Anlamak, anlaşılmak, anlaşmak… Nedense bu konuda hiçbir şey yazmak istemiyorum. En azından şimdilik. Çok önemli bir konu, kesinlikle. Belki de zamanı durdurup anlamayı anlamalı öncelikle. Mümkün olsa yapardım. Anlam veremiyorsak eğer çiçeklerin açmasına gerek yok ki. Güneş doğmasın, yağmur yağmasın, rüzgar esmesin… Bülbüller şakımasın. Sevgiler yalan olabilir çünkü. Haydi ispat edelim, kendimize. Veya sevgi de nedir ki? Seven özgür mü bırakmalı yoksa sahiplenmeli mi? Öylesine bir isyan var içimde. Her şeye rağmen inanıyorum ki, aşk tüm dünyayı saracak ve buna hiç kimse engel olamayacak. Herkes görecek bunu. Kendimizi anladığımızda…
Gayretimiz yok değil. Seminerden seminere koşuyoruz. Kitaplar arasında kayboluyoruz. İnsan nedir? Veya iletişim… Mutlu mesut nasıl yaşayabiliriz? Ama bilmediğimizden değil. Bilginin yetmediğini bilmediğimizden. Bu nedenle daha fazla öğrenmeye çalışıyoruz. Ve girdiğimiz bu girdapta insanlığımız can çekişiyor.
Yıkılışın destanını yazmak gibi bir niyetim yok. Ama dostlarla konuşuyoruz. Prensipte her konuda anlaşıyoruz. Çözüm odaklı, kendi sorumluluğumuzu alarak özgürce fikirler söylenecek. Kimsenin neyi yapıp yapmaması gerektiğine karışılmadan bir düşünce ufku belirlenecek. Veya ilkelerimiz… Ama olmuyor, bir adım bile ilerlememiz mümkün olmuyor. Gelinen noktada bir soru var. Cevabını bilmek istemediğim bir soru. Böyle bir durumda benim kendimi anladığım söylenebilir mi? Veya anlayan ne yapardı?
Belki de anlamak öyle anlatılacak bir şey değildir. Yaşanmalı. Konfor dairemizden çıkarak insanların arasına karışmalı. Ancak konfor dairemizi öyle maddi bir şey gibi düşünmemeli. Odamız, evimiz, arabamız, işyerimiz... Hayır, bunlar yetmiyor. Girdiğimiz herhangi bir ortamda üstenci bir bakışla, düşüncelerimizi referans alarak değerlendirme yapıyorsak eğer konfor dairemizden çıkmış sayılmayız. Her halukarda hakikat nedir, neden sahipsizdir? Cevap aranmalı.
Dostlar yazdıklarımı kritik ederler. Gerçeklikten uzak görürler. Sanırım atlıyorum. Veya arada kalıyor. Anlayabilmek için fikren veya bedenen dünya seyahati şart mıdır, tek yöntem midir? Bundan emin değilim. Ama etkili bir yol olduğuna inanmaktayım. Ancak amacımız, ailemizle birlikte mutlu mesut yaşayabilmek olmalı. Soralım o zaman. Eşimizi anlayabiliyor muyuz? Çocuklarımızı, annemizi, babamızı, kardeşlerimizi… Yoksa mecburi istikamet girilen yolda, kabullenmişliklerimizle etrafımıza gülücükler saçarak oynadığımız mutluluk tiyatrosu mudur hayatımız…
Ayet grubunda defalarca anlamak kavramı, farklı fiiller, tasvirler, örnekler, kelimeler ile tekrar edilmekte. Önemi konusunda hiç bir şüphe yok. Tüm yönlerini görebilmek üzere dostların katkılarını bekliyorum. Sizlerin düşünceleri, tecrübeleri ile tamam olabilir çünkü. Hepimiz için, hep birlikte…
Devam edelim.
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır. (Bakara 7)
Allah’ın mühürlemesi? Bu tür ifadeler Kur’an’da çokça bulunmakta. Bazıları tehdit bazıları teşvik. Teknik açıdan bunun ne anlama geldiğini tefsir kitaplarına ve ilahiyatçıların değerlendirmelerine havale ediyorum. Ancak böyle bir ifade ile karşılaştığımızda herhangi bir önyargımız, art niyetimiz yok ise, hakikati arıyorsak dikkat kesilmemiz beklenir. Çok ciddi bir uyarı söz konusudur. Normal olanı, bu hataları yapmadığımızdan emin olma refleksimiz. Ve diğer bir hissiyatım. Müsbet harekete bir teşvik var. Bu hataları yapanların peşine düşmeyin, denilmekte. Kim olduklarını araştırmayın. Ayeti başkaları için okumayın. Çünkü Allah onlarla ilgileniyor. Aslında O, herşey ile ilgileniyor. Ama böyle bir durumda alınacak mesajlardan birisi de bu olmalı. Ve bu kritere dair işaretler ayet grubunda çok yerde bulunmakta.
Ayette geçen kavramları Kur’an’a soracağım. Neler söyleyecek, bakalım.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz.
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar