A) KENDİNE İLKE YAPMAN GEREKEN ÜÇ ŞEY:
“1-SAYGI, 2-CİDDİYET, 3-LİYAKAT”
2- CİDDİYET a) Aşında ciddiyet. b) İşinde ciddiyet. c) Eşinde ciddiyet.
c) Eşinde Ciddiyet
Ciddiyet; bir varlığa, bir nesneye, bir duruma veya bir olaya değer vermek, önemsemek, hesaba almak anlamlarına gelse de bizim üzerinde duracağımız konu sevmek, sevdiğini önemsemek, sevdiğine değer vermek ve saygı duymak anlamına gelen kısmıdır.
Sevgi, sadece dil ile etmekle çok da bir anlam kazanmaz. Bir atasözümüzde der ki: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.”
Gerçekten sevmek, sevilen kişiyi önemsemekle ve ona vereceğimiz değerle doğru orantılıdır. Hele bu kişi eşimiz ise bu durum katbekat daha da büyük önem arzeder.
Huzur ve mutluluğumuzda buna bağlıdır. Biz eşimizi önemsediğimiz ölçüde önemli hale geliriz. Biz eşimize verdiğimiz değer kadar değer kazanırız. Ancak bunları dil ile söylerken hal (beden dili) ile de onaylamak zorundayız. Aksi takdirde çok da inandırıcı olamayız. Çünkü dil ile söylenenler zamanla uçar gider. Bizim de sevgiye dair iddialarımız havada kalır.
Ciddiye almanın bir diğer yönü de eşimizin söz ve düşüncelerine verilen önem ve değere bağlıdır. Bu da eşimizin söz ve düşüncelerine karşı göstereceğimiz saygıyla ölçülür. Yani onun söz ve düşüncelerinde hemfikir olduklarımızı onaylamak, ayrı söz ve düşüncelerine saygı duymak demektir. Bu durumu atalarımız “Sen bilirsin denirse değirmende dövüş olmaz” diyerek çok güzel ifade etmişlerdir.
Aslında ne kadar sersek sevelim, ne kadar ciddiye alırsak alalım saygıda kusur varsa gösterilen sevgi ve ciddiyetin ciddiliğinden şüphe var demektir.
Eşler arasındaki ilişkilerde ve bu ilişkilerin devamlılığında saygı harç gibidir. Saygı, eşler arasındaki sevgiyi koruyup kollayan kalkan gibidir. Hatta sonsuza dek yaşamasını sağlayacak olan gıda gibidir. İşte bu yüzdendir ki saygı, insanların ciddiyetinin olmazsa olmazıdır.
Benim sevgim, başkalarını sevdiğim kadardır.
Benim değerim, başkalarına verdiğim değer kadardır.
Benim kişiliğim, başkalarına duyduğum saygı kadardır.
Tüm bunlar benim insanlara karşı ciddiyetimin ölçüleridir.
Eşler arasındaki bağlar ne kadar ciddiyse huzur ve mutluluk da bir o kadar büyük ve kalıcı demektir.
Huzur ve mutluluğun hakim olduğu bir dünya dileğiyle...
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /9 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Yusuf Sarıkaya
Ahde Vefa
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /2
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Gevher Aktaş Demirkaya
Han Duvarlarında Anadolu
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar