İnsanın ve hayatın niçin yaratıldığı sorusuna Kur'ân'da; “Allah'a kulluk etmek, Allah'ın halifesi olmak ve ahsen-i amele/en iyi davranışa sahip olmak” gibi farklı cevaplar verilmiştir.
Bu konu, insanın varlığına anlam ve hedef belirleyen bir konu olarak “ahsen-i ameli” ve sonuçlarının neler olduğunu ihtiva eden Hûd 7, el-Kehf 7 ve el-Mülk sûresi 2. âyetler çerçevesinde ele alınmaktadır.
Müfessirlerin yorumlarından “ahsen-i amel”in ihlâs, tevekkül ve istikamet sahibi olup dünyevileşmeyen mü’minler tarafından işlenebileceği, dolayısıyla “ahsen-i amel”in kulluk ve kemalde üst mertebeyi anlattığı anlaşılmaktadır.
Ahsen-i amel dairesine giren davranışların sadece organların amelleriyle sınırlı olmadığı, kalbin amellerini de kapsadığı, bu hedefe ulaşan mü’minlerin âyetlerde övülüp takdir edildikleri, dünya ziynetlerine aldanarak bu amaçtan uzaklaşan müşriklerin ise eleştirildikleri görülmektedir.
Ahsen-i amel ile ulaşılan “ihsân makamı”nın kulu hem ilahi lütuf ve ikramlara ulaştırdığı hem de “marifetullah” konusunda bilgi ve tecrübe sahibi yaptığı görülmektedir. Konuyla ilgili müfessirlerin yorumlarının aynı temelde olması bu konuda genel olarak ortak anlayışın bulunduğunu göstermektedir.
Ahsen-i Amel ile İlgili Âyetler ve Müfessirlerin Görüşleri
Hûd Sûresi 7. Âyet
İnsanların, “Ahsen-i Amel”e ulaşması için hangilerinin en iyi ameli ortaya koyacağını belirlemek için imtihan edildiklerinin açıklandığı ilk âyet Hûd Sûresinin 7. âyetidir:
“O, hanginizin “ahsen-i amel” sahibi olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Böyle iken ‘Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz’ desen, inkârcılar ‘Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür’ derler.” diye buyrulmaktadır.
Mukâtil b. Süleyman’a göre “ahsen-i amel”, farzları en iyi ve tam yapmaktır.
Kuşeyrî’ye göre en güzel amel en ihlâslı yapılan, sahibinin karşılık beklemediği ve Allah’u Teâlâ’nın zuhur ve tecellisine gark olmasından dolayı sahibinin görmediği ameldir.
Kuşeyrî’nin “ahsen-i amel” izahında ihlâs ve Cenâb-ı Hakk’ın zuhur ve tecellisinin öne çıktığı görülmektedir. İhlâs, niyet ve ibadetlerin özü olduğu için en iyi amelin ilk şartı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bu izahlar Cibril hadisindeki ihsân tanımını da hatırlatmaktadır.
Zemahşerî’nin izahına göre Yüce Allah, varlığı; insanların yaşaması, nimetlerin lütfedilip taatlerle yükümlü kılınmaları ve günahlardan uzak durmaları için hikmetle yaratmıştır.
Ameli en iyi olanlar “müttakiler”dir. Bunlar Allah’ın kullarından beklediği ameller konusunda önde gidenler oldukları için Allah’u Teâlâ, onlara verdiği değeri göstermek, konumlarına dikkat çekmek ve diğer insanlara örnek göstererek teşvik etmek için “müttakiler”i özel olarak zikretmiş, diğerlerini ise zikretmemiştir.
Zemahşerî’nin izahında “ahsen-i amel” işleyenlerin müttakiler olduğu, bu mertebeye erişenlerin âyette vurgulanmasından takvanın nafileler kapsamında değerlendirilen bir konu değil, yaratılış ve imtihanın amacı olması dolayısıyla her iman ehlinin takvaya ulaşmak için gayret sarf etmesi gerektiğine işaret etmektedir.
İnsanın ve hayatın yaratılmasının en iyiye ulaşmak için yaratıldığını düşündüğümüzde yapılmasa da olur anlamında nafile şeklinde tanımladığımız ibadet ve davranışların aslında büyük hedeflerin gerçekleşmesinde çok değerli oldukları ve bundan dolayı gerçek önemlerini hissettirecek şekilde daha farklı bir ifade ile tanımlanmaları gerektiği de hissedilmektedir.
Fahreddin er-Râzî, bu âyetin tefsirinde Yüce Allah’ın bu âlemi mükellefin maslahatı ve imtihanı için yarattığını, imtihanın varlığının yeniden diriliş ve hesabı gerekli kıldığını vurgulamaktadır.
İbnu’l-Cevzî ise Allah’u Teâlâ’nın insanları yaptıklarına karşılık vermek, yer ve gökteki delillerden ibret alanları mükâfatlandırıp inanmamakta ısrar edenleri cezalandırmak için imtihan ettiğini belirtmektedir. “Ahsen-i amel”den ve bunu işleyenlerden ne kastedildiği konusunda müfessirlerden:
1. “Haramlardan en çok sakınan ve Allah’a itaatte en hızlı davrananlar;
2. Allah’a tâat konusunda en iyi;
3. Aklı en tam olan;
4. Dünyada en zahit olanlar” şeklinde dört farklı görüş nakledilmektedir.
İbnu’l-Cevzî’nin naklettiği görüşlerde, “ibadette en hızlı ve en iyi olmak, vera (sakınmak) ve zühd (kulun Hakk’ın dışındaki her şeyi terk etmesi)” kavramlarının öne çıkarıldığı görülmektedir. Sonuç olarak bu yorumlar da Zemahşerî’nin takva ve müttaki kavramlarındaki “duyarlı bir dindarlık” vurgusunu desteklemektedir.
İbnu’l-Cevzî’nin naklettiği görüşleri kaydeden Kurtubî farklı olarak Hz. İsa ile ilgili şu rivayeti zikretmektedir.
Rivayete göre Hz. İsa uyuyan bir adamın yanına vardığında,
“Ey uyuyan, kalk da Allah’a kulluk et” dedi.
Adam uyanarak “Ey ruhullah! Ben kulluk ettim.” dedi.
Hz. İsa, “Nasıl kulluk ettin?” deyince adam:
“Dünyayı ehline bıraktım” cevabını verdi.
Bunun üzerine Hz. İsa, “Uyumaya devam et, sen âbidlerden oldun” dedi.
Bu rivayette de dünyaya meyletmemek diğer ifadeyle “zühd” öne çıkmaktadır. Dünya sevgisinin birçok kötülüğün kaynağı olduğu düşünüldüğünde, sünnet üzere yaşanan zühdün, takva ve ihsana ulaşmak için gerekli bir tavır olduğu anlaşılmaktadır.
Âyeti, farklı açılardan tefsir eden İbn Âdil’in izahına göre âyette “Ey Muhammed sen ihsan üzere yaşıyorsun, seninle birlikte olanlar da doğru yolda ilerliyorlar. Siz imtihanı kazanıyorsunuz, sana düşmanlık yapanlar kaybediyor” mesajı verilmiş olmaktadır.
Bikâî’ye göre bu âyette zahirdeki görevleri ifa ederek; en güzel amellere sahip olmaya, kalbin ilmi ve amelleri konusunda daima kemal mertebelerine erişmeye teşvik bulunmaktadır. Varlığın yaratılması ve imtihan ancak her insana hak ettiği karşılığın verileceği ahiret hayatı ile tamam olabilir.
Âyeti, Bikâî’ye yakın bir tarzda yorumlayan Bursevî’ye göre imtihanın amacı “muhsinlerin” ortaya çıkmasıdır. Burada insanları en iyi olanı yapmaya, çirkin ve günahlardan uzak durmaya teşvik bulunmaktadır. Buradaki en iyi amel hem kalb hem de organların amellerini kapsamaktadır.
Bundan dolayı Hz. Peygamber bu ayetle ilgili olarak “Hanginizin en iyi akla sahip olacağını belirlemek için yarattı” buyurmuş ve konuyu “Aklı en tam olanınız, Allah’tan en çok korkanınız, O’na taatte en hızlı olan, çabuk davrananızdır” şeklinde açıklamıştır.
Bikâî ve Bursevî’nin izahlarında diğer müfessirlerde görmediğimiz kalb, kalbin amelleri ve kemal mertebeleri konularının vurgulandığı ve imtihanın “muhsinlerin”, en seçkin kulların ortaya çıkması için yapıldığının açıklandığı görülmektedir.
Diğer müfessirler kalbe açıkça değinmeden takva, zühd ve vera‘dan bahsetmektedir. Kalpte ihlâs olmadan takva ve zühd gibi konular gerçekleşmeyeceği, bu müfessirlerin açıklamalarının da dolaylı olarak hem kalbin hem de bedenin amellerine işaret ettiği söylenebilir.
Ancak yine de kalbin ve amellerinin açıkça zikredilmesi, konunun anlaşılması ve her şeyin “kalpte” başlayıp “kalpte” bittiğinin de hatırlanması anlamında önemli bir husustur.
İnsanın tüm davranışları kalbindeki kabul ve retlerin sonucu olduğu için en hayırlı amelin en olgun ve temiz, ayetteki ifadesiyle “selim kalbin” ürünü olmaktadır. “Kalb-i selîm”e sahip olanlar yaratılış amacına ulaşırken; kalbi marazlı, katı ve günahkâr olanlar yaratılış amacından uzaklaştıkları için imtihanı kaybedeceklerdir.
***
Sedat İlhan
Çözümsüzlük /5
Musa Aşkın
Usulca Sessizlik
Yusuf Sarıkaya
Bizim Kuşak /8
Serhan Poyraz
Shakespeare ve Hamlet / Mina Urgan
Dilek Tuna Memişoğlu
Yeni Yıla Girerken
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Yeni Yılınız Kutlu Olsun
Gevher Aktaş Demirkaya
Kızılca Gün - 27 Aralık 1919 Cumhuriyete Giden Yolun Dönüm Noktası
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Mehmet Şahan
Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan
Ebru Bozcuk
Kandır Beni 2026
Deniz İmre
Schopenhauer’in Sarkacında: Bir Sağa Bir Sola
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Sami Çelik
Gece ve Sis
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Suna Türkmen Güngör
Ruhun Terazisi
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Ayfer Güney
Dur
Hamiyet Su Kopartan
Meşguliyet
Turan Demirci
Yapılmayacaklar Listesi
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Hakan Cucunel
Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Demet Mannaş Kervan
Sözde Hayvanseverin Eseri: Sokak Köpeği
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar