Dinin Tanımı:
Dinin şimdiye kadar bir çok tanımı yapılmıştır. Bu tanımlar, dine bakış açısına göre birbirinden farklılık göstermektedir. Bir dine bağlı olanlar, dini kendi inançları açısından tanımlamışlardır.
Dine inceleme konusu bir nesne olarak bakan bilim adamları ise, elde ettikleri verilere göre dinin bir tanımını yapmışlardır. Bu tanımların hiçbiri, dinin gerçek yapısını ortaya koyan tanımlar değildir. Şimdiye kadar üzerinde ittifak edilen bir din tanımı olmamıştır. Bunun sebebi, dinlerin farklı yapılara sahip olmasıdır.
Din bilimlerinin farklı alanlarında uzman olan pek çok din bilimcisinin bir din tanımı vardır. Şimdiye kadar yapılan din tanımları normal bir kitap hacmini dolduracak kadar çoktur. Fakat bu din bilimcileri, dini kendi alanları açısından tanımlamışlardır.
Örneğin; konuya din sosyolojisi açısından yaklaşan Emil Durkheim; “Din, bir cemaatin meydana gelmesini sağlayan ayin ve inançlar sistemidir” demiştir. Durkheim bu tanımında, dinin toplumdaki sosyal fonksiyonunu esas almıştır.
Feuerbach ise; “Din, dua, kurban ve inançla kendini gösteren bir arzudur” diyerek din psikolojisi açısından bir tanım yapmıştır.
Burada buna benzer bir çok tanımı sıralamak mümkündür. Ancak bu iki örnek, din bilimcilerinin din tanımlarının birbirinden ne kadar farklı olduğunu açıkça ortaya koymaya yetmektedir.
Din bilimcilerinin yukarıda iki örneğini verdiğimiz din tanımlarında; kutsal kavramı, inanç, zihni meleke, mutlak itaat duygusu, arzu, toplumsal değerler bilinci, tabiat üstü yüce varlık ve Tanrı fikri gibi hususlar ön plâna çıkmaktadır. Din bilimcilerinin her biri, bu kavramlardan birine ağırlık vererek din tanımı yapmıştır. Bu tanımlardaki ayrılık, temelde iki nedenden kaynaklanmaktadır. Bu nedenlerden biri, dinin karmaşık yapısıdır. Diğeri ise, tanımı yapanların sübjektif, yani taraflı yaklaşımlarıdır. Halbuki dinin bütün dinleri kapsayacak objektif bir tarifi, ancak dinin sınırlarının belirlenmesinden sonra yapılabilir.
İslam Bilginlerine Göre Dinin Tanımı:
İslam bilginleri çeşitli din tanımları yapmışlardır. Onların tanımları, din bilimcilerinin yaptıkları tanımlara nazaran, dinin yapısına daha yakın ve uygundur. İslâm bilginlerinin tanımları arasında esas bakımdan bir ortaklık vardır.
Seyyid Şerif Cürcânî(ölümü: H.816/M.1413) dini şöyle tanımlar:
“Din, akıl sahiplerini peygamberin bildirdiği şeyleri kabule çağıran ilahî bir kanundur.”
Cürcânî’nin bu tanımına biraz daha açıklık getiren Tahânevî’nin tanımı da şu şekildedir:
“Din, akıl sahiplerini kendi iradeleriyle (bu dünyada) hâlde salâha, ahirette felâha sevk eder.”
Cürcânî ve Tahânevî’nin bu din tanımlarında, akıl ve hür irade kavramlarına yer verilmiştir. Çünkü İslâm’a göre din ile akıl ve hür irade arasında ilişki vardır. Din, akıl sahipleri için geçerlidir. Dinde serbest seçim esas olduğu için, hiç kimseye zorlama yapılamaz. Bu bakımdan Cürcânî ve Tahânevî’nin din tanımlarında insan merkez alınmıştır.
Din, insan için bir amaç değil araç kabul edilmiştir. Bu araç, insanın hem bu dünyada hem ölüm sonrası ahiret hayatında mutluluğa, huzur ve refaha ulaşmasını sağlayacak bir araçtır. Bütün dinlerin temelde insanın kurtuluşunu esas aldığını, bu kurtuluşu sağlamak için bir takım inanç, ibadet ve ahlâk sistemlerinden oluşan bir reçete sunduğunu göz önüne alacak olursak, özellikle Tahânevî’nin tanımını bütün dinleri kapsayan genel bir din tanımı olarak kabul edebiliriz.
Tüm bu açıklama ve tanımlar ışığında: “Din; akıl sahiplerinin, yaratıcı (Allah’u Teâlâ) tarafından belirlenen, yaptırımları ve ödülleri olan, kurallar ve yasalar çerçevesi içinde kendi özgür iradeleriyle seçecekleri yaşama biçimidir,” diyebiliriz.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Nevin Bahtişen
Hayat Döngüsü
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 16 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Ebru Bozcuk
Kadim Köklerimizin Tanrıçası Umay Ana
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /4
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar