DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Sedat İlhan
Sedat İlhan
Giriş Tarihi : 12-07-2024 15:31

Konfüçyus /1

İtiraf edeyim. Klavyenin başına geçtiğimde genelde bildiğimi sanardım. Ve yazdıkça yeni şeyler öğrenirdim. Konuya başka açılardan da bakılabileceğini keşfederdim. Ama Konfüçyus hakkında böyle değil. Evet, birkaç sözüne farklı yorum yapabilirim. İşte o kadar. Çok fazla sorularım var, itirazlarım. Gerçekten dostların yardımına muhtacım. Hepimiz için, hep birlikte anlamak, anladığımız ile hallenmek çok daha kolay olmalı.

Konfüçyus, doğu uygarlığının en önemli temsilcilerinden birisi olarak kabul edilir. Ölümünden sonra ülkesinde önce prens ünvanı ile yüceltilmiştir. Daha sonra mükemmel hakim, taçsız kral namıyla kutsanmıştır. Çin’de kendi adına tapınaklar inşa edilmiştir.

Hikaye harika görünüyor. Araştırmalarım devam etmekte. Henüz ciddi sıkıntı çektiğine dair bir ifade ile karşılaşmadım. Ama mümkün mü? Veya aksi var mı? Yaşarken takdir edilmiş bir bilge? Bu soruyu iki açıdan da soruyorum. Hem toplumumuz, insanlığımız, kültürümüz hem de bireysel öğrenim sürecimiz, kendimizi bulmamız, gerçeklememiz…

Veya, felsefeci doğulur mu yoksa olunur mu?
Belki de benim problemim budur. Bu sorularla uğraşır dururum. Cevapsız olduğunu bildiğim halde. Herkes kendisince söylebilir tabii ki, kendisini anlatır sadece. Bu nedenle ilerlememiz mümkün olmuyor. Birilerini referans alarak, birilerine rağmen yarım yaşanıyor hayatlar.

Çünkü felsefeci doğulur dememiz, kurtarıcı arayan kolaycılığımızın bir ürünü. Güce tapıcılığımızın, tılsım seviciliğimizin… Gerçekten doğru da olabilir. Ama nereden bilebiliriz ki kapasitemizi, denemeden, deneyimlemeden, sınırlarımızı zorlamadan, kendimize yetinmeye çalışmadan… Veya her doğan olabiliyor mu, kim bilebilir? Ya olmadığını bilen bulunur mu?

Sokrates’in gözlerinden bakıyorum sanki hayata. Bilmediğimi öğrenmek… Oysa Konfüçyus’u konuşuyoruz. Ona sormuş olsaydık, bilge kimdir? Sanırım; “Hayatı akışına yaşayan kişidir” derdi. Direkt böyle bir sözü olmasa da sözlerinden çıkarılabilecek bir ilke, bakış açısı da budur.

İnsanlığımızı bu anlamda üç gruba ayırmak mümkün. Problemleri ya görmeyiz ya çözeriz ya da çözümü başkalarından bekleriz.

Göremiyorsak sorumlu değiliz. Sorumluluk aldığımızca çözebilmemiz mümkün. Başkalarından bekliyorsak asla çözülmeyecek…

Sorumlu olmayanlarla sorumluluk alanları ayırt etmek mümkün değil. Çünkü problemi görmek değildir çözüm. Ancak görmeden de çözülemez. Birisi görmez diğeri kendisince bir ders alarak doğru şeyleri yapar, dışarıdan bakan aralarındaki farkı bilemez.

Birilerinin bazı şeyleri farklı yaptığında hayatın mutlu mesut yaşanacağına inanmak… Bu onulmaz hastalığımızı öğrenme sürecimizin bir parçası olarak ele alabiliriz. Herkesin kendisine özel, saygı gösterilmesi gereken. Böyle söyleyerek kendime torpil mi geçiyorum yoksa? Çünkü bunlardan birisi de benim.

Evet, büyük bir kaza yaşanmış olabilir. Canlar yanmıştır, acılar büyüktür, kayıplar vardır. Ama hiçbir şey sürpriz değildir. Şoföre insanlık tarihimizin gelmiş geçmiş en ağır cezasını vermek o kazanın bir daha olmamasının garantisi olamaz. Herşey dün, güle oynaya aldığımız kararlarımızın, rahatımızı bozmamak adına bazı şeylere gözlerimizi yummalarımızın bir sonucudur çünkü. Çözüm herkesin şoför olması da değildir. Sadece kendimiz olmak yeterli. Veya küçük dairede yapılması gerekenler varken büyük daire ile ilgilenmek zevkli olsa da sonuçsuz.

Herhangi bir konunun bizi ne kadar ilgilendiğinin ölçüsü, etkimiz ile orantılı. Alınacak kararda bizim görüşümüz ne kadar önemsenmekte? Veya biz, aldığımız kararlarımızda etkenleri ve etkilenenleri ne kadar değerlendirebiliyoruz?

Konfüçyus, bu ve benzeri tüm sorulara cevaplarını bulmuş olmalı. Çünkü insalığımızın kilometre taşlarını, herkesin anlayabileceği sadelikte, hemen alıp kullanabileceği kolaylıkta ortaya koyuvermiş.

Bilge hayatta iken neden takdir görmüyor? Benim aklım bu soruda kaldı. Ama Konfüçyus’un bunu umursadığını sanmıyorum. Onu konuşuyorsak eğer, takılmamalı.

NELER SÖYLENDİ?
@
Sedat İlhan

Sedat İlhan

DİĞER YAZILARI Sosyal Medya Bağımlılığı Sokağın Ruhu /2 Sokağın Ruhu /1 Yazmak Bir İhtiyaç mıdır Sami Çelik Bey’e Karar Verilmişti Yalnızlık Çoğunluğun Olduğu Yer Sokakta Beşinci Gün /2 Sokakta Beşinci Gün /1 Neden Okumuyoruz Az Gittik Uz Gittik Kuran’da İnsan /10 Kuran’da İnsan - 009 Tanımlarımız Sokakta Dördüncü Gün  Kuran’da İnsan /8 Kur’an’da İnsan /7 Kur’an’da İnsan /6 Kur’an’da İnsan /5 Kuran’da İnsan /4 Kur’an’da İnsan /3 Kur’an’da İnsan /2 Kur’an’da İnsan /1 Wu Wei Felsefesi Sinoplu Diyojen İnsan Nedir /4 Sokakta Üçüncü Gün /3 Sokakta Üçüncü Gün /2 Sokakta Üçüncü Gün /1 İnsan Nedir /3 İnsan Nedir /2 İnsan Nedir /1 Hazırlık /2 Hazırlık /1 Taziye Ziyareti Her Zaman Haklıyız Anlaşıyorlar 68’li Bir Yazar İç Sesim Sıratı Müstakim Felsefesiz Edebiyat /2   Felsefesiz Edebiyat Saygının Yalnızlığı   Budist Dostum Sokakta İkinci Gün Sokakta İlk Gün Zamanı Okumak Yolun Sonu Göründü /5 Yolun Sonu Göründü /4 Yolun Sonu Göründü /3 Miras Haktır Bir Garip Yolun Sonu Göründü /2 Sokakta Olmak / Sedat İlhan Yolun Sonu Göründü /1 Negatif Düşünce / Sedat İlhan Sokrates’teki Ben Ben Deliyim İklim ve Enerji Âlim Çiftçi Kötü Bir Kimse Yok Konfüçyus 6 Duyan Gerek Yıl 1983 Konfüçyus /5 Biraz Hasbihal Konfüçyus /4 Konfüçyus /3 Konfüçyus /2 Sokrates Tiyatrosu Kadın Olmak Hayır Diyebilmek Bağ Kurma - İletişim Bir Yaşanmışlık Bir Ben Vardır Sokrates 10 Sokrates /9 Sokrates /8 Sokrates /7 Sokrates /6 Sokrates /5 Sokrates /4 Sokrates /3 Sokrates /2 Sokrates /1 Geçmişle Yüzleşmek /7 Geçmişle Yüzleşmek /6 Geçmişle Yüzleşmek /5 Geçmişle Yüzleşmek /4 Geçmişle Yüzleşmek /3 Geçmişle Yüzleşmek /2   Geçmişle Yüzleşmek Kötülerden Olmamak İyilerden Olmak
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
Advert
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA