DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Sedat İlhan
Sedat İlhan
Giriş Tarihi : 15-03-2026 15:18

Gülebilseydim

Bir duygu seline kapıldım sanki. Nereye gittiğimi bilmeden öylesine salasım var kendimi. Seyrettiğim filmler midir beni halden hale sürükleyen yoksa dostlardan gelen veya gelmeyen mesajların etkisi mi? Son haftalarda kafamda dönüp duran sorularım mıdır beni bu noktaya getiren? Düşünmeliyim.

“+18” bir film. İnatla seyrettim sonuna kadar. Vahşetin gelebileceği en son nokta tarif edilebilmiş midir? Emin değilim. Çünkü zevk alma duygusunu diğerlerinin çaresizliği üzerine kuran bir zihniyetin daha neler yapabileceğini öngöremiyorum. Ölümü arzulatan metodlar…

“Hepimiz tıpatıp aynıyız ama bir o kadar da ayrı.“ demiştim bir zamanlar. Yoksa yanlış mıydı bu söylemim? Hatırlıyorum, lise yıllarımdı. Saatimi koluma ters takardım. Farklı olmak isteği, gayreti. Belki de isyan. Bu bir nüve olabilir mi? Elime fırsat geçmiş olsaydı evrilebileceğim “ben”, nasıl olurdu?

Bir dosttan gelen davet… Veya diğeriyle “Tamam, sonra devam ederiz.“ diyerek kapattığımız telefonun bir daha çalmaması. Grupçuluğun bataklığında çırpınıyoruz ama nafile. Doğruyu, gerçeği, hakikati o kadar net biliyoruz ki, hiç bir şüphemiz, farklı bir bakış açısını dinlemeye zerre miktar tahammülümüz yok.

Bir mahkeme düşünelim. Suçları yüzde yüz sabit olanlar sıralanmış. İnkar eden de yok. İftiharla, övünerek “Evet.“ diyorlar, “Biz yaptık.“ Ve yapılanlar gözönüne alındığında yüz defa yaşamayı hak etmiyorlar. Onlara verilecek ceza hakkında karar benden istense idi sanırım oradan kaçardım. Cezalandırmanın veya affetmenin sorumluluğunu alamazdım.

Çünkü hepimiz bile isteye, güle oynaya ihmallerimizle o noktaya geldik. İstisnası vardır mutlaka. Ama bazıları da vardır ki gerçekten istisna olmayı hak ederler ancak sorumluluk alarak kendilerini masum görmezler.

Oğlum okulunun proje grubunda. Çalışmalarını sergilemek üzere Amerika’ya gitti. Eşim, gururlandığını ama ortamın karışık olması nedeniyle de endişelendiğini söyler. Masumane annelik duygusu. Saygı göstermek şart. Emin olunası bir yer var mıdır ki şu dünyada? Yoksa zilimiz çalmadığı sürece sıcacık evimizde güvende mi sanarız kendimizi?

Oğlumla ben de gururlandım. Ama?.. Onun bebekliğini hatırlıyorum. Farklı bir insan olacağına dair izler vardı. Onbeş dakikada bir uyanırdı. Bir keresinde eşimi oturmuş ağlarken buldum. Strese girmiş, dayanamamış. Ve sonrasında sabrın sınırlarını zorlayan daha bir sürü şey.

Eşim yaptığı fedakarlıkların karşılığını gururlanarak alıyor. Oğlumuzdan teşekkür beklemiş olsaydı bu beklentisi uzun süre karşılıksız kalabilirdi. Benim anneme teşekkür edemediğim gibi.

Annelik kutsaldır. Ya babalık? Anneler çocuklarına yedirmek isterler. Onlar yedikçe kendileri de doyarlar. Babalar ise yediren olsun, arzularlar. Bu nedenle babalar annelerin arkasında yer alır genelde. Çocuklar sevinçlerini veya üzüntülerini anneleriyle paylaşırlar. Tabii ki cümlelerim hayatımdan izler taşır. Sizler? Uyan da olur uymayan da…

Oğlum… Kendisi için yapılan fedakarlıkların farkına ancak baba olunca varacak. Nasibince, nasibi kadar. Kocaman işler başarmanın sarhoşluğuyla başı dönecek. Mutluluğu arayacak. Neden mutlu olamadığına şaşıracak. “Sorumlu kim?“ diye soracak. Annesine dönmediği sürece asla çözüm bulamayacak. Bunlar olmak zorunda mı? Bilmiyorum ama böyle bir ihtimal var.

Evet, problemlerimiz var. Bunu inkar edeni görmedim henüz. Farklı bakış açıları ile ortaya dökülenler senaryolar içler acısı. Öyle oluyor ki, nefes alabildiğime şaşırıyorum bazen. Ama sadece yazılanlardan değil.

Çünkü üç-beş kişi bir araya gelip diğerlerine saydırarak hem suçluyu hem de sorumluğu buluveriyoruz. Hayatın akışında çözüm adına bu yapılanın bir karşılığı yok. Aksine, geri dönüşü çok daha dehşetli olabilir.

Öylesine bir noktadayım sanki. Merkez Efendi gibi diyesim var. “Her şey olması gerektiği gibi. Ne bir eksik ne fazla.“ Yapabileceklerimi ama yapamadıklarımı bilmeseydim, bunu söylerdim. Bir delinin veya çocuğun saflığıyla gülebilseydim mesela. Dostlara, düşmanlara, düşman bilenlere…

***

NELER SÖYLENDİ?
@
Sedat İlhan

Sedat İlhan

DİĞER YAZILARI Kurduğum Dengelerim /2 Kurduğum Dengelerim /1 Yapay Zekâm /2  Yapay Zekâm Kalemim mi Kurudu Yoksa En Zor Öğrendiğimiz Sorularımız - Cevaplarımız Güneşin Sahibi  Adına Ne Diyeyim   Özür Diledim Genelleme Çözümsüzlük /6 Çözümsüzlük /5 Çözümsüzlük /4 Çözümsüzlük /3 Çözümsüzlük /2 Çözümsüzlük Sosyal Medya Bağımlılığı Sokağın Ruhu /2 Sokağın Ruhu /1 Yazmak Bir İhtiyaç mıdır Sami Çelik Bey’e Karar Verilmişti Yalnızlık Çoğunluğun Olduğu Yer Sokakta Beşinci Gün /2 Sokakta Beşinci Gün /1 Neden Okumuyoruz Az Gittik Uz Gittik Kuran’da İnsan /10 Kuran’da İnsan - 009 Tanımlarımız Sokakta Dördüncü Gün  Kuran’da İnsan /8 Kur’an’da İnsan /7 Kur’an’da İnsan /6 Kur’an’da İnsan /5 Kuran’da İnsan /4 Kur’an’da İnsan /3 Kur’an’da İnsan /2 Kur’an’da İnsan /1 Wu Wei Felsefesi Sinoplu Diyojen İnsan Nedir /4 Sokakta Üçüncü Gün /3 Sokakta Üçüncü Gün /2 Sokakta Üçüncü Gün /1 İnsan Nedir /3 İnsan Nedir /2 İnsan Nedir /1 Hazırlık /2 Hazırlık /1 Taziye Ziyareti Her Zaman Haklıyız Anlaşıyorlar 68’li Bir Yazar İç Sesim Sıratı Müstakim Felsefesiz Edebiyat /2   Felsefesiz Edebiyat Saygının Yalnızlığı   Budist Dostum Sokakta İkinci Gün Sokakta İlk Gün Zamanı Okumak Yolun Sonu Göründü /5 Yolun Sonu Göründü /4 Yolun Sonu Göründü /3 Miras Haktır Bir Garip Yolun Sonu Göründü /2 Sokakta Olmak / Sedat İlhan Yolun Sonu Göründü /1 Negatif Düşünce / Sedat İlhan Sokrates’teki Ben Ben Deliyim İklim ve Enerji Âlim Çiftçi Kötü Bir Kimse Yok Konfüçyus 6 Duyan Gerek Yıl 1983 Konfüçyus /5 Biraz Hasbihal Konfüçyus /4 Konfüçyus /3 Konfüçyus /2 Konfüçyus /1 Sokrates Tiyatrosu Kadın Olmak Hayır Diyebilmek Bağ Kurma - İletişim Bir Yaşanmışlık Bir Ben Vardır Sokrates 10 Sokrates /9 Sokrates /8 Sokrates /7 Sokrates /6 Sokrates /5 Sokrates /4 Sokrates /3 Sokrates /2 Sokrates /1 Geçmişle Yüzleşmek /7 Geçmişle Yüzleşmek /6 Geçmişle Yüzleşmek /5 Geçmişle Yüzleşmek /4 Geçmişle Yüzleşmek /3 Geçmişle Yüzleşmek /2   Geçmişle Yüzleşmek Kötülerden Olmamak İyilerden Olmak
Advert
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA