İnsanın yaratılışında var olan nefs övülmeye, beğenilmeye, takdir edilmeye, pohpohlanmaya; hakkı olmasa bile kazanmaya, taltif edilmeye ve hatta tahrik edilmeye yatkın bir yapıdadır.
Özellikle henüz akıl ve mantık süzgecini doğru yerde ve zamanda kullanabilme yetisine sahip olamayan yaşlardaki bireylerde bu durum daha da belirgin bir hal almaktadır. Dolayısı ile doğurabileceği olumsuz sonuçlar da bir o kadar derin ve bir o kadar da vahim boyutlarda olacaktır.
İşte çocuklarımızın eğitim sürecinde onlara fayda yerine zarar veren davranışlardan biri de onları amacını aşarak bilerek ya da bilmeyerek “tahrik” etmeye çalışmaktır.
Çoğumuz bunu ya farkında olmadan ya da çocuğu galeyana getirmek, azmini arttırmak, hırslandırmak, başarı için cesaretini arttırmak gibi kendimizce haklı nedenlere bağlı olarak yapmaktayız. Ancak, çocuğu her hangi bir konuda tahrik etmeye çalışırken abarttığımızı, işin dozunu kaçırdığımızı ya düşünemiyoruz ya da düşünmek istemiyoruz. Bu yüzden de çocuğumuza fayda yerine zarar verdiğimizin farkında olamıyoruz.
Tahrik edilen çocuk; iş ya da eylemin seviyesi ve sonuçları ne olursa olsun sırf tahrik edildiği için o iş ya da eylemi yapmaya, gerçekleştirmeye çalışır.
Çünkü çocuklarımız bu yaşta akıl ve mantık ile değil, nefislerinin isteklerine göre hareket etmektedirler. Her hangi bir iş ya da davranış sırasında, karşılaştığı gelişmelerle ilgili sonuçları ya hiç düşünmez veya düşünemez, nefsinin emrettiği gibi davranırlar. Akıl ve mantık süzgecini kullanmayan ya da kullanabilecek durumda olmayan bireyler doğru karar veremez, doğru adım atamaz, doğru sonuca erişemezler.
Dolayısı ile olaylara ve davranışlarına nefislerinin emrettiği şekilde duyguları ile yön vermeye çalıştığı bir dönemde “tahrik” edilen çocuk her türlü yanlışı ve hatayı yapmaya müsait durumdadır. Zaten henüz doğruyu-yanlışı, iyiyi-kötüyü, güzeli-çirkini, fayda ve zararı öğrenme aşamasında olan birini tahrik etmek telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden olabilir. Yani kaş yapayım derken göz çıkartmış oluruz.
Başarısız olduğu anlarda ve konularda uygun bir dil ile başarısızlığının nedeni ya da nedenleri anlatılmalı, bir sonraki çalışmalarında bunları dikkate alması önerilmelidir. Ayrıca her zaman her işte “mutlaka başarılı olacağız” diye bir kuralın olmadığı anlatılmalıdır.
Çocuğa duygularını kontrol edebilme ve yönlendirebilme konusunda gerekli destek verilmeli, gerekirse uzmanlardan yardım alınarak rehberlik yapılmalıdır.
Çocukta kazanılması istenilen bilgi ve becerilerin, süreklilik ve devamlılık ilkesine bağlı kalınarak sürdürülen çalışmalarla elde edilebileceği bilinmelidir. Bu konuda da asla aceleyle hareket edilmemeli, eğitimin uzun soluklu bir sürece bağlı olduğu asla unutulmamalıdır.
Burada anne, baba ve eğitimcilere büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.
Öncelikle ve özellikle anne, baba ve eğitimciler olarak sloganımız ve düsturumuz “Tahrik etme, teşvik et” olmalıdır.
Ama mutlaka hemen her aşamada ve her ortamda çocuğa sevgi diliyle hitap edilmeli; ister sözlü ister beden diliyle (gülümseyerek bile olsa) onu sevdiğimiz, onu önemsediğimiz, ona değer verdiğimiz hissettirilmeye çalışılmalıdır.
Her zaman her alanda ve her konuda rehberlik ışığında teşvik edici söz ve eylemlerde bulunulmalıdır. Çocuğun iş ve eylemlerinde aşırıya kaçmadan çok küçük ve basit yardımlarla yaptığı çalışma kolaylaştırılmalı, başarılı olması sağlanmalı, başarmanın hazzı ve mutluluğu tattırılmalıdır.
Küçük de olsa çocukta görülen gelişmeler ve başarılara dikkat çekilmeli, çocuk şımartılmadan tebrik, taltif ve takdir edilmelidir.
Kısacası, “tahrik etmek” yerine “teşvik ve tebrik etmek” ilkesi uygulanmalıdır.
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /9 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Yusuf Sarıkaya
Ahde Vefa
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /2
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Gevher Aktaş Demirkaya
Han Duvarlarında Anadolu
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar