Paylaşmak; her ne kadar basit bir kelime olarak görünse de insan yaşamı için oldukça derin anlam ve önem arz eden bir değerdir.
Paylaşmak; sözlük anlamı olarak bir şeyi başkalarıyla aralarında pay etmek, üleşmek, bölüşmek, ortaklaşa kullanmak, sahip olunan maddi veya manevi bir değeri (duygu, düşünce ve bilgi gibi) başkasına aktarmak anlamlarına gelir.
Bir başka anlamı ise başkalarının düşünce ve fikirlerine katılmak yani aynı duygu, düşünce ve fikirlerini benimseyerek onaylamak anlamına da gelir.
Paylaşmak kelimesi günlük dilde bilgi, duygu, düşünce, sevinç veya üzüntü gibi konuları başkalarına açmak için sıkça kullanılır.
Paylaşmak, insanlar arasındaki ilişkilerin temel taşlarından biridir. Toplumun ve dolayısıyla insanlığın neşesine, sevincine, coşkusuna, mutluluğuna katkı sağlayan; acısının, üzüntüsünün, dert ve kederinin azalmasına vesile olan önemli bir değerdir.
Paylaşmak, insanlar arasında derin ve güçlü bağlar kurulmasına vesile olduğu gibi toplumda yardımlaşma ve dayanışma ruhunun gelişmesine de sebep olur. Maddi paylaşımlar toplumsal eşitsizliğin azaltılmasına, manevi paylaşımlar ise toplumun sosyal yapısıyla ilgili huzurun ve insani değerlerin gelişmesine katkı sağlar.
Paylaşmanın bereketle olan ilişkisi, sanırım tüm kültürlerde var olan ve çok eski kadim bir hakikattir. Neredeyse zamanla yaşıttır ve ortak bir hafızanın ve köklü bir deneyimin eseridir. Paylaşmak, insanlık tarihinin başlamasıyla birlikte var olan bir olgudur. İlk insanın yaratılışından günümüze kadar insanlar arasındaki ilişkilerde sürekli var olagelmiştir.
Allah’u Teâlâ, Âdem Aleyhisselam’ı yarattığında Havva Ana’mızı da yaratarak hayatı paylaşmanın temelini oluşturmuştur.
Atalarımız ne güzel söylemişler; “Yalnızlık Allah’a mahsustur” diye! Ancak paylaşırsak yalnızlığı yok ederiz. Yalnızlık sadece başka bir insanın varlığı ile yok olur. İnsan, yaşamını bir başkasıyla paylaşınca insanca yaşamı yakalar. Bir başka açıdan bakıldığında da paylaşmak belki de hayatın anlamıdır. Bu küçücük kelimede mutluluk iksirinin gizlendiğini düşünüyorum. Bilgelik yolunda da ilk adımlar var sanki.
Paylaşmak, öznede varlığın kapalı bir öz olmaktan çıkıp kendini ötekine açmasıdır. Bir başka deyişle paylaşmak, insanın kendi öz değerlerini bir başkasında; başkasının öz değerlerini de kendisinde bulmaya çalışarak mutlu olmasıdır.
Yaşamın güzelliği, doğruluğu, anlamı, tadı, tuzu yalnız yaşamaktan değil; hayatımızı ve sahip olduğumuz her şeyi bir başkası veya başkaları ile paylaşmaktan geçer. Bu da insanın mutlu olması demektir. Paylaşım ne kadar çok olursa mutluluk da o kadar çok olur.
Allah’u Teâlâ, insanların huzur ve mutluluğu için gönderdiği din ile hayır hasenat yapılmasını teşvik etmiş, durumu müsait olanların ise zekât vermelerini bir yükümlülük olarak kullarına emretmiştir.
Yine paylaşmanın insanlık için önemini ve gerekliliğini vurgulamak ve teşvik etmek amacıyla Peygamber (s.a.v.) Efendimiz “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” demiştir. Günümüzde bu konulara gereken hassasiyet gösterilerek maddi ve manevi anlamda paylaşmak; çeşitli vakıflar, sosyal yardımlaşma ve dayanışma dernekleri gibi yapılarla kurumsallaştırılmıştır.
Sonuç olarak paylaşma, insanlar arasındaki ilişkileri güçlendiren toplumsal eşitsizlikleri azaltan, insani değerleri teşvik eden kısacası insanın mutluluğunu hedefleyen önemli bir kavramdır. Evlerimizi şenlendiren, sofralarımızı bereketlendiren, kalplerdeki karşılıksız sevgiden mutlu olmayı sağlayan da paylaşmadır.
Hayatımızdaki birçok şey zor ve sıkıcıyken hayatı yaşanabilir kılan, sıkıntı ve zorluklara dayanma gücü veren, sevinç, coşku ve mutluluklarımızı artıran, kendimizi güçlü ve değerli hissettiren en önemli unsur paylaşmanın ta kendisidir…
Hakan Cucunel
Salı
Yusuf Sarıkaya
Ak Köprü (Â Köprü)
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -2 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Ebru Bozcuk
Mukadderat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Aile Büyük Bir Birey Birey Küçük Bir Ailedir
Musa Aşkın
Hisler mi Köreldi
Gevher Aktaş Demirkaya
Dumlupınar Denizaltı Hazin Öyküsü ve Ona Yakılan “Ah Bir Ataş Ver Cigaramı Yakayım” Ağıdının Kaynağı
Dilek Tuna Memişoğlu
Dumlupınar Çelikten Mezar
Sedat İlhan
Yapay Zekâm
Deniz İmre
Korkunun Sesi Vardı
Mehmet Şahan
Paylaşmak
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Hızır Dokundu
Serhan Poyraz
Hemingway’in Kadınları / Naomı Wood
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Hamiyet Su Kopartan
Kâbe'de Hacılar
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar