DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Sedat İlhan
Sedat İlhan
Giriş Tarihi : 23-11-2025 07:37

Sokağın Ruhu /1

Felsefe Kulübü’ndeki sunum başlığım. Altını doldurmaya çalışıyorum şu sıralar. Düşünüyorum. İç dünyamdaki dengelerimi tekrar ve tekrar ele alıyorum. Çünkü sözlü iletişim yazılıdan çok farklı. Tüm duygularımız doyurulmadığı sürece söylemlerimiz birbiri ile uyumlu olmayabiliyor. Anlatımlarımızda içimizde ne var ise ortaya dökülüveriyor. Niyetlerimiz, şüphelerimiz, sorularımız, kabul edemediklerimiz…

Aslında bunları saklamak gibi bir gayretim yok. Çözüm arayanlar, bulanlar ve paylaşmaya hazır olanlarla birlikte ele almaya her zaman hazırım. Ancak muhataplarımızın anlık durumlarını değerlendirerek iletişimi yönetebilmek erdemimizin gereğidir. Tutarlı olmanın ve insanların kendilerine özel öğrenme süreçlerine saygının gereği.

Nedense bu konuyu yazmakta zorlanıyorum. Bir tıkanıklık olmalı ama ne? Yoksa işin ucu bana mı dokunuyor? Yapamadıklarım veya bulduğumu sandıklarım, hayattan kopuk söylemlerim. İlkelerimiz, realitelerimiz, insanlığımız…

Sosyal medyada bir paylaşım okudum. Dostoyevski’nin “Ölüler Evinden Anılar” kitabından alıntı. Hapishanede mahkumların tekme attığı köpeğe sevgi ile yaklaşmak ister yazar. Köpek acı acı inleyerek kaçar. Sürekli dövülmeye alışmıştır çünkü. Bu konuda bir skeç de seyretmiştim eskilerde. Hayatın içinde sürekli itilen kakılan insanlar, lokantada kendilerine saygı ile hizmet edilmesini garipserler. Doğal(!) olanı tercih ederler. Saygısızlığı… Örneklerin sadece kitaplarda, skeçlerde olmasını isterdim veya sadece örneklerde kalmasını. Yine sosyal medyada paylaşılan bir videoda satıcının, ürünü müşterinin kafasına vurduğunu gördüm. Ve dükkanın önünde uzayan sırayı…

“Dermân arardım derdime, derdim bana dermân imiş. Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş“ der Niyazi. Kimseden şikayet etmeye hakkım/ız yok. İnandığımız her ne ise yapayalnız kalma pahasına, gerçeklemeye çalışmaya devam etmekten başkaca çözüm düşünemiyorum.

Gurupçuluğun zirve yaptığı bir ortamda yaşıyoruz. Farklı bir düşünce ile karşılaştığımızda hemencecik susturmaya, kalıplarımızın içine sokmaya çalışıyoruz. Sosyal medya algoritması da bunu destekliyor. Önümüze öyle paylaşımlar geliyor ki, sanki herkes bizim gibi düşünüyor. Bu manipülasyonun farkında değil miyiz, gerçekten inanıyor muyuz yoksa aldanmak mı istiyoruz?

Acı olan şu ki, bunları yazıyorsam benim de farklılıklara açık olduğum söylenemez. Aslolan veya ulaşılabilecek olan zirve, farklılıkları fark görmemek olmalı. Sanırım bu yeni bir aşama, bir adım, söylem. Sağını solunu, üstünü altını, önünü arkasını irdelemeliyim.

Görülen o ki, problemim, ilkelerimin beni aşması, benden fersah fersah ileride koşması. Buna rağmen onları bırakmak istemiyorum. Hayatın içinde kalmaya gayret ederek.

İlkelerim… Doğruluğundan herhangi bir şüphem olmadığı halde her zaman, küçük veya büyük, üzen veya sevindiren her hadisede yeniden ele almaya çalışıyorum. Sorguluyorum. Hem emin olabilmek hem de genişletebilmek, geliştirebilmek için buna ihtiyaç duymaktayım. Tabii ki, insanlarla kaliteli bir iletişim gerçekleyebilmek için de gereklidir bu. Tezlerimi sürüyorum ortaya. Onların irdelemelerine müsaade ediyorum. Açmazlarında doğruluyorum, doğrularında geliştiriyorum kendimi. Bunu yapabiliyorsam, yapmaya çalışıyorsam ilkelerimden vazgeçmek zorunda mıyım?

Bu sefer çok zorlandım nedense. Mutlaka başka hadiselerin de etkisi vardır. Yakın zamanda beni üzen diğerlerinin.

Farklılıkları fark görmemenin en uygun çözümleri bulabilmek için bir şart olduğunu düşünüyorum ama farkı görüyorum. Farklılıklara açık olduğunu iddia eden bir grup karşısında farklılıkları fark görmemenin gereğini anlatmaya çalışacağım. Bu sunumu yapabiliyorsam gurubun, iddiasında bir derece haklı olduğu söylenebilir. Ve onlara yanlış olduklarını ispat etmek gibi bir niyetim olamaz, olmamalı.

Problem nedir o zaman? Herkesin mutlu mesut yaşadığı bir ortamda, hala hepimiz için hep birlikte, mutlu mesut yaşamaya bir yol arayan ben!

Susmak bir çözüm olabilir mi veya neyi, nasıl konuşalım? 

Konuşacak isek…

***

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Sedat İlhan

Sedat İlhan

DİĞER YAZILARI Çözümsüzlük /5 Çözümsüzlük /4 Çözümsüzlük /3 Çözümsüzlük /2 Çözümsüzlük Sosyal Medya Bağımlılığı Sokağın Ruhu /2 Yazmak Bir İhtiyaç mıdır Sami Çelik Bey’e Karar Verilmişti Yalnızlık Çoğunluğun Olduğu Yer Sokakta Beşinci Gün /2 Sokakta Beşinci Gün /1 Neden Okumuyoruz Az Gittik Uz Gittik Kuran’da İnsan /10 Kuran’da İnsan - 009 Tanımlarımız Sokakta Dördüncü Gün  Kuran’da İnsan /8 Kur’an’da İnsan /7 Kur’an’da İnsan /6 Kur’an’da İnsan /5 Kuran’da İnsan /4 Kur’an’da İnsan /3 Kur’an’da İnsan /2 Kur’an’da İnsan /1 Wu Wei Felsefesi Sinoplu Diyojen İnsan Nedir /4 Sokakta Üçüncü Gün /3 Sokakta Üçüncü Gün /2 Sokakta Üçüncü Gün /1 İnsan Nedir /3 İnsan Nedir /2 İnsan Nedir /1 Hazırlık /2 Hazırlık /1 Taziye Ziyareti Her Zaman Haklıyız Anlaşıyorlar 68’li Bir Yazar İç Sesim Sıratı Müstakim Felsefesiz Edebiyat /2   Felsefesiz Edebiyat Saygının Yalnızlığı   Budist Dostum Sokakta İkinci Gün Sokakta İlk Gün Zamanı Okumak Yolun Sonu Göründü /5 Yolun Sonu Göründü /4 Yolun Sonu Göründü /3 Miras Haktır Bir Garip Yolun Sonu Göründü /2 Sokakta Olmak / Sedat İlhan Yolun Sonu Göründü /1 Negatif Düşünce / Sedat İlhan Sokrates’teki Ben Ben Deliyim İklim ve Enerji Âlim Çiftçi Kötü Bir Kimse Yok Konfüçyus 6 Duyan Gerek Yıl 1983 Konfüçyus /5 Biraz Hasbihal Konfüçyus /4 Konfüçyus /3 Konfüçyus /2 Konfüçyus /1 Sokrates Tiyatrosu Kadın Olmak Hayır Diyebilmek Bağ Kurma - İletişim Bir Yaşanmışlık Bir Ben Vardır Sokrates 10 Sokrates /9 Sokrates /8 Sokrates /7 Sokrates /6 Sokrates /5 Sokrates /4 Sokrates /3 Sokrates /2 Sokrates /1 Geçmişle Yüzleşmek /7 Geçmişle Yüzleşmek /6 Geçmişle Yüzleşmek /5 Geçmişle Yüzleşmek /4 Geçmişle Yüzleşmek /3 Geçmişle Yüzleşmek /2   Geçmişle Yüzleşmek Kötülerden Olmamak İyilerden Olmak
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
Advert
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA