aşk dolu ifadeler de yine elli küsur dörtlükten oluşan Aşır Efendi’ye ait Hicazname’dendir.
Hemen sürurumdan üstüne düştüm
Acel Sureyi Yasin’i açtım
Ruhuna hediye eyleyip geçtim
Dönüp de bakmazam gerime gayri
Erkenden kayıtlı er böyle olur
Dost yoluna serin veren böyle olur
Dünyada murada eren böyle olur
Ağlayarak vardım pirime gayri
Dedi oğul gel ağlama dur dedi
Aşk atına bin de oluruna sür dedi
Uzakta gözüme bir dağ göründü
Hoş sual eyledim pirime gayri.
***
