[Hiçbir reddiye güneşin varlığını yok etmez, edemez.
Bu güneş, sahibi Allah tarafından tamamlanmış Din-i İslâm'ın kitabı Kur'an'dır.
Ebu Hanife'nin ya da bir başka zevata ait vasiyetin kaynağının, nakil yolunun ve şeklinin sorgulanması aklidir.
Bütün bunlar bir yana.
Aslolan, vasiyet hükümlerinin tek ve bir olan kaynak Kur'an'a uygunluk derecesidir.
Şahısların, kimliği, kişiliği, mevkisi ve konumu vasiyetin doğruluk ya da yanlışlığının ölçüsü olmamak lâzım gelir.
Mezkur vasiyete bu açıdan bakmanın daha doğru olacağı kanaatindeyim.
Ayrıca ve şahsen, bu vasiyet hükümlerinde Kur'an'ın lâfzına ve ruhuna bir aykırılık olmadığı kanaatindeyim.
Âlim ve azim olan Allah en doğrusunu bilir.]
ABDULKADİR TÜRK
1- Arap olmayan müslümanların, ana dilleri ile ibadet etmeleri meşrudur.
2- Bir insanın mü’min olduğunu ibadeti belirlemez.
3- Kimin Cennete veya cehenneme gireceğini Allah’tan başka kimse bilemez.
4- Beşeri (insani) ilişkilerde dindarlık ölçü değildir.
5- Namaz kıldırdığı için para almak helal değildir.
6- İmana dair son sözü Allah söyler.
7- Din için toprak gasp etmek (mülkiyeti başkasına ait bulunan bir malı zorla almak) meşru değildir.
8- Evlenme ve eş seçme hakkı kadının kendisine aittir.
9- Arapça kutsal dil değildir, kutsal olan anlamdır.
10- Allah’ın elçileri, Allah’ın kitabına aykırı konuşmazlar.
11- Kur’an’a ve akla aykırı rivayetler, kaynağı ne olursa olsun reddedilir.
12-İslam’da evliya diye bir sınıf yoktur, mü’minler Allah’ın evliyasıdır (dostudur).
13- Cinayetin cezası, mü’min ve kafir için aynıdır.
14- Haram para ile hasenat (hayır işleri) yapılmaz.
15- Zulüm yapan idareciye hediye verilmez, hediyesi alınmaz.
16- İyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak farzdır.
17- İslam akıl ve vahiy dinidir. Aklı olmayanın dini de yoktur.”
Şimdi ilk maddeyi birlikte inceleyelim:
“1- Arap olmayan müslümanların, ana dilleri ile ibadet etmeleri meşrudur!”
- Acaba bu iddia ne kadar doğrudur?
- Bu konuda Allah’u Teâlâ ne buyuruyor? İlgili ayetlere bir bakalım:
Kur’an’ı Kerim’de Allah’u Teâlâ, Yusuf Suresinin 2. ayetinde şöyle buyuruyor:
“Anlayabilesiniz diye biz onuArapçabir Kur’an olarak indirdik.”
Yusuf Suresi 2. ayet tefsiri:
Kur’an’ın Arapça olarak indirilmesinin temel sebebi, son peygamberin Araplar arasından seçilmiş olmasıdır. Yüce Allah her peygambere kendi kavminin diliyle hitap etmiş, vahyini onların diliyle göndermiştir ki, peygamber Allah’ın emir ve yasaklarını kavmine rahatça anlatsın (İbrâhim 14/4).
Şüphe yok ki Kur’an’ın Arap dili ile indirilmiş olması onun sadece Araplar’a indirildiğini ifade etmez. Nitekim bazı âyetler, onun bütün insanlığa hitap ettiğini, dolayısıyla evrensel bir kitap olduğunu göstermektedir (Bakara 2/185; Âl-i İmrân 3/138; Sebe’ 34/28; ayrıca bk. Ra‘d 13/37). Son peygamberin Araplar arasından seçilmesinin doğal bir sonucu olarak önce onlar ıslah ve irşad edilecek, sonra da onların aracılık ve örnekliğinde diğer kavimler İslâm iman ve ahlâkına gireceklerdi.
İbrahim Suresinin 4. ayetinde şöyle buyuruyor:
“Biz her peygamberi, kendi milletinin lisanı ile gönderdik, ta ki onlara hakikatleri iyice açıklasın.”
İbrahim Suresi 4. ayet tefsiri:
Kur’an’ın kendisine vahiy olarak indiği peygamberin dili Arapça idi. Bir insan olarak Hz. Muhammed (a.s.m)’e Kur’an başka bir dilde inseydi, elbette onu anlayamayacaktı. Tebliğ ve açıklamakla görevli olan peygamberin anlamadığı bir kitabı başkasına tebliğ ve açıklaması mümkün olabilir miydi?
Fussilet Suresi 44. ayeti kerimede ise şöyle buyuruyor:
Şayet biz onu yabancı dilde okunan bir kitap olarak indirseydik mutlaka şöyle diyeceklerdi: “Âyetlerinin açık seçik anlaşılır olması gerekmez miydi? Bir Arap’a yabancı dilden bir kitap, öyle mi!” De ki: “O, inananlar için bir rehber ve şifadır; inanmayanlara gelince onların kulaklarında bir sağırlık vardır, Kur’an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor.”
Fussilet Suresi Tefsiri:
Kur’an-ı Kerîm’in ilk muhatapları Araplar olduğu için onun Arap diliyle indirilmesi de doğaldır. Eğer başka bir dilde indirilseydi âyette belirtilen itirazı öne sürenler haklı olacaklardı. Bu âyet, Kur’an’ın Arap olmayan toplumlar tarafından anlaşılıp gereğinin yerine getirilebilmesi için o toplumların dillerine çevrilmesi gerektiğine de işaret etmektedir.
Ancak bu çeviriler, Kur’an’ın anlam ve içeriğini yansıtması bakımından elbette değerli olmakla birlikte, “Allah’ın muradını eksiksiz kuşatan ve anlatan, dolayısıyla ilâhî kelâm olarak özel değer taşıyan asıl kutsal kitap” anlamında Kur’an, orijinal Arapça metinden ibarettir; çeviriler ise bu metni okuyanın, yetenekleri ölçüsünde ondan anlayabildiği, anladıklarını kendi kelimeleriyle ifade ettiği beşerî eserlerdir.
Zümer Suresi 27. ve 28. ayetlerinde şöyle buyuruyor:
27. Ayet: “Muhakkak ki biz, düşünüp ders alsınlar diye insanlar için bu Kur’an’da her türlü örneği ortaya koyduk.”
28. Ayet: “(Bunu) insanlar Allah’a karşı gelmekten korunsunlar diye Arap diliyle indirdiğimiz çelişkisiz Kur’an’da (yaptık).”
27.ve 28. ayet Tefsiri:
Kur’an, birçok yerde olduğu gibi yukarıda geçen âyetlerde de bazı inanç ve zihniyet gruplarından örnekler vermiştir; maksadı da muhatabını bunların durumu üzerinde düşündürüp kendisi için ders çıkarmasını, aklını başına almasını, yolunu düzeltmesini sağlamaktır.
Onun ilk muhatapları Araplar olduğu ve ilâhî kelâmın, ondaki çelişkisiz bilgilerin, yüce gerçeklerin insanlığa tanıtılmasına öncülük edenler de yine Araplar olacağı için doğal olarak Kur’an’ın dilinin de Arapça olması gerekiyordu.
SONUÇ:
Yukarıdaki ayet ve tefsirlerden de gayet net anlaşılacağı üzere Allah’u Teâlâ, bu konuda hiçbir yoruma ve açıklamaya yer bırakmamıştır.
İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye isnat edilmeye çalışılan bu vasiyetin doğru olmadığı, daha ilk maddesinden anlaşılmaktadır. O yüzden de diğer maddelerini incelemeye gerek kalmamıştır.
Belli ki; “Ana dilde ibadet” fikrini ortaya atanlar ile “Kur’an bize yeter” fikrini savunanlar aynı amaca hizmet etmektedirler.
Her iki düşüncede de Mü’min, Mü’min olmaktan çıkar. Çünkü, Mü’min olmanın ilk şartı iman etmektir. İman etmenin ilk şartı ise Allah’a ve Peygamberine inanmakla başlar. Bahse konu olan düşünceye göre Allah’u Teâlâ’nın emri sorgulanıyor, hatta aslı Arapça olan Allah’ın kelamı değiştirilmek isteniyor. Bu ise iddia sahibini şirke götürür.
Bu tür paylaşımların Sosyal Medya üzerinden yapılması da aynı amaca hizmet içindir. Zira bu ortamda paylaşımların doğruluğunu ya da asıl niyetini sorgulamadan, araştırmadan inanan o kadar çok insan var ki; bu durum, paylaşım sahiplerinin ekmeğine yağ sümek anlamına geliyor.
Oysa Mü’min, uyanık olmak zorundadır. İmanını tehlikeye ve şüpheye düşürecek her türlü halden kaçınmanın bilincinde ve idrakinde olmalıdır.
“Mü’min, akledendir...”
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz.
Sedat İlhan
Çözümsüzlük /5
Musa Aşkın
Usulca Sessizlik
Yusuf Sarıkaya
Bizim Kuşak /8
Serhan Poyraz
Shakespeare ve Hamlet / Mina Urgan
Dilek Tuna Memişoğlu
Yeni Yıla Girerken
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Yeni Yılınız Kutlu Olsun
Gevher Aktaş Demirkaya
Kızılca Gün - 27 Aralık 1919 Cumhuriyete Giden Yolun Dönüm Noktası
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Mehmet Şahan
Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan
Ebru Bozcuk
Kandır Beni 2026
Deniz İmre
Schopenhauer’in Sarkacında: Bir Sağa Bir Sola
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Sami Çelik
Gece ve Sis
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Suna Türkmen Güngör
Ruhun Terazisi
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Ayfer Güney
Dur
Hamiyet Su Kopartan
Meşguliyet
Turan Demirci
Yapılmayacaklar Listesi
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Hakan Cucunel
Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Demet Mannaş Kervan
Sözde Hayvanseverin Eseri: Sokak Köpeği
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar