İhtiyacım var. Belki haklıyım ama neden mutlu değilim? Veya mutluluk nedir ki?
İşyerinde bir arkadaş. Anlatıyor da anlatıyor. Kendisinin ne kadar çok güzel şeyler yaptığını. Şeflerinin bile ellerinin ayaklarının birbirine dolandığı konuları, su içer kolaylıkta ve sakinlikte çözüverdiğini. Ama yine de birilerinin daha fazla para aldığını. Defalarca. Neden?
Benimle direkt iş ilişkisi olsa üstünlük kurmaya çalışıyor diye düşünebilirim. İşyerinde öyle bir iddiam da yok zaten. Ameleyim, kabul.
Beni dinlemesi için içini boşaltmasını bekliyorum. Bu şart. Arada birşeyler söylemeye çalışıyorum ama duymuyor, henüz. İçimde kopan fırtınalardan habersiz. Ters tarafıma denk gelene kadar. Sabır.
Aynı şeyi ben de yapmadığımı söyleyemiyorum. Biraz dinleyen birisini bulsam neler yapmayı planladığımı ve ne kadar ilerlediğimi, sevincimi, üzüntümü paylaşıyorum. İlginç olan şu ki, anlattığım kişilerin hiç de ilgilendiğini sanmıyorum, hissedemiyorum.
İki dostu bir araya getirmeye çalışıyorum. İkisi de benim için önemli. Almam gereken dersler var. Belki de dünyaya tutunduğum son dallar. Veya dünyaya dönme nedenlerim.
Ziyaretten nasıl bir fayda beklediğimi bilmiyorum. Çok tepkiliyim çünkü. Aynısını onun da hissettiğine inanmak istemiyorum. Her ne kadar negatif gibi görünen şeyler yaşamış olsak da hayatıma yön veren birisi.
Farklı bir üstad benim için. Bunu biliyor mu, emin değilim. Çünkü selam veriyor, nasılsın diye soruyor ve iyiliklerimin devam etmesini diliyor. İmam Gazali’nin düşünce sistemini, önerisini tercih ederdim. Soruyorsak bir dostumuza, anlatmasına müsaade etmeli. Ve elimizden geldiğince çözmeye çalışmalı.
Onun başının belası olabilir miyim, diye sorguluyorum.
Resmen kendisini kaybediyor iletişimde. Bütün dengeleri altüst. Bir insanın böyle bir duruma düşmesi? Değerlerimiz adına hem de. Belki de bilinçli yapıyor olabilir. Benim için büyük dersler var çünkü. Aksini kabul edemiyorum.
Seyahati organize etmek bana düşüyor. Ne düşünmeliyim? Çok isteksiz gibiler. Bu aslında pek çok insanda var sanki. Ben dahil. Korfor dairemiz. Veya meşguliyetlerimiz. Hiçbir şey tesadüf değil. Umarım sadece benimledir yaşananlar. Aksi halde farkındalığımıza erene kadar sonuçlarını yaşamaya devam edeceğiz. Attığımız adımlarımızın, aldığımız kararlarımızın bizi nereye götürdüğünü bilebilmemiz, görebilmemiz…
Hayır, demek çok daha zararsız aslında. Yolumuz belli olur. Ama evetlerimizin anlamsızlığı? Veremiyoruz kendimizi, dinlemiyoruz, anlamıyoruz, görmüyoruz, duymuyoruz. Ve anlaştığımızı sanıyoruz. Dilerim küçük dairede de böyle durumlar yaşanmıyordur. Ailemizde, eşimizle, çocuklarımızla.
Vazgeçsem mi diye soruyorum kendime. Tartışmaktan korkuyorum, istemiyorum. Ama sanki yolum netleşecek, sonraki adımlarım… Yüzleşmeliyim, kendimle, düşüncelerimle, yalnızlığımla, davamla.
Bir dostum alternatif tıptan bahsetti. Aklıma yattı anlattıkları. Bazı şeyler uygulamak istiyorum, kendim için. Her eve lazım aslında. Bir kaç kişi ile görüştüm. Herşeyi biliyorlar. Sadace biliyorlar.
Dostum tecrübelerini paylaştı. Çok ağır hastalıklarda bile güzel neticeler alınmış. Defalarca anlattı, saatlerce, bıkmadan, usanmadan. Çünkü konunun uzmanı o. Bilen konuşur. İhtiyacı olan dinler. Felsefe yapma, diyor bana. Demektir ki, henüz gerektiği kadar düşüncelerimi dengeleyememişim. Bunun çok fazla göstergeleri var zaten.
Bir boşluğuna geldi sanırım. Üç-beş cümle söyleme fırsatı bulabildim. Aslında benim özelime girdiğinden dolayı aslan kesiliverdim bir an. Bana, beni anlatmasını kabul edemezdim. Durum tespiti doğru dahi olsa, çözümleri ancak ve ancak kendimiz bulabiliriz çünkü. Ben, bana göre görürüm, kelimelere dökerim, söylerim ama sen tecrübelerine göre anlarsın, dedim. Benim için sarfettiğin o söylemler aslında sensin. Bir saniye, dedi, kafam karıştı.
Evet, kafası çok karışık. Dermanı bende. Benim de onda. Belki… Vahşice şeyler söyledi çünkü. Faydasız, kendi sorumluluğunu almadan, marifet bilerek.
Bir dostum, bilge kadın. Sorularıma cevaplarımı bulabildiğimde belki de onunla bir çocuk gibi seksek oynayabilirim.
Hayatı akışına yaşamak… Başının belasıyım onun da, çok fena sarstım. Dengesizliklerinin içinde bir dengesi var çünkü. Bilmek yetmiş olsa idi söylerdim. Doğru bile olabilirdi tanımlarım. Yetmiyor.
Ondan alacağım en önemli ders bu belki de.
Beni sevdiğini söyler. Nedendir bilmiyorum. Belki acıyordur. Veya gençliğini görüyordur. Geniş bir yüreği bile olabilir. Herkesi içine alabilecek kadar.
Beni anladığını ifade eden cümlelerine rağmen kendi hayatını yaşaması? Cevabını bulamıyorum henüz. Belki de doğru olanı yapıyor. Evi ile ilgileniyor, bahçesi, çiçekleri, dostları, sağlığı… İhtiyaç hissettiklerimizin kölesiyiz diye düşündürüyor bana. Onunla zamanımı paylaşmakta zorlanıyorum. Beklenti, verici olamama, diğerleri ile huzur bulamama? Veya önceliklerim… Belki de tilki-üzüm misali. Çünkü az biraz gözümü dünyaya çevirdiğimde, içimdeki BENi görüyorum. Hangimiz gerçek? Sormaya korkuyorum.
Ve hayat devam ediyor. Dün yaptıklarımızın sonuçlarını yaşıyoruz. Bugün yapmadıklarımızın acı meyvelerini yarın yiyeceğiz…
Kuran’da atalarının dini üzerine olanlar anlatılır, kötü bir şekilde. Her an herşeyden bir ders çıkarmaya ve bunları hayatına geçirmeye çalışmayan herkes bu ayetlere muhatap olmalı.
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar