Çocuk, bilerek yanlış yapmaz. Söz ya da davranışlarında aklının erdiği kadar, içinden geldiği gibi, duygularının estiği yönde hareket eder.
Çocuk, hiçbir söz ya da eyleminde sebep-sonuç mukayesesi yapmaz. Doğru-yanlış hesabı yapmaz. Kâr-zarar hesabı da yapmaz.
Beğenilmek, takdir edilmek arzusu ve beklentisi içinde değerlendirmeyi büyüklerden bekler.
İşte böyle bir ruh haliyle ve büyük bir merakla ağzınızdan çıkacak sözü beklerken yüzünüzdeki mimiklerin bile anlamını çözmeye çalışırlar. Ağzınızdan çıkacak kelimenin veya yüzünüzdeki ifadenin olumsuz olabileceğini hissetseler bile büyük bir yıkım ve üzüntü yaşarlar.
Kafalarında canlandırmaya çalıştıkları o küçücük, tozpembe dünyaları bir anda başlarına yıkılır, kapkaranlık olur.
Aslında onların biz büyüklerden istedikleri bizim gözümüzde büyüttüğümüz kadar öyle çok şeyler de değildir. Onların bizlerden istedikleri çok basit ve tek bir şey var: “Sevgi.”
Sevildiğini hisseden birey hem ruhen mutlu olur hem de sevene karşı doğal olarak saygı duyar.
Çocuğumuzun yaptığı kusur ve hatalardan dolayı onu suçlamamalı, hata ve kusurların çocuğu üzüp incitmeden düzeltilmesi için rehberlik yapılmalıdır.
Hiç kimsenin mükemmel olmadığı, herkesin mutlaka eksiğinin ve hatalarının olabileceği söylenmelidir.
Hz. Mevlana’nın “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.” sözü çerçevesinde çocuğumuzun anlayabileceği ölçüde açıklamalarda bulunulmalıdır.
Bu arada çocuğumuzun kusur ve hatalarını hoşgörü ile karşılarken en küçük başarıları bile beğenilmeli, takdir edilmeli, onurlandırılmalıdır.
Çocuk seni; “SAVCI” olarak değil, tedavisini üstlenen “DOKTOR” olarak görmelidir.
Konumuzu bir de şiir diliyle anlattık;
SUÇLAMA
Uğraştın, uğraştın kavratamadın,
Kavramadım diye beni suçlama!
Kim bilir, belki de anlatamadın;
Anlamadım diye beni suçlama!
Anlatmak isterken dili seçmedin,
Kavratmak isterken eli seçmedin!
Koklatmak isterken gülü seçmedin,
Koklamadım diye beni suçlama!
Yükler eklenince taşsa eskisi,
Fazla yüklenince kopsa askısı!
Ana, baba bir de hoca baskısı;
Katlanmadım diye beni suçlama!
Bu kadar baskıya itiraz etsem,
Geçirip askıya bir de naz etsem!
İçimde eşkıya onda haz etsem,
Uslanmadım diye beni suçlama!
Hasretin çektiğim sıcacık ağa,
Sevgi bulacağım küçücük bağa!
Güven duyacağım o yüce dağa,
Yaslanmadım diye beni suçlama!
Sevinçten uçardım az şefkat görsem,
Göğsümü açardım nedamet görsem!
Nefretten kaçardım merhamet görsem,
Kaçamadım diye beni suçlama!
Pir-î Fâni der ki; ben de bireyim,
Belki kaplumbağa, belki pireyim!
Sen kare desen de ben ki küreyim,
Uyamadım diye beni suçlama!
Sedat İlhan
Çözümsüzlük /5
Musa Aşkın
Usulca Sessizlik
Yusuf Sarıkaya
Bizim Kuşak /8
Serhan Poyraz
Shakespeare ve Hamlet / Mina Urgan
Dilek Tuna Memişoğlu
Yeni Yıla Girerken
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Yeni Yılınız Kutlu Olsun
Gevher Aktaş Demirkaya
Kızılca Gün - 27 Aralık 1919 Cumhuriyete Giden Yolun Dönüm Noktası
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Mehmet Şahan
Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan
Ebru Bozcuk
Kandır Beni 2026
Deniz İmre
Schopenhauer’in Sarkacında: Bir Sağa Bir Sola
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Sami Çelik
Gece ve Sis
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Suna Türkmen Güngör
Ruhun Terazisi
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Ayfer Güney
Dur
Hamiyet Su Kopartan
Meşguliyet
Turan Demirci
Yapılmayacaklar Listesi
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Hakan Cucunel
Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Demet Mannaş Kervan
Sözde Hayvanseverin Eseri: Sokak Köpeği
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar