Sözlük Anlamı:
1. Toplumda oluşan töreye uygun davranış.
2. Utanma, çekinme, sıkılma, hayâ ve hicap duygusu, incelik.
Edeb Kavramı
İnsanın hataya düşüp utanılacak şeyler yapmasını önleyen, yerinde ve ölçülü davranışını sağlayan meleke, söz ve davranışlardaki ölçülülük, her hususta haddini bilip sınırı aşmama, terbiye, nezâket, zarâfet.
Edeb sözcüğünün etimolojisi ve en eski manaları ile ilgili farklı görüşler vardır. Edeb kelimesinin “ziyafete davet” anlamındaki “edb” veya “zarif ve edepli olmak” manasındaki edeb mastarından geldiği ifade edilir. Edeb kelimesinin anlamı sözlüklerde “iyi tutum, incelik ve kibarlık, terbiyeli olmak” biçiminde geçer. Adab, edebin çoğuludur.
Muhammed B. Tayyib el-Fâsî ise edebi, “Ona sahip olan kişiyi küçük düşürücü durumdan koruyan meleke” olarak tanımlar. Tehânevî bu tanımı edebin en güzel tarifi saymıştır.
Edeb kavramının iffet, ahlak, takva, haya ve fıtrat gibi kavramlar ile bir bağı mevcuttur. Bunlara kısaca göz atacak olursak; Haya utanma hissidir. İnsan fıtraten iyiye, güzele taraftardır. Vicdan, içinde hüsün bulunan ve doğru olan şeylere meyil gösterir. Haya imandan bir şubedir. Haya insanın aşırı davranışlardan muhafaza olunup İslâm’ın hudutları dairesinde hareket etmesine vesile olur. Böylece insan haddi aşmaktan korunur ve edebini kaybetmemiş olur.
Dinimizde hayanın önemini göstermesi bakımından Peygamber Efendimizin (s.a.v) “Her dinin bir ahlâkı vardır. İslâmın ahlâkı da hayadır.” (Malik, Hüsnü-l’Huluk 2, 2, 905).
Allah’ın esmasının en azam derecesine muhatap olan Peygamberimiz (s.a.v.)’in kemâli diğer insanlardan ne derece yüksek ise davranışlarındaki mükemmellik, harikalıkta o derece yüksek ve parlak idi. Böyle bir Zat, bütün insanlığa kıyamete kadar örnekti.
Onun örnek davranışlarına, edebine “Sünnet-i Seniyye” diyoruz.
Sünnet-i Seniyye, İslâm’da edeb denilince hiç şüphesiz akıllara ilk gelenlerdendir. Sünnet-i Seniyye bütünüyle “edep”tir. Edebin yeryüzünde en güzel uygulanmış halidir. Sünnet-i Seniyye öyle bir edebtir ki, bir tanesini dahi işleyene bu zamanda yüz şehit sevabı kazandırabilir.
Sünnet-i Seniyye’nin hiçbir meselesi yoktur ki; altında bir nur, bir edeb bulunmasın. Bu ifadeyle, Sünnet-i Seniyye’nin bütünüyle edeb olduğunu görmekteyiz.
Edeb, İslâmiyet’in gelişi ile yükselmiş ve en mükemmel surete bürünmüştür.
Resûlullah (s,a,v)’in; Kur’an’dan sonra en büyük mucizesi, kendi zatıdır. Kişide öyle güzellik bulunsun ki, dost ve düşman onda ittifak etsin. İşte Resûlullah (s.a.v)’deki güzel ahlâkta ve diğer güzel hasletlerde dost ve düşmanları ittifak etmişlerdi.
Peygamberimiz (s.a.v)’in edebi, edeplerin en güzeli olan Kur’an edebiydi.
Hz. Aişe validemize Resûlullah (s.a.v)’in ahlâkı sorulduğunda o şu cevabı veriyordu; “Onun ahlâkı Kur’an’dı.” (Tirmizi, Birr 69).
Yine bir hadis-i şerifinde Resûlullah (s.a.v), “Benim, Allah tarafından gönderilmemin hikmeti, güzel ahlâkı tamamlamak ve insanlığı ahlâksızlıktan kurtarmaktır.” (Malik, Muvatta, Hüsnü’l-Huluk 8.) diye buyuruyor.
Edeb; kişinin süsü, ziynetidir.
Kişinin imanı ziyadeleştikçe edebinin de arttığı görülür.
Büyük alimler ve evliyalar edeb hususunda hassas olmuşlardır. İlim öğretirken edebe geniş yer vermişler; Hz. Ömer (ra)’ın “Edeb, ilimden önce gelir.” sözünü kendilerine rehber kabul etmişlerdir.
İlim ehli Yunus Emre; “İlim meclisinde aradım, kıldım talep; ilim geride kaldı, ille edeb ille edeb!” diye ne de güzel demiş...
Nevin Bahtişen
Hayat Döngüsü
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 16 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Ebru Bozcuk
Kadim Köklerimizin Tanrıçası Umay Ana
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /4
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar