Şimdi bu başlığı görenler; “Biz, seni tanımıyor muyuz?” diyeceklerdir. Elbette tanıyor olabilirsiniz. Benim kim olduğumdan değil, içimdeki “ben”den bahsetmek istiyorum.
Bir önceki yazımda; “İçimdeki Şeytan” olarak bizi kendisine köle etmeye çalışan “nefsten” söz etmiştim. Nefsine teslim olan insanın, aynı zamanda şeytanın da kölesi olacağını vurgulamıştım.
“Ben” ile nefs arsında nasıl bir bağ var? Şöyle izah etmeye çalışalım.
Nefs, büyük bir arzu ile istemek demektir. Ancak bu normal bir istek değil.
İhtiyacınız olan herhangi bir eşyayı almak istersiniz. Aldığınızda da, yenisine ihtiyacınız oluncaya kadar, o istek biter. Fakat nefs, ihtiyacınız olsun olmasın hiç bitmeden sahip olmaya çalışmak arzusudur. Nefsin isteklerinde sınır yoktur. Çünkü nefs, doyumsuzdur. Sahip oldukça yenisini ve daha fazlasını istemeye devam eder. “Peki, çok daha fazlasına sahip olmak isteğinin neresi kötü, bunun neresi yanlış?“ diyebilirsiniz.
İnsan, istemeden hiçbir şeyin sahibi olamaz. Sahip olmak için istemek, gayet doğal bir durum. Burada doğal olmayan tek şey var, o da; “nefsin doyumsuzluğu”dur.
Nefs, bir yandan isteklerini sıralamaya devam ederken, diğer yandan da içinizde tamamen kendisine bağlı yepyeni bir kişilik yaratır. Bu yeni kişilik, her anlamda nefsin kölesi ve tutsağıdır. İşte bu yeni kişiliğin adı, içimizde oluşan “BEN”dir.
“BEN” öyle bir şey ki:
İçinde yaşadığı ortamda, layık olsun olmasın hep önde olmak ister.
Çevresindeki insanlar ekmek bulamazken, kendisi baklava börek ister.
Bankada, postahanede, ödeme merkezlerinde, bilet gişelerinde, hatta hatta hastanelerde bir tanıdık bulup öne geçmek ister.
Her girdiği sınavda, göz yumsalar kopya çekmek ister,
İlkokul diploması ile memur olmak ister.
Odacı olarak girdiği yerde, dört başı mamur müdür olmak ister.
Kendi işi ile yetinmez, her yere yeter olmak ister.
Hiç kimseye acımaz, hep başa konmak ister.
Uzun sözün kısası; “her söze mühür olmak ister.”
Buraya kadar “ben”i tanıtmaya çalıştım.
“Ben” her şeyi ister de, aslında kendisinin de bir köle olduğunu, geç fark eder. İçimizdeki şeytanın, “nefsin” kölesi olduğunu!
Biz, insan olarak sosyal yaşamın birer parçasıyız. Bu yaşamın belli kuralları ve sorumlulukları vardır. Bunları bilmek ve yaşantımıza uygulamak zorundayız. Toplumda sosyal denge de ancak bu şekilde kurulabilir. Aksi takdirde, sosyal dengeden söz etmek imkânsız olur.
Toplumun sağlıklı, mutlu, huzurlu ve müreffeh bir hayat yaşayıp yaşamaması içimizdeki “ben”e bağlıdır. O “ben”i, nefsin kölesi olmaktan kurtarıp aklın ve mantığın iradesine teslim ettiğimiz zaman bütün sorunu çözmüş oluruz. İşte o zaman ben değil, “BEN, SEN, O” yani “BİZ” deriz.
Ne zaman her işimizde “BİZ” demeyi ilke olarak görür, taviz vermeden uygularsak, işte o zaman birlik ruhunu yakalamış oluruz. Birlik ruhu beraberinde “milli ruhu” da geliştirir ve pekiştirir. Bu şekilde de, toplumdaki sosyal denge kurulmuş, sosyal adalet kendiliğinden sağlanmış olur. Milli kimliğimiz de, gerçek anlamda ifadesini bulur.
Her söze; “mühür olmak isteyenlerin” değil, herkesin “BİZ” diyebildiği günleri görebilmek dileklerimle…
Sedat İlhan
Çözümsüzlük / 5
Musa Aşkın
Usulca Sessizlik
Yusuf Sarıkaya
Bizim Kuşak /8
Serhan Poyraz
Shakespeare ve Hamlet / Mina Urgan
Dilek Tuna Memişoğlu
Yeni Yıla Girerken
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Yeni Yılınız Kutlu Olsun
Gevher Aktaş Demirkaya
Kızılca Gün - 27 Aralık 1919 Cumhuriyete Giden Yolun Dönüm Noktası
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Mehmet Şahan
Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan
Ebru Bozcuk
Kandır Beni 2026
Deniz İmre
Schopenhauer’in Sarkacında: Bir Sağa Bir Sola
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Sami Çelik
Gece ve Sis
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Suna Türkmen Güngör
Ruhun Terazisi
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Ayfer Güney
Dur
Hamiyet Su Kopartan
Meşguliyet
Turan Demirci
Yapılmayacaklar Listesi
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Hakan Cucunel
Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Demet Mannaş Kervan
Sözde Hayvanseverin Eseri: Sokak Köpeği
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar