DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mehmet Şahan
Mehmet Şahan
Giriş Tarihi : 21-08-2024 22:46

Zan...

Sözlük Anlamı:

Zan; “kuşku, şüphe, töhmet/itham, kesinleşmemiş kanaat” gibi anlamlara gelmektedir.

Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi kadar âyette zan, elliye yakın yerde türevleri geçmektedir. Bu âyetlerin çoğunda zan “vehim, kuruntu”, bazılarında “bilgi, yakīnen bilme, inanma”, bazılarında ise “kesin olmayan kanaat, kuşku, tahmin, beklenti” manalarını içerir.

İbnü’l-Cevzî, Kur’an’da “zan” kelimesinin şek, yakīn, töhmet, husbân (tahmin), kizb (yalan) karşılığında kullanıldığını belirtmiş ve bunlardan her biri için örnekler vermiştir (Nüzhetü’l-aʿyün, s. 425-426). Ancak bu anlamları kelimenin iki temel anlamı içerisinde değerlendirmek mümkündür. Meselâ, “Allah’a kavuşacaklarını zannedenler derler ki ...” (el-Bakara 2/249) âyetinde zan kelimesi müfessirlere göre “yakīn” anlamında kullanılmıştır; dolayısıyla âyetin mânası, “Allah’a kavuşacaklarını bilenler ve bundan şüphesi olmayanlar derler ki ...” şeklindedir (Zemahşerî, I, 476).

“Kulum benim hakkımda nasıl bir zan sahibi ise ben öyleyim” anlamındaki kutsî hadiste (Buhârî, “Tevḥîd”, 15) “zan” kelimesinin yakīn anlamında olduğu belirtilmektedir.

Bazı hadislerde zannın isabet ve hata ihtimali taşıdığı ifade edilirken, bazılarında zandan kaçınmanın öğütlenmesi zannın sözü edilen iki anlamı bakımından değerlendirilmiştir.

“Zandan kaçının, çünkü zan sözün en yalanıdır” hadisinde geçen (Buhârî, “Ferâʾiż”, 1) zannın “şek” mânasında kullanıldığını söyleyenler olduğu gibi buradaki zandan maksadın “su-i zan” olduğunu söyleyenler de vardır (Lisânü’l-ʿArab, “ẓnn” md.).

Felsefî Anlamı:

Zan kavramı mantık, felsefe, kelâm, usûl-i fıkıh gibi alanlarda terim olarak genelde “tercihe yakın olan (râcih), ancak aksi de mümkün görülen kanaat, görüş, hüküm; bir şeye aksini de mümkün görerek inanmak” şeklinde açıklanır Abdülazîz eş-Şisrî, I, 66-70, 86).

Ancak İbn Sînâ, yakīnin dışındaki bilgilerden çoğunun zan olduğunu ve zanna her zaman az çok şüphe karıştığını söyler (Kitâbü’ş-Şifâ: Topikler, s. 4-5).

Fahreddin er-Râzî, kesin olmayan bir hükümde alternatiflerden hangisinin doğru olduğuna ilişkin tereddüdün mevcudiyetinden söz ederek bu tereddüdün eşit derecede bulunmasına “şek”, tercihe uygun görülene “zan”, görülmeyene “vehim” denildiğini belirtir (el-Maḥṣûl, I, 101-103).

Sözlük anlamından ve kaynaklardaki bilgilerden anlaşıldığına göre zanna en yakın kavram “şek”tir. Nitekim bazı fakihler zannı “şek” kabilinden sayarak, “doğruluğu ve yanlışlığı eşit derecede mümkün görülen veya biri diğerine tercih edilebilen hüküm” diye tanımlamışlardır. Ancak fukahanın çoğunluğu ile mantık, felsefe ve kelâm âlimleri zannı bu tanımın yalnız ikinci şıkkı için kullanırlar. Buna göre zanda (kesin olmasa da) bir tercih ve tasdik söz konusudur.

Ahlâkî Anlamı:

Zan kavramının bazı hadislerde olumlu ve olumsuz anlamlarda kullanılması dikkate alınarak İslâm ahlâk kültüründe bir kimsenin kesin bilgisi olmamakla birlikte başka biri hakkında iyi kanaat beslemesine “hüsn-ü zan”, kötü düşünce ve kanaate sahip olmasına “sû-i zan” denilmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’de bu terkipler yer almamakla birlikte Hucurât sûresinin 10-12. âyetlerinde müminlerin kardeş olduğuna vurgu yapılarak kardeşlikle bağdaşmayan davranışlar çerçevesinde, “Zannın çoğundan sakınınız, çünkü bazı zanlar günahtır” buyurulur.

İslâm âlimlerinin genel yorumuna göre burada bilhassa “su-i zan” yasaklanmış ve dolaylı olarak bir kimse hakkında (aksini gösteren açık deliller olmadıkça) “hüsn-ü zan”da bulunmak gerektiğine, zira “su-i zan”nın ahlâkî ve insanî zararlara yol açacağına dikkat çekilmiş, kural olarak dışarıdan bakıldığında iyi görülen bir kimse hakkında kötü zan beslemenin haram olduğu kabul edilmiştir (Taberî, XI, 393-394; Gazzâlî, İḥyâʾ, III, 152).

Gazâlî’ye göre “su-i zan” kalp ile gıybettir ve bu dil ile yapılan gıybetten farksızdır; kötü söz gibi kötü zan da haramdır. İnsanların iç dünyalarındaki gizli hallerini Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceğini söyleyen Gazâlî, iyiye yorulması mümkün olmayan kötülük kanıtları ortada görülmedikçe hiç kimse hakkında açıkça bilinen ve görülen gerçeklerin ötesinde kötü kanaat beslenemeyeceğini, aksine davranışın şeytana uyma anlamına geleceğini belirtir (İḥyâʾ, III, 150-151).

“Su-i zan” şeytanın insanı saptırmak için ruhuna nüfuz ettiği kapılardan biridir. Bu sebeple hem şeytanın “su-i zan” kışkırtmasından hem de kötülerin töhmetinden sakınmak gerekir.

İslâmî kaynaklarda kulun ilâhî af ve merhamet konusunda iyimser düşünmesi “Allah hakkında “hüsn-ü zan” besleme” diye ifade edilir.

Bir kutsî hadiste, “Ben kulumun zannının yanındayım; benim hakkımda dilediği şekilde zanda bulunabilir” buyurulmuştur (Buhârî, “Tevḥîd”, 15, 35; Müslim, “Ẕikir”, 2, 19). Farklı bir rivayette bu hadisin ikinci cümlesi, “Kulum benden hayır beklerse onu görür, şer beklerse onu görür” şeklinde geçer (Müsned, II, 391).

Tüm bu açıklamaların ışığında hiçbir şekilde “su-i zan”da bulunulmaması; aksi ispat edilmediği müddetçe mümkün mertebe “hüsn-ü zan”da bulunulması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.

Çünkü “hüsn-ü zan” Allah’ın, “su-i zan” şeytanın telkinidir.

NELER SÖYLENDİ?
@
Mehmet Şahan

Mehmet Şahan

DİĞER YAZILARI Edebiyat - Medeniyet ve İnsan Kul Hakkı Hasene ve Hasenat Ahsen-i Amel Amel-i Salih Dil Nedir Sizce Ebu Hanife’nin Vasiyeti Farkında Olmak İnsan Olabilmek İnsan Olmak Din Nedir Şiir Hakkında Bana Ne Diyebilir miyiz Sana Ne Diyebilir miyiz? Edebiyat mı Edebi At mı Kurbanın Mahiyeti ve Bilinmesi Gerekenler Kurbanın Fazileti ve Önemi Niyet Okumak İnsan Fazlalık mı? Bir Şiir, Bir Eleştiri, Bir Yorum (Cevap) Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Zarafet Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Letafet İnsanda Olması Gereken Üç Şey /Doğruluk Cami ve Çocuklarımız Özümüzde Olması Gereken Üç Şey: Milli Kimlik /Milliyet Ramazan Ayı Üzerine Olmazsa Olmazımız Olan Üç Şey / Din  Dil İman Hayâ Özümüzde Olması Gereken Üç Şey / Edep Sadakat Vefa Güven Sahip Olmamız Gereken Üç Şey: Vicdan Sahip Olmamız Geren Üç Şey: Merhamet Sahip Olmamız Gereken Üç Şey / Şefkat Arınmamız Gereken Üç Şey / 3 - Kibir Arınmamız Gereken Üç Şey / 2 Gurur - Kibir Arınmamız Gereken Üç Şey / Benlik - Ego - Nefs Ciddiyet Zikir Önyargı Kıskançlık Zamanı Boş Bırakma Kalbi Boş Bırakma Aklı Boş Bırakma Çerçi Nasıl Olmalıyım Nasıl Olmalıyız? Kılıf Hazırlamak ve Bahane Bulmak Hizmetçi miyim? Mü'minin Bayramı Nasıl Okumalıyız? / Bedenen Okumak Kalben Okumak Nasıl Okumalıyız? Anmak mı Kutlamak mı? El - Hayâ Vel - İman / Hayâ İmandandır Gıybet / Dedikodu Aziz Valentine / 14 Şubat Sevgililer Günü Tarihçesi Ön yargı Hoşgörü Sevgi Şükür Asla Bırakmamanız Gereken Üç Şey Kürt İsyanları Kur'an-ı Kerim'de İlk Emir Bilmek İstiyorum  İçimdeki Ben 'Her Söze Mühür Olmak İster' Bir Gün mü Her Gün mü? İçimdeki Şeytan Yargılama Suçlama Tehdit Etmek Kusur Bulma Şikâyet Etmek Tahrik Etmek Eğitim sürecinde yapılan yanlışlar: Yalan Söylemek Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık /2 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık Utandırmak Şu Üç Şey Kazanmanın Anahtarı /4 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarıdır /3 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarları /2 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarı /1 Adanmak ve Teslimiyet Görevden İmtina Etmek / İsteksiz Olmak, Kaçınmak
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
Advert
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA