Önyargı, bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin hüküm, peşin fikir…
Önyargı, bir kişi ya da olaya ilişkin yeterli bilgi edinmeden, önceden, peşin bir karara varmış olma durumudur. Bir grup insana ilişkin adil olmayan, hoşgörüsüz ya da aleyhte bir görüş biçimidir.
Önyargı, genel ve özel kullanımlarında bir taraf tutma biçimidir. Bir ideolojik fikri veya bakış açısını koşulsuz desteklemek anlamında kullanılır. Önyargı, halk arasında genellikle bir kişinin kararlarının ağırlıklı bir şekilde tek taraflı olarak ortaya çıkmasında kullanılmaktadır. Gene halk arasında önyargı, bir kişinin kararlarının nesnel olmayıp öznel olduğunu ifade etmek için kullanılmaktadır.
Önyargı bir kişinin kararlarını alırken nesnel değerleri kullanmadığını iddia etmez. Kısaca kişinin yargılarını oluşturan değerler bütünlüğüne karşı bir söylem getirmektedir. Önyargılı kişinin kullandığı olguların diğer olgularla karşılaştırıldığında kişi tarafından atanan değerlerin doğru olmaması sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Önyargılar bazen kendimizin dahi fark etmeyeceği bilinçsiz şekillerde kendilerini gösterirler. Bunlara “örtük önyargı”diyebiliriz. Örtük ön yargılara siyah rengin kiri, kötülüğü çağrıştırması ve beyaz rengin iyiliği, saflığı çağrıştırması örnek olarak gösterilebilir.
Bizim, bireysel farklılıkları görmemizi engelleyen düşünce ve inançlara “kalbi yargı” diyoruz. Ancak bu durum olumlu veya olumsuz olarak oluşabilir. İşte tam da bu noktadaki önyargı ise kalbi yargıya dayalı olarak bir fert ya da gruba yönelik geliştirilen genellikle olumsuz düşünce, inanç, duygu ve tutumlardır.
Önyargı; kültürel, bilişsel ve cinsiyet temelli olarak çeşitlenebilir.
Bilişsel önyargılar; bilişsel sistemimizin çalışma sistemine bağlı olarak ortaya çıkan sistematik gerçeklikten sapma şemalarıdır. Bu durum bilgiyi arama, değerlendirme, yorumlama, yargılama, kullanma ve hatırlamada ayrıca aldığımız kararlarda gerçeklerden uzak kalmamıza sebep olurlar.
Kültürel önyargı; kişinin bir başka kişiye veya gruba kendi kültür normları çerçevesinde yorumlaması ve değerlendirmesidir. Bu önyargılar belli bir dine, ırka veya töreye karşı duyulan peşin hükümler olarak da kendilerini gösterebilirler.
Cinsiyet temelli önyargı; iki cinsin birbirinden hangi bakımlardan ayrıldıklarına; hangi davranış, görünüş ve kişiliğin kadın ve erkeklere özgü olduğuna; insanların cinsleri arasında hangi farklılıkların bulunması gerektiğine ve erkek ve kadınların nasıl davranmaları gerektiğine ilişkin inanç, duygu ve fikirleri içerir.
Önyargıdan nasıl uzak durabiliriz?
Önyargılarımızı azaltmak için sahip olmamız gereken en önemli özellik içgörü ve farkındalıktır. Hangi ön yargılara sahip olduğumuzu kendimizi takip ederek belirleyip, ön yargıların temelinde yatan düşüncelerimizle çalışmak çok daha etkili çözümler sunabilir.
Eğer bir kişiye sosyal konumu yüzünden önyargılı olduğumuzu fark edersek konunun bizim için neyi ifade ettiğine veya bu konuyla ilgili özel anılarımızın olup olmadığına bakmak çözüme giden süreçte önemli bir adım olabilir.
Hayatta her kavramın veya her olgunun iki yüzü olduğu gibi önyargıların da iyi ve kötü yanları vardır. Önyargısız bir insan olarak var olabilmek oldukça zordur. Böyle bir şeye gerek de yoktur. Bazı önyargılarımız işlevsel olabilir ve insanın yüksek yararı için kullanılabilir. Buradaki en önemli nokta işlevsiz ön cyargılarımızdan olabildiğince arınmak ve olayları gerçekte olduğu gibi görebilme becerisi geliştirmektir.
Nevin Bahtişen
Hayat Döngüsü
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 16 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Ebru Bozcuk
Kadim Köklerimizin Tanrıçası Umay Ana
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /4
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar