İnsan kendisine dokunmadan kılını bile kıpırdatmıyor. Müsbet manada da menfi manada da bu kriter geçerli. İstisnası mutlaka vardır.
Yaşanan her ne olursa olsun. Savaşlar, musibetler… Tavır değişmiyor. Söylemlerde de böyle. Milyonlarca farklı düşünceler, gayretler olduğu bilinir. Buna rağmen birisine bir şey söylediğimde, niyetimin ne olduğuna bakılmadan, sanki ilk kez duyuyor gibi, ben sussam tüm savaşlar bitiverecek, bütün açlar doyuverecek, hastalar iyileşiverecek, aşıklar kavuşuverecek, anneler ağlamayacak, çocuklar annesiz kalmayacak ve bütün bu acılar bir daha hiç gündeme gelmeyecek gibi üzerime gelindiğini gördüm, defalarca.
Tabii ki tüm yanlışları doğrulamaya, doğruları kendimize mal etmeye çalışmamız mümkün değil. Ancak, inandıklarımızı gerçeklemek üzere gayret etmek, kendimize karşı sorumluluğumuzdur. Tüm insanlar karşımıza dizilmişler de onlara, neyin, nasıl olması gerektiğini anlatıyormuşuz gibi yaşayabiliriz hayatımızı. Bunu gerçekleyenler vardır mutlaka. İnanıyorum, inanmak istiyorum.
Bu mektubu yazıyorum, çünkü hayatıma dokunuyorsunuz. İnsanlara, birlikte öğrenebilecekleri özgür bir ortam sunuyorsunuz. Tüm farklılıklara açık. Sizi tebrik ediyorum. Bunun sizin yanınızdaki anlamını bilemem. Eğer düşüncelerimi hayata geçirebilirsem sevenlerimi de sövenlerimi de aynı görme noktasındayım şu anda. Tabii ki birçok kişi tarafından onaylandığımda tavrımın değişmeyeceğinden emin olamam.
Çünkü tekerlek tümsekte kaldığında ne yazık ki yanımızda dostlarımızı bulamıyoruz. Tümsek aşıldığında ise düşman kalmıyor. Alkışlar, alkışlar, alkışlar, eller çatlayana kadar…
Sizi, hayatıma dokunduğunuz için tebrik ediyorum. Sadece benim değil, Türkiye, bölge halkları ve dünya insanlarının hayatlarına dokunuyorsunuz. Tarih, sizden ve oluşumunuzdan büyük harfler ile bahsedecektir. Yazanı ile okuyanı bir araya getiriyorsunuz. Yazmak isteyene deneme fırsatı veriyorsunuz. TV, radyo çalışmalarına başladınız. Şarkı, türkü söyleyebilmek çok harika bir şey. İnsanın kendi sesini duyma cesareti olması, duyabilmesi, muhteşem. Çalışmalarınızın, ilerleyen zamanlarda farklı alanlarda da devam edeceğini düşünmekteyim. Tiyatro, resim, el sanatları vd. Belki de insanı ilgilendiren her konu…
Sizinle tartışmak, hatta kavga etmek isterdim.
İç dünyalarımızın derinliklerine inebilmek, tecrübelerimizi görebilmek, öğrenebilmek için tanışmak yeterli olmuyor. Birkaç saatlik birliktelik insanları tanımaya yetmiyor. Çünkü genelde olması gerekeni söyleyebiliyoruz. Bu nedenle söylemlerinizi destekleyen tercihlerinizi görmek ve kopyalamak üzere hayatınızın her aşamasında bir gölge gibi sizi takip etmek isterdim. Gece, gündüz, olmadık yer ve zamanda, özel hayatınız dahil…
Gerçi şöyle bir şey de var ki tecrübeler veya erdem, bilgelik taklit ile veya kitaplardan öğrenilemiyor. Pek çok kanaat önderinin, alimin öğrencisini bilemiyoruz. Nasip diyelim. Ama kendi imkanlarım buna müsait olsa idi, sizden bu konuda ricacı olurdum. Kırmayacağınızı da düşünmekteyim.
Sizinki gibi bir grubum olsun isterdim. Burada duraksadım şimdi. İstememiz gereken şey, grubu yönetebilmek mi yoksa düşünce dünyamızı bir grubu yönetebilecek kadar genişletebilmek mi olmalı? Veya konuya şöyle yaklaşalım. Ortada farklılıklara açık olan bir ortam var ve benim hala arayışım sürmekte. Demektir ki düşünce dünyam farklılıklara yeterince açık değil.
Belki de öncelikle farklılıkları kendi içimde yok etmeliyim. Her ne kadar farklılıkları fark görmemeyi ilke olarak edinsem de farklılıklar ile ön plana çıkanları da sadece bir fark olarak görüp onları da kendi içimde eritebilmeliyim. Uğraşıyorum, hem de kendime rağmen. Girebildiğim ortamlara giriyorum. Henüz postu çizdirmedim, ama ilerleme olacağına inansam yapabilirim. İçebilirim, kusuncaya kadar hem de. Sonra… Yapabilirim.
Farklılıkları fark görmemek… Bunu sağlayabilmek için ülkem başta olmak üzere tüm dünyayı dolaşmalıyım belki de. Hapishaneleri, hastaneleri, tımarhaneleri, mezarlıkları, genelevlerini, pavyonları… Sex objesi haline getirilen erkek veya kız çocuklarının duygularını hissetmeliyim. Farelerle dolu mabette kalmalıyım bir süre. Kazanın içine oturarak çorba sunan adamın ellerinden doyurmalıyım karnımı. Bir şarkı duyduğunda hemencecik oynamaya hazır, mutlu mesut yaşayan insanlarla birlikte geçirmeliyim bir kaç ayımı. Veya teknolojiye arkasını dönerek doğal yaşayanlarla. Evsizlerin arasında, onlarla birlikte çarpmasa yüreğim eksik kalır erdemim. Paraya para demeyenleri de unutmamalı. Ne derler ki onlar paraya? Herkesin bir bedeli olduğunu düşünenler… Gerçekten doğru mudur bu?
Veya bir balık olup Japonya’nın kanalizasyonlarında dolaşmak. Kuzey Kore’nin arka sokaklarında kaldırım taşlarını saymak. Bu mümkün olabilir mi, emin değilim. Amerika, Amerika… Özgürlüğün ülkesi. Ne yapsam ayıplarlar orada beni? Denemeliyim.
Çünkü farkı fark ettiğimizde tılsım bozuluyor. Ve ilerlemek, gelişmek, genişlemek, hedefleneni gerçeklemek mümkün olmuyor artık.
Çok mu abartıyorum? Neyi yanlış yapıyorum sizce?
***
Yusuf Sarıkaya
Yaşanmış Acı ve İbretlik Olaylar
Sedat İlhan
Çözümsüzlük
Mehmet Şahan
Edebiyat - Medeniyet ve İnsan /2
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Deniz İmre
Yalnızlığın Söz Aldığı Akşamlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Serhan Poyraz
Yaşlı Adam ve Deniz - Ernest Hemingway
Sami Çelik
Gece ve Sis
Musa Aşkın
Toprağa Dönen Hikâye
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Gevher Aktaş Demirkaya
Ben Yemen Türküsü’nü Söylerken Ata Ağlardı
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Mum Işığına Tutsak
Suna Türkmen Güngör
Ruhun Terazisi
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Dilek Tuna Memişoğlu
Sudan Ağlıyor
Ebru Bozcuk
Yaşam Gustoluğu
Ahmet Furkan Demir
Çağımızın Hastalığı: Gösteriş
Ayfer Güney
Dur
Hamiyet Su Kopartan
Meşguliyet
Turan Demirci
Yapılmayacaklar Listesi
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Hakan Cucunel
Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Demet Mannaş Kervan
Sözde Hayvanseverin Eseri: Sokak Köpeği
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar