En temel hakkımız olan yaşama hakkına sahip çıkmak, hepimizin görevi. Her gün doğan güneş gibi yaşam da her insan için değerli ve aydınlık olmalı. Aile birliği için herkes üzerine düşeni yapıyor; birbirine omuz vererek, hayatı adil ve anlamlı kılmaya çalışıyorlar.
Güzel bir hayatı hak eden insanlar, anlamlar dünyasını keşfediyor ve herkesin hayrı için üretken oluyor. Ev kadınlarımız, meslek sahibi kadınlarımız; görevlerini rahat ve özgürce yapmak istiyor. Ama ne yazık ki bazıları yaşama hakkına müdahale ediyor; hatta insan hayatına kast edecek kadar ileri gidiyor. Fatma öğretmenimiz ve tüm öğretmenlerimizin amacı dünyayı aydınlatma arzusu oluyor. Cehaleti söküp atmak, yerine ışık saçan filizler dikmek istiyorlar.
Ne yazık ki bazen bir öğrenci, kendi karanlık düşüncelerini eyleme dönüştürerek öğretmeninin hayatını tehdit ediyor. Ailede ve toplumda birey olamamış insanların, başkalarının hayatına müdahale etmesi kabul edilemez.
Her yıl kadın cinayetleriyle ilgili üzücü istatistikler geliyor. Ancak biz ülkemizi karanlık bir çağ yaşanıyor izlenimi vermekten kurtulmalıyız. Ailede; sevgi, adalet, hoşgörüye… sahip çıkmalıyız. Fikirlerimiz farklı olabilir ama birbirimize saygı duyduğumuzda karanlığı söküp atabiliriz. Devletimiz; eşit adalet, eşit gelir ve eşit eğitim fırsatını sunmalı; doğusundan batısına güveni tesis etmeli, laiklik ilkelerini davranışlarında göstermelidir.
Çocuklarımız evinde, okulunda, sinemasında, ülkesinde güvende hissetmeli.
İnsan olarak değerli olduğunu bilmeli; üretken, anlamlı ve sevgi dolu bir hayat sürmeli. Sevgi dolu ve adil bireyler, başkalarına zarar vermek istemez; kendi hakkı olan her şeyi, başkasının hakkı olarak da görür.
Devletimize, aileye, kurumlara, okullara… büyük sorumluluk düşüyor. Çocuklarımızı, kadınlarımızı ve tüm vatandaşlarımızı korumak için herkes üzerine düşeni yapmalı. İnsanlar gerçek aydınlığı fark ettiğinde, ışıklarıyla karanlığı sona erdirir. Savaşlara gerek kalmaz, sınırlar kimseyi rahatsız etmez ve evrenselliği yakalarız. Çocuk kahkahalarının renk kattığı, kadınların güzelleştirdiği bir dünyada yaşamak; gerçek mutluluğu yakalamamızı sağlar.
***
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /1
Yusuf Sarıkaya
Kadim Değerimiz Komşuluk
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /7 - İstasyonda İki Kız Kardeş
Gevher Aktaş Demirkaya
Tren İstasyonlarında Vedalar Kavuşmalar Hatıralar
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Musa Aşkın
Eğer
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar