1- Yalan
a) Yüzünde yalan olmasın. (Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.)
Yalan; insanın fıtratına, yaratılış gayesine asla uymayan bir olgudur. Çünkü Allah'u Teâlâ her ne sebeple olursa olsun yalan söylemeyi yasaklamıştır.
Yalan; insanı küçülten, itibarsızlaştıran, çirkinleştiren, utanılacak durumları yaşatan bir davranış biçimidir.
Yalan, olmayan şey demektir. Dolayısıyla olmayan şeyi söyleyen veya iddia eden de yok hükmündedir. Öyle ise yalan insanın kendini yok sayması, inkar etmesi anlamına da gelmektedir. Bu durumda sürekli yalan söyleyen bir bireyin yüzü bu özelliği ile özdeşleşir. Onu her gören peşinen hükmünü verir. Gülümsemesinin, hüzünlenmesinin, üzülmesinin, ağlayıp-sızlamasının hep yapmacık ve yalan olduğu fikrine kapılır.
Yalancı olarak bilinen birinin yüz ifadelerinin de bir anlamı kalmaz. İşte bu yüzdendir ki Hz. Mevlana “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” demiştir. Aksi takdirde “ikiyüzlü” olmaktan kurtulamayız.
b) Sözünde yalan olmasın. (Öl söz verme, öl sözünden dönme! Dilin yalana dönmesin.)
İnsanlar, hemen her alanda birbirleriyle olan ilişkilerinde ahidleşerek yani birbirlerine söz vererek yaşamlarını sürdürürler.
İnsanların diğer insanlarla olan ilişkilerinin düzenli ve başarılı olması verilen sözlerin yerine getirilmesiyle doğru orantılıdır.
Verilen söz her iki tarafı da bağladığı gibi fayda ve zararları da her iki taraf için geçerlidir. Söz yani verilen ahid yerine getirildiğinde her iki taraf da maddi ve manevi olarak fayda görür. Aksi durum söz konusu olduğunda da her iki taraf da maddi ve manevi anlamda zarar görür.
Ancak sözünde durmayanın göreceği zarar karşı tarafın göreceği zarara göre katbekat daha fazla olur. Bu zarar hem maddi hem de manevi zarardır.
Sözünde durmayanın manevi olarak göreceği en büyük zararı güven, itibar ve değer kaybıdır.
Bu durumdaki bir kişi toplum içindeki tüm saygınlığını yitirir, kişilik olarak en yakın çevresinde bile hiç bir değeri kalmaz. Artık o kişi yok hükmünde görülür.
Bu duruma düşen birinin başarısından ve mutluluğundan söz etmek mümkün değildir.
Bu nedenle de “Öl söz verme, öl sözünden dönme” diyoruz.
c) Özünde yalan olmasın. (Yaşadığın gibi değil, inandığın gibi yaşamaya çalış!)
Asıl büyük yalan hatta yalanların en büyüğü yaratana karşı söylenen yalandır.
Yani insanın kal dili ile hal dilinin bir olmaması, içi başka dışı başka olmasıdır.
İnsanların iki şekilde yaşadıklarını görmekteyiz. Bir kısım insan inandığı gibi yaşar, bir kısım insan da yaşadığı gibi inanır.
İnandığı gibi yaşamakta bir sorun yok, zaten olması gereken de budur. İnsan neye inanıyorsa ona göre yaşamalı ki içi ile dışı bir olsun.
Eğer insan yaşadığı gibi inanmaya çalışıyorsa en başta kendisini yaratan Allah’u Teâlâ’ya karşı yalancı durumuna düşüyor demektir. Halbuki Allah’u Teâlâ, kendisine inananlara yalan söylemeyi yasaklamıştır. Yalan söylemek Allah katında bir suçtur.
İnandığı gibi yaşamayan birisi giderek yaşadığı gibi inanır ve bu onun inanç dünyasının mahvolmasına neden olur.
Ayrıca, kişinin bu özelliği içinde bulunduğu toplum ve yakın çevresi tarafından asla tasvip edilip kabul görmez. Kısa sürede sevilmeyen, sayılmayan, istenmeyen, dışlanan bir kişi konumuna düşmesine neden olur.
Her iki dünyamızı da mamur etmek istiyorsak inandığımız gibi yaşamaya gayret etmek zorundayız.
Bu yüzden de özümüzde yalan olmamalıdır.
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /9 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Yusuf Sarıkaya
Ahde Vefa
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /2
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Gevher Aktaş Demirkaya
Han Duvarlarında Anadolu
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar