Gerekli imiş. Bilgeler söylerler. Ama nasıl, ne zaman, kime karşı?
Harika bir toplantı idi. Herkes fikrini söyledi. Her söylenen insanlığımızdan, önyargılarımızdan, zaaflarımızdan, korkularımızdan, arayışlarımızdan, buluşlarımızdan izlertaşımakta. Bu nedenle hafife alınması, yok sayılması mümkün değil. Taban tabana zıt olsa bile.
Bir yanımız eskileri arar diğer yanımız özgürlüğü. Tabii ki, özgürlüğü tanımlamalıyız öncelikle. Hayır diyebilmek de özgürlüktür bazılarımız için, bazen evet diyebilmek de.
Hiçbir kimseyi hedef almadan düşünmeye çalışıyorum. Sadece insan, ben dahil. Ancak bu konuda başarılı olduğumu söyleyemiyorum henüz. Herhangi birisi ile konuşurken kelimeler açmazlarından haber veriyor. Mutlaka benimkiler de dinleyene, bilene, duyana.
Veya, hayır demenin ne kadar da gerekli olduğunu anlatmaya çalışmak… Yaşam felsefemizi hayır diyebilmek üzerine kurguladığımıza delil. Oturuşumuz, kalkışımız, mimiklerimiz; “Dur!“ diyor, sen yabancısın. Liseli ergen tavrı… Ne kadar dostça görebilir ifadeler. Oysa, yüreğe dokunmadığı sürece askıda kalmaya mahkum, kelimelerimiz, niyetlerimiz, temennilerimiz. Velev ki, Cennet olsun hediyesi.
Herşeye rağmen gördüklerimizin bize baktığını da unutmamalı. Algılarımız, muhataplarımızın bizcesi. Doğru bile olsa anlaşmaya yol olmayabilir. Çünkü bildiğimizi sanmalarımız bilmelerimize engel. Bize göre deniz derya bir avuç sudur belki ama bir kaşıkta boğulanlar var. Önceliklerimiz, hassasiyetlerimiz çok farklı. İşte bu ve benzeri nedenlerle çözüm adına ortaya sürülen argümanları yanlışlayıvermek yeterli değil. Aynı hatalı bakış açısının ürünü olur bu. Herhangi bir şey hoşumuza gitmediğinde akla ilk gelen şey, koy yasağı veya tanımlayıver gitsin. Oysa söylediğimiz, yaptığımız her şeyin bizim dünyamızda bir dayanağı, nedeni vardır. Dahası, eğer rahatlatacak ise söyleyeyim; haklıyız ve bunu tartışmaya kimsenin hakkı yok. Ancak haklı olmak mutlu mesut yaşamaya yetmiyor.
Kavramları masaya yatırırken ilgili tüm diğerlerini de gözönüne almalı. Aksi, ne anlamamız, anlaşmamız mümkün olabilir, ne de doğru çıkarımlar yapabilmemiz. Ara başlıkları belirledim önce. Üzerinden gidiyorum şu anda. Altını doldurarak örneklendirerek, açarak. Bu cümle doğru olmakla birlikte eksik, fark ettim. Bir kavram düşünelim, ilgili olduğu hiçbir şey olmasın. Veya, bir şekilde insana dayanmasın. Yok, diyorsak eğer konuştuğumuz farkındalığımızdır aslında. Neyi, niçin istiyoruz veya istemiyoruz?
Değerlendirmelerimiz tüm yönleriyle olmalı. Bunu sağlayabilmek için yeterince sorular sormalıyız. Yapıldığında zarar görülebileceği gibi yapılmadığında da güzel şeyler yaşanmayabilir çünkü. Hayır demenin gerekli ve güzel bir şey olduğunun anlatılmasına itiraz ediyorum. Evet demeyi konuşuyorsak bir gün, yine itiraz ederken bulabilirsiniz beni. Belki isyan ikinci adımdır benim. Veya her şey zıttı ile anlam buluyor. Karanlık olmasa ışığın kıymetini bilemeyiz. Kelime haznemizde yağmur duası var ama güneş duası? Güneş mi olmalı dosta düşmana yoksa hayır mı demeli…
Motivasyonumuzun zamana, zemine, muhataplarımıza göre değişiyor olması ortam okumalarımızın, muhataplarımızı önemsiyor olmamızın bir sonucu ise harika. Çünkü güzelliklere giden yolun şablonu yok. Hedeflerimize ulaştıracak olan yolları cetvelle belirleyebilmek mümkün değil. Ancak benliğimizin, bencilliğimizin kararlarımızı etkilemediğinden emin olmalı. Bu nasıl olacak, henüz bilmiyorum. İyilikte de, kötülükte de onun hissesi var çünkü. Benim için böyle. Hayır derken de evet derken de… Veya sadece öğreniyoruz, her zaman, her şeyden.
Kendimizi haklı çıkarmak üzere söylemler geliştirmek kendimize yalan söylemek olabilir. İçinde yaşadığımız o hal her ne ise, kendi irademizin, tercihlerimizin sonucudur. Güle oynaya geldik o ana, kıra döke… Kimseyi suçlamaya hakkımız yok. Hiçbir kimsenin bize; “Yaşattıklarını yaşa!“ demeye de hakkı yok. Yarını konuşabiliriz belki, hep birlikte. Tecrübedir edindiğimiz. Girmeyelim bir daha o çıkmaza. Neden bazı şeylere hayır demek zorunda hissediyoruz ki?
Sorumluluklarımız var, topluma, dostlarımıza karşı. Öncelikle kendimize tabii ki. Öğrenmek, öğretmek ama isteyene. Herhangi birisi ile bir iletişim kazası yaşadığımda fark ediyorum ki, bir şeyleri eksik, yanlış yapmışım, önyargılarımla hareket etmişim. Kendime verdiğim değeri diğerlerinin de kabul etmesini istemişim. Olmazsa olmazlarım, net kırmızı çizgilerim var. Aslında güzel bir şey.
Ancak sadece benim için. Özgürlük mesela. Benim adıma birisi karar veriyorken sakince uyarmak varken kendimi kaybetmemin başkaca bir açıklaması olabilir mi?
Seçimlerimiz… Kiminle, nerede, ne yapmak istediğimiz, konfor dairemiz ile sınırlı ise hiçbir şey öğrenmediğimiz söylenebilir. Mutlu mesut yaşıyorsak, devam. Hayallerimiz var ise, kendimizi geliştirmek istiyorsak veya, çözümlerimiz o dairenin dışında. Bizim yana yakıla aradığımız, bulduğumuzu sandığımız gerçeğimiz, bir kriterimiz diğerlerine ne ifade ediyor, neden?
Sanki asıl mesele özgürlük gibi durmakta. Hayır diyebiliriz. Evet de diyebiliriz. Ama özgürce…
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Yusuf Sarıkaya
Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir)
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /6 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Gevher Aktaş Demirkaya
Ekmeğin Tarihteki Yeri
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Musa Aşkın
Eğer
Sedat İlhan
Yapay Zekâm /2
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar