İnsanların canları, bedenleri, ırz ve namusları, manevi şahsiyetleri, makam ve mevkileri, dinî inanç ve yaşayışları gibi konulardaki kişilik haklarıyla mallarına ve aile fertlerine ilişkin haklarından oluşmakta ve bunlara yönelik olarak yapılan kötülükler, verilen zararlar kul haklarına tecavüz sayılmaktadır. Bu tecavüz, “mazlime” ve bunun çoğulu olan “mezâlim” kelimeleriyle ifade edilmektedir.
Belli bir kişiye verilen zararlar yanında zimmet, irtikâp, karaborsacılık, fitne, idarî baskı ve zulüm gibi ammenin maddî ve manevi haklarına ve menfaatlerine, huzur, güvenlik ve refahına zarar verme sonucunu doğuran her türlü faaliyet de çeşitli ayet ve hadislerle diğer İslâmî kaynaklarda kul hakkına tecavüz sayılıp yasaklanmıştır.
Allah’u Teâlâ, Kur’an’ı Kerim’de;
Bakara Suresi 83, 177, 188, 215, 220.
Nisa Suresi 2, 3, 6, 8, 10, 29, 30, 32, 36, 127.
En’am Suresi 153,
İsra Suresi 34,
Kehf Suresi 82,
Fecr Suresi 17,
Beled Syresi 14,
Duhâ Suresi 9,
Ali İmran Suresi 104,
Maide Suresi 1,
Ra’d Suresi 17,
Nahl Suresi 76,
Ahzap Suresi 33, 58,
Sad Suresi 26,
Hucurat Suresi 12,
Necm Suresi 38, 39,
Saf Suresi 12,
Mütaffifin Suresi 1, 3,
Hümeze Suresi 1-2,
Ayet-i Kerimelerinde detaylı olarak “Kul Hakkı” konusundan bahsetmektedir.
Kur’an-ı Kerîm’de; ilgili ayetleri dikkate alarak, "kul haklarını" iki kısma ayırmak mümkündür.
Birinci Kısım: İnsanların sahip olduğu maddi ve manevi haklara tecavüz etmek, zarar vermek:
a) Hırsızlık, ölçü ve tartıda hile yapma, emanete hıyanet, kumar, tefecilik, zimmet, irtikâp vb. gayri meşru yollarla birbirlerinin mallarını yemeleri, canlarına kıymaları;
b) İftira, alay, arkadan çekiştirme, kötü lakap takma, suizan, kusur arama, gıybet gibi tutum ve davranışlarla başkalarının manevi şahsiyetlerine zarar vermeleri;
c) İnançları, dinî tercih ve yaşayışları üzerinde baskı kurmaları; onları yurtlarından yuvalarından uzaklaştırmak.
İkinci Kısım: Dinî, ahlâkî ve hukukî hükümlerin onlara verilmesini gerekli kıldığı hakları vermemek.
Bu haklar:
a) Zenginlerin mallarında yoksulların da haklarının bulunduğunu belirtmekte, pek çok ayette zekât ve zekât dışındaki malî yardımlaşma emredilmekte, cimrilik.
b) Kadınlar, akrabalar, komşular, çocuklar, ana babalar, yetimler, yolcular, sakatlar ve umumiyetle haklarını korumaktan âciz olanların hakları.
Kul haklarını ihlâl eden kimseyi “müflis” olarak niteleyen Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bunu şöyle açıklamıştır:
“Bu kişi ahirette namaz, oruç, zekât gibi ibadetlerini yerine getirmiş olarak Allah’ın huzuruna gelir. Bununla beraber öyle günahlarla gelir ki kimilerine sövüp saymış, kiminin kanını akıtmış, kiminin malını yemiş, kimine iftira etmiştir. Bu durum karşısında onun ibadetlerinden elde ettiği sevaplardan alınıp hak sahiplerine dağıtılır. Eğer ibadetleri ve iyilikleri bu hakları ödemeye yetmezse hak sahiplerinin günahlarından alınıp hak yiyenin günahlarına eklenir. Böylece sevapları elinden gitmiş, günahları ise daha da artmış, dolayısıyla müflis durumuna düşmüş olan bu kişi cehenneme atılır.” (Müslim, “Birr”, 59; ayrıca bk. Buhârî, “Meẓâlim”, 10).
Bir başak hadis-i şerifinde Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur: “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden evvel o kimseyle helalleşsin!” (Buhârî, Mezâlim, 10; Rikâk, 48)
Peygamber (s.a.v) Efendimiz, ümmetini kul hakkıyla ölmekten kurtarmak için, çok ciddî tedbirler alırdı. Bunlardan birini Ebû Hüreyre (ra) şöyle anlatır:
“Resûlullah Efendimiz’e, üzerinde borç bulunan bir cenaze getirildiği zaman:
–Borcunu ödeyecek bir mal bıraktı mı? diye sorardı. Eğer borcunu ödemek için yeterli mal bıraktığı söylenir (veya Müslümanlardan biri borcu tamamen ödeyeceğine dâir kuvvetlice söz verirse (Tirmizî, Cenâiz, 69/1069; Nesâi, Cenâiz, 67.)) namazını kılardı.
Aksi takdirde Müslümanlara:
–Arkadaşınızın namazını siz kılın!” buyururdu.
***
Rabbim; cümlemizi, uzak yakın tüm akrabalarımızı, bütün din kardeşlerimizi "Kul Hakkı" ile huzuruna gitmekten muhafaza buyursun, amel defteri sağından verilen kullarından eylesin inşallah
Hakan Cucunel
Jean Teule – Dansa Davet
Musa Aşkın
Cırcır Böceklerinin Sevgi Çağrısı
Nevin Bahtişen
Hayat Döngüsü
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 16 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Ebru Bozcuk
Kadim Köklerimizin Tanrıçası Umay Ana
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /4
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar