DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mehmet Şahan
Mehmet Şahan
Giriş Tarihi : 30-08-2024 12:49

Zikir

Sözlükte “bir şeyi anmak, söylemek, hatırlamak” gibi anlamlara gelmektedir.

Dinî konuda ise “Allah’û Teâlâ’yı anmak ve unutmamak suretiyle gafletten ve nisyandan kurtuluş” anlamında kullanılmaktadır.

Zikir, dil veya kalp ya da her ikisiyle beraber yapılır.
    
Kur’an’da bir çok ayette geçen zikir Allah’û Teâlâ’yı dille hamd, tespih ve tekbir şekliyle övmek; nimetlerini anmak, bunları kalp ile hissetmek ve tefekkür etmek; kul olmanın gereklerini akıl, beden ve mal ile yerine getirmek; namaz kılmak, dua ve istiğfarda bulunmak, ilgili ayetler üzerinde düşünmek şeklinde manalarda da kullanılmıştır.

Kur’an’da, Allah’û Teâlâ’nın içten yalvararak ve korkarak alçak sesle sabah akşam çokça zikir ve tespih edilmesi emredilmiş (Ara’f, 205; Ahzab, 41 ve 42), O’nun zikrinin her şeyden üstün olduğu vurgulanmış (Ankebût, 45), Allah’û Teâlâ’yı anmanın bütün ibadet ve itaatlerden önemli sayıldığı ifade edilmiştir.

“En büyük olma” (ekberiyyet) vasfıyla nitelenen zikir, “Yalnız beni anın ki ben de sizi anayım” (Bakara, 152) ayeti dikkate alınarak Allah’û Teâlâ’nın kulunu anması şeklinde de anlaşılmıştır. 

Hadislerde de zikrin önemine ve zikir ehlinin faziletlerine işaret edilmiş, zikir halkaları cennet bahçelerine benzetilmiştir. (Tirmizî, “Da’avat” 83)

En hayırlı amelin Allah’û Teâlâ’yı zikretmek olduğu, zikrin altın ve gümüş infak etmekten, düşmanla savaşmaktan bile üstün sayıldığı kaydedilmiştir. (Tirmizî, “Da’avat” 6; İbn-i Mace “Edeb” 53) Ayrıca zikir maksadıyla bir araya gelen topluluğu ilahî rahmetin ve meleklerin kuşatacağı, üzerlerine sekînet ineceği belirtilmiştir. (Müslim, “Zikir” 39; Tirmizî, “Da’avat” 7)

En faziletli zikir kalp ve lisanla birlikte yapılan zikirdir, yani dilin kalpte olanı ortaya koymasıdır.

Allah’û Teâlâ’yı tespih ve tâzime, hamd ve şükre dair sözleri söylemek dilin zikri; Allah’û Teâlâ’ya inanmak, O’nun zât ve sıfatlarına delâlet eden delilleri, emir ve yasaklarının mâna ve hikmetlerini, yarattıklarının sırlarını düşünmek kalbin zikri, emredileni yerine getirip yasaklardan kaçınmak da organların zikri kabul edilmiştir. Hasan-ı Basrî Hazretleri, kimseye hissettirmeden Allah’û Teâlâ’yı anmanın sevabının çok büyük olacağını, ancak haram karşısında Allah’û Teâlâ’yı hatırlayıp haramdan kaçmanın daha da üstün olduğunu belirtmiştir (Gazzâli 1, 295).

Kur’an’da, Allah’û Teâlâ’nın içten yalvararak ve korkarak yüksek olmayan bir sesle tespih edilmesi emredilmiş (Ara’f, 205). Peygamber (s.a.v) Efendimiz yüksek sesle tekbir getiren bir cemaati, “Siz ne sağıra sesleniyorsunuz ne de gaibe” sözleriyle uyarmıştır (Buhari, “Da’avat” 50-67; Müslim, “zikir” 44). Öte yandan bir kutsi hadiste “Kulum beni bir toplulukta anarsa ben de onu daha hayırlı bir toplulukta anarım” dendiği belirtilmiştir (Buhari, “Tevhit” 15-43)

Zikredenler açısından zikir üç kısma ayrılır:
1- Zahir ehlinin zikri: Şeriatın edeplerine riayet etmek ve ibadetleri yerine getirmektir.
2- Tasavvuf ehlinin zikri: Allah’û Teâlâ’ya vasıl olma arzu ve talebidir.
3- Ariflerin zikri: Nefsinden ve onun tasavvurlarından fâni olup sırf nur olan âleme ererek sonsuza nazar etmektir (Lisânuddin İbnü’l-Hatîb, II, 494-496).

Her organın bir kulluk şekli vardır; zikir, kalp ve dilin kulluğudur. Zikretmeyen dil; görmeyen göz, işitmeyen kulak, tutmayan el gibidir. Nitekim bir hadis-i şerifte; “Zikreden kimse ile zikretmeyen kimse diri ile ölü gibidir” denilmiştir (Buhari, “Da’avat” 67).

Canlıların alıp verdiği her nefes onların zikri olarak kabul edilmiştir. Çıkan ve giren her solukta Allah’û Teâlâ’nın ismi vardır. Bu da “he” sesidir. İnen “he”nin kaynağı arş, çıkan “he”nin kaynağı kalptir (Necmeddin-î Kübra, 141). Bu sebeple sufinin alıp verdiği nefeslerin denetim altında tutulması ve her ânı değerlendirmesi önemli bir tasavvufi uygulama içinde yer almıştır.

Lisan zikrinden kalp zikrine geçen kimsenin kalbinin “Allah” dediğini işittikten sonra sırrın zikrine geçeceği söylenmekte, hem dil hem kalp ile zikreden kimsenin seyrüsülûkte kemale ereceği vurgulanmaktadır (Risâletü Tertîbi’s-sülük, 68).

Ebu Nasr es-Serrâc da lisanla yapılan zikrin sevabının bire on, kalp ile yapılan zikrin sevabının bire yedi yüz misliyle verileceği söylenmiş ve zikrin en ileri mertebesi olan Hakk’a yakınlık dolayısıyla “muhabbet ve hayâ ile dolmanın” sevabının ise sayılamayacak ve tartılamayacak derecede olduğunu belirtmiştir.

Necmeddîn-i Kübrâ’da zikrin nuru kalbi tamamen kaplayıp hakimiyeti altına aldığı zaman kalp gözünün açılacağını ve bununla karanlık yerlerde bile eşyanın görülmesinin mümkün olacağını belirtir. Kalp ile yapılan zikirde mezkür (Allah) unutulmadığından zikrin devamı (zikr-i dâimî) söz konusudur. Bu aşamadan sonra zikredilenin vasıfları hatırlanır, ardından Allah temaşa edildiği için zikirden fâni olunur. Zikredilenin vasıfları insanın vasıflarını yok ettiğinden ,nsan yaptığı zikirden fâni olur ve Allah’tan başkasını unutur. “Unuttuğun zaman Rabbini zikret” (Kehf, 24) ayetinde bu husus anlatılmaktadır. “Gerçek zikir, zikri unutmaktır.” Yani zikredenin yaptığı zikir de dahil olmak üzere Allah’û Teâlâ’nın dışındaki her şeyi unutmasıdır (Serrâc, 291). Öte yandan zikir sayesinde gaflet ortadan kalktığı için insan sükût bile etse zikir halinde sayılır (Kelâbâzî, 74).

Tüm bu açıklamalar ışığında sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: “Zikir; nefsi ruha, ruhu Allah’a mutmain eyler.”   

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Mehmet Şahan

Mehmet Şahan

DİĞER YAZILARI Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan    Edebiyat - Medeniyet ve İnsan /2  Edebiyat - Medeniyet ve İnsan Kul Hakkı Hasene ve Hasenat Ahsen-i Amel Amel-i Salih Dil Nedir Sizce Ebu Hanife’nin Vasiyeti Farkında Olmak İnsan Olabilmek İnsan Olmak Din Nedir Şiir Hakkında Bana Ne Diyebilir miyiz Sana Ne Diyebilir miyiz? Edebiyat mı Edebi At mı Kurbanın Mahiyeti ve Bilinmesi Gerekenler Kurbanın Fazileti ve Önemi Niyet Okumak İnsan Fazlalık mı? Bir Şiir, Bir Eleştiri, Bir Yorum (Cevap) Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Zarafet Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Letafet İnsanda Olması Gereken Üç Şey /Doğruluk Cami ve Çocuklarımız Özümüzde Olması Gereken Üç Şey: Milli Kimlik /Milliyet Ramazan Ayı Üzerine Olmazsa Olmazımız Olan Üç Şey / Din  Dil İman Hayâ Özümüzde Olması Gereken Üç Şey / Edep Sadakat Vefa Güven Sahip Olmamız Gereken Üç Şey: Vicdan Sahip Olmamız Geren Üç Şey: Merhamet Sahip Olmamız Gereken Üç Şey / Şefkat Arınmamız Gereken Üç Şey / 3 - Kibir Arınmamız Gereken Üç Şey / 2 Gurur - Kibir Arınmamız Gereken Üç Şey / Benlik - Ego - Nefs Ciddiyet Zan... Önyargı Kıskançlık Zamanı Boş Bırakma Kalbi Boş Bırakma Aklı Boş Bırakma Çerçi Nasıl Olmalıyım Nasıl Olmalıyız? Kılıf Hazırlamak ve Bahane Bulmak Hizmetçi miyim? Mü'minin Bayramı Nasıl Okumalıyız? / Bedenen Okumak Kalben Okumak Nasıl Okumalıyız? Anmak mı Kutlamak mı? El - Hayâ Vel - İman / Hayâ İmandandır Gıybet / Dedikodu Aziz Valentine / 14 Şubat Sevgililer Günü Tarihçesi Ön yargı Hoşgörü Sevgi Şükür Asla Bırakmamanız Gereken Üç Şey Kürt İsyanları Kur'an-ı Kerim'de İlk Emir Bilmek İstiyorum  İçimdeki Ben 'Her Söze Mühür Olmak İster' Bir Gün mü Her Gün mü? İçimdeki Şeytan Yargılama Suçlama Tehdit Etmek Kusur Bulma Şikâyet Etmek Tahrik Etmek Eğitim sürecinde yapılan yanlışlar: Yalan Söylemek Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık /2 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık Utandırmak Şu Üç Şey Kazanmanın Anahtarı /4 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarıdır /3 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarları /2 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarı /1 Adanmak ve Teslimiyet Görevden İmtina Etmek / İsteksiz Olmak, Kaçınmak
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
Advert
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA