İslami sohbetlere katıldığım ilk yıllar. Yeni gelen birisine sorulan, en temel, şaşmayan, şaşırtmayan soru; “Nerelisin?“ olmakta. Yıl 2024. Ne yazık ki değişen hiçbir şey olmadığını görüyorum. Ve üzülüyorum. Vatanından kilometrelerce uzakta iki kişi karşılaşıyor; “Nasılsın, nasıl yardımcı olabiliriz birbirimize?“ diye soracaklarına hangi köylü olduklarını öğrenmeye çalışıyorlar. Ne ile açıklanabilir bu?
Pek çok şey sayabilirim. Dilin kemiği yok. Cahil, derim mesela. Zır cahil. İmanını sorgularım. Dahası da var ama bende saklı kalsın.
Ama söyleyemem. Çünkü çözüm değil. Neyin çözüm olduğunu da bildiğim halde uygulayamıyorum. Edepsize edepsiz demek, edep olamaz. Edep edepsizden öğrenilir. Bilen yaparak gösterir. Gören, nasibince alır. Almazsa; “Neden almıyorsun?“ denilemez.
Binanın dördüncü katına çıkacağız. Birisinin ilahiyatçı olduğunu düşündüğüm iki kişi kabine girdiler. Ben de aralarına daldım ama içimde çekinceler var. Sanki bir şeyler olacak.
Birisi; “Nereden geliyorsun?“ diye sordu. Son günlerde Nejat Uygur’un 2 tane tiyatrosunu izledim sosyal medyada. Bu soru skeçlerde üç-beş defa geçmiş olmalı. Dilimin ucuna geldi ama yuttum. Normal olarak oturduğum mahalleyi söyledim; “Filan hocanın mahallesi.“ dedi. İçimdeki isyanlarımı durduramadım. O mahalle benim mahallem. Ve o anda muhatap benim. Filan hocayı tanımış olmak veya olmamak iletişimimize ne katacak?
Onun filan hocasına soru sorduğumu ama cevap alamadığımı söyledim. Tatmin olmadın demek ki, diyor. Bilmemesi mümkün değil. Tatmin olamamak naif bir ifade. Şüpheci, imanı zayıf, kafası karışık, fitneci, ateist, deist, kafir…
Yok, dedim bilmiyor. Ne iş yaptığımı sordu. Veya öyle bir şey. İnsan olduğumu söyledim. O da insanmış. Ama mesleğimi sormuş. İlahiyatçı değilsem konuşamam. Ne söylenirse kabul etmeliyim. Kur’an zaten sadece ilahiyatçılara inmiş(!) Oysa hayatın içinde okunmadığı sürece hiçbir derdimize derman olamaz. Bir insan olarak ilgili olduğumu belirttim. Tevbe çekerek odasına kapandı.
Ne günah işlettim ben şimdi ona?
Cihat nedir? İlk adımı bence insanı anlamaktır. Klasik anlamda savaşmak olduğu kabul edilse bile kiminle, neden, nasıl yapacağız, bilemeyiz aksi halde. Kendimizle savaşırken bulabiliriz durup dururken. Dostları bilemeyiz, düşman kimdir?
Anlatamıyorsan, affedersin ama cihatta başarısız olmuşsun, demektir. Ben de bu yaşanmışlıkta kötü bir cihat yapmış oldum, kabul.
Her anlattığımız kabul edilmeyebilir. Neyi, nasıl anlatacağımızı bilmeli. Veya her halukarda kapıları kapatmamalı, saygı ile ayrılmalı, enelerin değerlerimizin önüne geçmesine izin vermemeli… Cihat budur işte, bence.
Kadın hakları? Eşitlik istendiğinde en klasik cevap farklılıktır. Farklı olmak neden erkeği öne çıkarsın? Allah adına onlara zulm ediliyor. Onlarla Allah’ın arasına giriliyor. Bunun vebalini düşünebiliyor muyuz?
Bilmiyor, dedim. Bilseydi, tevbe edip odasına kaçmazdı. Muhatap alsa öğrenirdi. İnsanı muhatap almayan Allah’ı bilemez.
Anlayamıyorum. Hiç mi eşi, dostu, çoluk çocuğu, akrabası yoktur? Hiç mi pencereden kafasını çıkarıp bakmaz? Sokakta neler dönüyor, ailelerde… Yoksa herkes helak oldu da kurtulan sadece o mudur?
Allah ismi tılsımlıdır. Defalarca söylersiniz, uçarsınız, kaçarsınız, suyun üstünde yürürsünüz, demiri ısırır koparırsınız… Ama insanı hatta tüm yaratılmışları kendinizle bir görmediğiniz sürece asla çözüm merkezi olamazsınız. Ahiretinize bir diyeceğim yok. Hüküm Allah’ın.
Neden şaşırıyorum ki ben. Bu bir hikayedir ve sürekli yaşanır. İnsanlık tarihi kadar eski…
Sedat İlhan
Çözümsüzlük /5
Musa Aşkın
Usulca Sessizlik
Yusuf Sarıkaya
Bizim Kuşak /8
Serhan Poyraz
Shakespeare ve Hamlet / Mina Urgan
Dilek Tuna Memişoğlu
Yeni Yıla Girerken
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Yeni Yılınız Kutlu Olsun
Gevher Aktaş Demirkaya
Kızılca Gün - 27 Aralık 1919 Cumhuriyete Giden Yolun Dönüm Noktası
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Mehmet Şahan
Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan
Ebru Bozcuk
Kandır Beni 2026
Deniz İmre
Schopenhauer’in Sarkacında: Bir Sağa Bir Sola
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Sami Çelik
Gece ve Sis
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Suna Türkmen Güngör
Ruhun Terazisi
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Ayfer Güney
Dur
Hamiyet Su Kopartan
Meşguliyet
Turan Demirci
Yapılmayacaklar Listesi
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Hakan Cucunel
Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Demet Mannaş Kervan
Sözde Hayvanseverin Eseri: Sokak Köpeği
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar